Çocuk masumiyetin simgesi olarak temizlik ve saflığı ifade eder. Yaptıklarının sonuçlarını değerlendiremeyecek durumda olduğu kabul edildiğinden yaptıklarının suç olma ihtimalini ve sonuçlarını idrak edemediği varsayılan varlıklarımız. Onlara gösterilen sevgi aynı zamanda insanlığa gösterilen sevgi ve saygı olarak kabul edildiğinden başta siyasi çevreler olmak üzere herkesin yanlarında poz vermeye özen gösterdiği varlıklarımız.
Saflık, temizlik, masumiyet simgesi olan çocuklarımız!
Ancak buna rağmen son zamanlarda ülkemizde çocuklarla ilgili hoş olmayan gelişmelere tanıklık yaptığımızı belirtmemiz gerekiyor.
Sokaklarda kalan çocukların durumu,
Suça bulaşan çocukların durumu,
Cezaevlerine düşen çocukların durumu,
Kimsesiz kalan çocukların durumu,
Öldürülen çocukların durumu
Ve son olarak da fişlenen çocukların durumu hep tartışma noktası oldu.
Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesi ile tutuklanan 16 yaşındaki lise öğrencisinin itiraz üzerine serbest bırakılması ile gündeme gelen çocukların durumuna Adalet Bakanı Bekir Bozdağ; “Çocukların tutuksuz yargılanmaları esastır” diyerek aslında bir yol göstericiliği yapmıştı ancak daha bu olay sıcaklığını korurken CNN TÜRK kaynaklı bir haberle yeniden sarsıldık. Haber şöyle; “Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü, 2 Ekim 2014- 30 Kasım 2014 tarihleri arasında gösteri ve yürüyüşlere katılan 200 çocuğu tespit ederek, haklarında "çalışma yapılması" için listeyi Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gönderdi. Listenin kamuoyuna yansımasıyla birlikte de çocukların bile fişlenmesi ve ihbar edilmesine ilişkin tartışma başladı. Üstelik polisin, Milli Eğitim'e gönderdiği listede kimlik bilgileri bulunan çocukların tümü 15 yaşının altında, biri 8 yaşında, 2'si 9 yaşında 9'u ise 10 yaşındaydı."İşlem yapın, Din Hizmetleri Şubesine bildirin" talimatı. Daha sonra bazı ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin polisin "fişleme ve ihbar listelerinde" yer alan, "çalışma yapılması" ibaresini, "işlem yapılması" şeklinde revize ederek, gereğinin yapılması ve sonucunda müdürlüğün Din Hizmetleri Şubesi'ne bildirilmesi yönünde okullara talimat gönderdiği ortaya çıktı. Merkez Sur İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğü'nden 24 Aralık'ta tüm okullara gönderilen yazıda, "İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün Suça Sürüklenen Çocuklar ile ilgili 11/12/2014 tarih ve 6353182 sayılı yazısı yazımız ekinde gönderilmiş olup, ekli listede adı geçen çocukların durumları araştırılarak, bilgilerine rastlanan öğrenciler hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve yapılan çalışmalarla ilgili Müdürlüğümüz Din Hizmetleri Şubesi'ne bilgi verilmesi hususunda, gereğini rica ederim" denildi."Yanlış yazmışız" Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden son gönderilen yazıda, "çalışma" yerine, "işlem" yazılması ile yapılan çalışmalardan müdürlüğün Din Hizmeleri Şubesi'nin bilgilendirilmesi ifadelerinin yanlışlıkla yazıldığını öne sürdü. Yetkililer, çocuklarla ilgili çalışma yapılmasındaki kastın ise, "çocuğun disiplin işlemine tabi tutulup hakkında idari işlem yapılması değil, rehabilite edilmesi ve istemesi halinde psikolojik destek verilmesini" kapsadığını iddia etti. Gelişmelere ilişkin Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, bunun fişlenmeye doğru giden bir çalışma olduğunu belirterek, "Emniyet burada bu çocuklar hakkında 'disiplin işlemi yapın, izleyin, gözetleyin' diyor. Bu doğru değildir" diye konuştu. HDP’nin Hukuk ve İnsan Hakları'ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ise, "Polisin burada çocukları okullara ihbar ettiğini, çocukları peşinen, 'suça sürüklenen çocuk' diye suçladığını, bu belirlemenin yargı tarafından yapılması gerektiğini söyledi. Beştaş, "Bu politika hükümetin son dönemlerde izlediği politikadan bağımsız değildir. Eğer Emniyet ve Milli Eğitim çocukları korumak istiyorsa toplamsal olaylarda vurulan çocukların sorumlularını önce ortaya çıkarsınlar" şeklinde konuştu.(CNN Türk 26.12.2014)”
Tam da hadi buradan yakın denilecek bir durumla karşı karşıya bulunmaktayız. Konuyu iki yönlü değerlendirmek gerekiyor. Birincisi çocukların siyasal amaçlarla alanlara çıkarılmasının doğru bir yaklaşım olmadığını belirtmek gerekiyor. Alana çıkardıktan sonra kararın hangi merci tarafından verileceği artık bir önem arz etmiyor. Çünkü sonuç itibariyle çocuk yaptığının sonuçları ile değil o an için kendini neye kaptırdığı ile ilgilenir. Başına gelen olumsuzluk karşısında ise sadece oturup ağlar. Bu nedenle bu gerçeğe göre durumu değerlendirmek gerekiyor.
İkinci hususa gelince. Kamu adına veya devlet adına çalışan kurum ve kuruluş temsilcilerinin de söz konusu çocuk olunca farklı bir anlayış ile olaya bakmaları gerekmektedir. Durumdan vazife çıkarmak veya işgüzarlık yaparak çocukları sağa sola şikâyet etmek, fişlemek, geleceklerini karartmak doğru bir tavır ve yaklaşım değil. Buna benzer olaylar birkaç kezdir değişik illerimizde gerçekleşiyor öğretmen veya öğrencilerin isimleri okullara veya Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderilerek ceza müessesesi çalıştırılmak isteniyor. Bu yolun doğru yol olmadığını herkesin bilmesi gerekiyor. Çocukların siyasi amaçlarla sokağa çıkarılması kadar o çocukları fişlemek de doğru bir yaklaşım değil ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur. Bu nedenle başta kolluk gücü olmak üzere herkesin hassasiyet göstermesinde fayda bulunmaktadır.
Next