Ne zaman ortalık durulmaya başlasa,
 
Ne zaman insanın çözüme yönelik duyguları yeşerse,
 
Ne zaman geleceğe umutla bakmanın ışığı görünse,
 
Birileri sanki bu duyguların köküne incir ağacı dikmeyi bekliyormuşçasına ortaya çıkar ve yaptığı hareketle bir çuval inciri berbat etmeye yeltenir.
 
Bu hareketlerin bir kısmı teorik ve pratik arasındaki farklılığı fark etmeyen kesimlerden kaynaklanıyor olabilir ancak birçok adım da kişisel ego veya yetmezlikten kaynaklanır. Atılan yanlış bir adım, çakılan küçük bir kıvılcım yersiz ve zamansız olunca ortalık ateş çemberine döner.
 
Toplumumuzun değişik alanlarda sorunları bulunmaktadır. Yaşadığımız kaotik dönemin yaraları kapanmış değil. Hukuksal düzlemde ve siyasal alanda yapılan ve yapılması düşünülen adımlar yavaş yavaş gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Akan kan pıhtılaşmaya çalışıyor. Ama durmuş değil. Son bir yıllık çatışmasızlık dönemi Kürt sorununun çözümü noktasında bizleri ve toplumun geniş bir kesimini umutlandırıyor. İşte tam da bu noktada herkesin çözüme katkı sunması gerekir.
 
Akan kanın durması, açılan yaraların kabuk bağlaması, kin ve nefret tohumu yerine sevginin yeşermesi için insanlığa , insanlık bağı ile bağlı olan herkesin ellinden gelen çabayı göstermesi gerekir. Herkes kendi çalışma alanında bu ateşe bir damla su dökerse ülkemiz de bizler de rahata ereriz.
 
Bu çalışmalar ve durumun bazı hassas noktaları var. Bu hassas noktaların başında cezaevleri gelmektedir. Cezaevleri silahların konuşmadığı ancak acısı ile ülkenin kanayan yarası. Türkiye cezaevlerinde kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunduğu malum. Son yıllarda yapılan yasal değişiklikler sayesinde uygulanan şartlı salıverilme ve benzeri uygulamalar neticesinde bu sayıda önemli azalmalar yaşanmış olsa da tutuklu ve hükümlü sayısının yüksek oluşu bizim gerçeğimiz.
 
Burada bulunan insanların devlet güvencesinde oldukları da malum. Ancak kanunun uygun gördüğü cezaya çarptırılmış bulunan veya tutuklu bulunan bu insanların değişik uygulamalarla canlarından bezdirilmeleri doğru bir davranış değil. Kabul ediyoruz; cezaevleri ayrı bir dünya. Buralarda düzeni sağlamak zor ancak bu aynı zamanda cezaevleri yöneticilerinin kendilerine ayrı bir cumhuriyet ilan etmelerini gerektirmiyor. Hele böylesi hassas koşullarda keyfiyet asla kabul edilebilecek bir durum değil. Sonuçta cezaevi yönetimleri ve yöneticileri bir kamu görevi ifa ediyorlar ve bu görevlerini ifa ederken kendi korumaları altında bulunan insanlara düşmanca davranma, haklarını kısıtlama, kişiliklerini ortadan kaldırıp onları yaşamdan küstürecek duruma getirme hakları bulunmaz bulunmamalı.
 
Evet, cezaevlerinde bulunan herkesin normal davranışlar sergilemediğini veya sergileyemediğini de kabul edebiliriz ancak başka gerçeklerin varlığı da ortada. Kontrol ve otorite cezaevlerini hücreye dönüştürmeden de gerçekleştirilebilir. Bu yönetim bilgisi ile olmalı.
 
Bir de bizim bize özgü durumlarımız var. Buna dikkat etmek gerekiyor. Cezaevlerinde on bin civarında siyasi tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır ki bunların büyük bir bölümü PKK veya Kürt meselesinden kaynaklı suçlamalarla cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü olarak kalmaktadır. Bu kesim tutukluların aileleri ve yandaşları tarafından desteklendikleri ve kendilerine yönelik uygulamalara karşı sessiz kalınmadığı da bilinmektedir. Bunun son örneğini geçen sene yaşanan açlık grevlerinde fiilen görmüştük bu gerçeklik bilindiği halde ve ülkenin içinde bulunduğu böylesi hassas bir süreçte kalkıp sinemaya gitme hakkını engellemek
 
Spor yapma hakkını engellemek
 
Telefonla görüşme sürelerine kısıtlamalar getirmek
 
Gibi uygulamalarla insanların isyana yöneltmek ne kadar doğru ve iyi niyetli bir çalışma ve otorite kurma anlayışı olarak kabul edilebilir?
 
 Bu uygulamalar nedeniyle Batman M tipi cezaevinde hareketlilikler yaşandı. Başsavcı Muhammed Emre Ejder’in bir an önce duruma el atması ve böyle gelişmelere mahal vermemesi temel istek. Cezaevi Müdürünün de cezaevi ve Bölge hassasiyetine göre yönetim sergilemesi bir gereklilik. Yasa veya yönetmelikte böyle yazdı diye zorluk çıkarmaya gerek yok yasa ve yönetmelikler işlerin kolaylaştırılmasına hizmet ettirilmek için kullanılsa daha güzel şeylerden bahseder olacağız. İyi bir idarecinin yapması gereken örnek uygulamalarla çalışmalarını kamuoyuna sunmasıdır yoksa isyan çıkartacak uygulamalarla duyulan sesler hoş sesler değil. Çünkü cezaevleri keyfiyet kaldırmıyor.