Siz bir ülkenin başında bulunan en yetkili insan olsanız. Ülkenizin temel sorunlarından biri olan ve ülkeyi kan gölüne çeviren bir sorunun çözümünü mü sağlardınız yoksa çözümü buzdolabına koyup kanın akmasını mı seyrederdiniz?

Şimdi bu soru karşısında “canım böyle saçma bir tercih önerisi mi olur” dediğinizi duyar gibi oluyorum ancak ne yazık ki sizin tercih ettiğiniz cevap bizim ülkemizde en yüksek makamda oturan yöneticimiz tarafından benimsenen bir cevap olmayabiliyor. Tabi cevabınızı çözümden yana kullandığınızı düşündüğümüz için böyle söylüyoruz.

7 Haziran seçimlerinden önce siyasilerin seçim meydanlarında yaptıkları konuşmaları duyunca bir hatırlatma yapma gereği duymuştuk. Ve demiştik ki bu konuşma tarzı, bu hitabet  şekli ülkeye kazandırmaz, siyasete kazandırmaz, liderlere kazandırmaz. Bu tarz ancak kaos yaratmaya yarayan bir yaklaşım tarzı olur.

Peki dinleyen oldu mu?

Hayır, dinleyen olmadı maalesef!

Peki, ne oldu?

Görüyoruz işte liderlerimiz bir çuval inciri berbat etti ve ülkemiz şimdi oluk oluk akan kardeş kanının nasıl durdurulacağı ile ilgilenmek zorunda kaldı.

Elinde silah tutanların yere yatırılan şantiye işçilerine “size Türkün gücünü göstereceğiz” derken “başınızı eğin yüzüme bakmayan lan” demesini anlamak mümkün!

 Ya da elindeki silahı ile canını dişine takıp yaşamaktan vazgeçerek yol kesen bir militanın hitabetini anlamak da mümkün!

Ancak koskoca ülkeyi yönetme sevdasında olan insanların, toplum önderlerinin, siyasi parti liderlerinin birbirlerini alçaklıkla, şerefsizlikle, hırsızlıkla itham etmelerini nasıl anlayacağız?

Hatırlarsanız rahmetli cumhurbaşkanlarımızdan biri “anayasayı bir kez delmekle bir şey olmaz” dediğinde neredeyse kıyamet kopmuştu. Çünkü eğer devletin başında bulunan yöneticiler yasaları dinlemez, dikkate almaz ve ihlal ederlerse vatandaşın ne hukuka, ne hakka ve nede yöneticiye güveni kalmaz. Güvenin olmadığı yerde de ne huzur olur ne rahatlık.

Geçen gün bakanlar kurulu kararı ile 30 Ağustosta emekliye ayrılacak olan Genelkurmay başkanı Necdet Özel’e devlet şeref madalyası verilmesi kararlaştırıldı. Bu karar cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın önerisi ile alınan bir karar oldu. Bu bir şekilde Genelkurmay başkanına duyulan şükranın bir ifade olarak da değerlendirilebilinir. Çünkü ordunun yönetim kademesinin siyasal iktidarın tavırları nedeniyle görev bıraktığı bir dönemde silahlı kuvvetlerin teamüllerine uymayan bir şekilde Sayın Özel jandarma Genel komutanlığından Genelkurmay başkanlığına gelmeye kabul eden tek kuvvet komutanı olmuştu. Bu jestinin karşılığında devlet şeref madalyası ile onurlandırılması da doğal görülmelidir.

İşte bu madalya töreninde konuşan devletin en üst yöneticisi ve ülkenin cumhurbaşkanı çözüm süreci ile ilgili yaptığı açıklamada çözüm sürecinin iyi anlaşılmadığını belirterek çözümü buzdolabına koyduklarını ifade ettiler. Ülke sınırları içerisinde tek bir militan kalana kadar ve silahlar gömülmeyene kadar da operasyonların ve mücadelenin bitmeyeceğini belirti. Üstelik sırça köşklerde oturanların vatan evlatlarının kanının dökülmesini seyrettiklerini hatırlattı!

Bir süredir konuşmalarına ara veren cumhurbaşkanının bu çıkışı ile barış ve ateşkes çağrılarının en yüksek tepede nasıl algılandığını da öğrenmiş olduk.

Peki, ne yapmalıyız?

Bu ülkenin heba olmasına göz göre göre seyirci mi kalacağız?

Elbette kalmayacağız.

Bizler bu vatan evlatlarının ölmemesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Barışta ısrar etmeye devam edeceğiz. Minicik yuvalarımızda başımızı yastığa koyduğumuzda rahat uyumayacağız. Kanları akan evlatlarımızın dertleri ile dertleneceğiz. yıkılan yuvaların acısı ile dertleneceğiz. Babasız kalan çocukların dertleri ile dertleneceğiz. Evlatsız kalan anaların acıları ile dertleneceğiz. Genç yaşta kör kurşunlara hedef olan gençlerimizin acısı ile dertleneceğiz. Varsın bin odalı saraylarda, yüksek rakımlı tepelerde, deniz kıyısındaki villalarda yaşayanlar sadece konuşsunlar ama biz dertlenmeye devam edeceğiz.

Siyasal iktidar hırsı, daha fazla yetki isteği, daha fazla zenginlik için evlatlarımızın ölmesine seyirci kalmayacağız. Rahat uyumayacağız ve akan evlat kanları bu kanın akmasına neden olanları da rahat uyutmayacaktır. Buna da müsaade etmeyeceğiz.

Biz sorunların çözümünün buzdolabına kaldırılmasını değil sorunların ortadan kaldırılmasını ve durdurulmasını isteyeceğiz. Bunu için çaba göstereceğiz. Haktan ve halktan yana olacağız. Devlete de millete de birlikte sahip çıkmaya çalışacağız. Çünkü çok iyi biliyoruz ki bu ülkede kahraman olmak da hain olmakta esen rüzgârlara göre çok çabuk değişebilmektedir. Dün Ergenekon soruşturmaları yapanların bu gün aranıyor olması buna çok güzel bir örnek değil mi?