Her büyük bir çocuktur aslında çünkü ebeveynlerin gözünde çocuklar kaç yaşında olursa olsunlar onlar çocukturlar.
Biz ne dünyanın herhangi bir ucunda, ne yanı başımızda, ne dostumuzun, ne düşmanımızın çocuğu ölmesin diyenlerdeniz.
İnsanların hangi dinden olduklarına, hangi renge sahip olduklarına, hangi ırktan veya milletten olduklarına, zenginliklerine, fakirliklerine, yakışıklılıklarına, çirkinliklerine, dillerine bakmayız. Bizim için insan olmaları yeterli kriterdir.
İnsanların eziyet çekmelerine de üzülürüz biz. Kim tarafından kime bir haksızlık yapılsa elimizden, gelmezse dilimizlen, o da olmazsa duygularımızla eziyet edeni lanetleyenlerdiniz.
Hele insanların başkalarının bolluk içinde yüzmeleri yüzenden başka yerlerdeki insanları çocukları yoksulluktan, çaresizlikten, açlıktan ölüyorsa işte buna tepki göstermek temel bir görev olarak karşımızda durmaktadır.
Biz insanların çocukları ölüyor diyoruz yönetenler yok öyle bir şey diyemiyorlarsa da sessizliklerini korumaya devam ediyorlar.
Sessiz kalmak olup biteni onaylamaktır. Haksızlık karşısında susanlardan olmamak için konuşmak gereğini yapmak gerekiyor.
İlimizde ellinin üzerinde insanın akıbetleri bilinmemektedir. Evlerinden, iş yerlerinden, caddelerden alındıktan sonra bir daha haber alınamayan onlarca insanın akıbetini soruyoruz yıllardır. Anneleri, babaları çocuklarımız diyor ama yetkililer duvar kadar sessiz duruyor karşımızda ses bekliyoruz ama nafile …
İnsanların temel hakları olan yaşam hakları ihlal edilmiş bağırıp çağırıyoruz duyan yok.
Çünkü hala çözümü ölmekte, öldürmekte, yok etmekte, çatışmakta bulanların sayıları veya güçleri bizim gücümüzden daha fazla…
Yine de ne olursa olsun insanların birbirlerini öldürmelerini barışı engelleyemeyeceğini herkesin kavraması lazım. Elinde silahı olanın, gücü olanın artık bu gerçeği görmesi lazım. Devlet konuşmaz, devlet adım atmaz, devlet çizgi çizer diye bir mantık yoktur. Tam aksine insanların aksine devlet duygu sahibi olmasa da vicdan sahibi olmak zorunda ve çözüme giden yolda ne gerekli ise insanların yaşamlarını koruyarak gerçekleştirmek zorunda.
İnsanlarımız açlıktan ölürken elde silah çatışmanın bir anlamı da yok. Sadece güneydoğuda değil ülke genelinde insanlar perişan. Evrensel gazetesinin haberine bir göz atalım. Samsun da bir çocuğumuz açlıktan ölmedi mi? Haber;” 17 Ocakta yaşamını yitiren, 2.5 aylık Kübra Bebek açlıktan ölmüştü. Kübra Nazar Bakırcı ölmeden 25 gün önce ailesi tarafından Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine götürülmüş ve burada yapılan muayenede sadece yoksul ailelerde görülen ve yoksul hastalığı da denilen ‘malnutrisyon-kistik fibrozis’ yani beslenme yetersizliği tanısı konulduğu öğrenilmişti.
Kübra bebeğin babası Baba Murat Bakırcı’ya ise 15 Nisan 2008 tarihinde ‘iş kazası’ nedeniyle sağ ayağını bilekten kaybetmiş olmasına rağmen yapılan başvurulara rağmen herhangi bir maaş bağlanmamış olduğu ortaya çıkmıştı. Başka hiçbir geliri olmayan aile komşuların yardımıyla geçinmeye çalışırken Kübra bebek açlıktan ölmüştü.”
Sadece meselenin bu kadar olduğunu sanmayın ülkenin ne durumda olduğuna bir de OECD verileri ile bakmak gerekir.
Buyurun size tablo;” OECD, Türkiye’de açlık sınırında yaşayan çocuk sayısının yüzde 24.6 olduğunu açıkladı. Türkiye bu oranla üçüncü sırada.
İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), ilk kez aile değerleri üzerine hazırladığı “Aileler değişiyor” başlıklı raporda 34 ülkedeki kadın iş gücü, aile ferdi sayısı ve yoksulluğu ele aldı.
OECD raporunda, Türkiye’de açlık sınırında yaşayan çocuk sayısının yüzde 24.6 olduğu belirtildi. Bu oranla Türkiye, 39 ülke arasında İsrail ve Meksika’nın ardından üçüncü sırada. İstatistiklere göre Türkiye’de her 4 çocuktan biri açlık sınırında yaşıyor. OECD ortalaması yüzde 12.7. Rapora göre açlık sınırında çocuk sayısının yüksekliği için “Türkiye’deki kadın iş gücünün büyük ölçüde azalması çocukların açlık oranının artmasına sebep oldu” tespitinde bulunuldu. OECD ülkeleri arasında yoksul ailelerden gelen çocuklar arasında obezite yaygınken, Türkiye ve Rusya’daki çocuklarda aşırı kilo görülmemesine dikkat çekildi.”
Ülkeyi güllük gülistanlık görenlerin dikkatlerini sunulur.