Son zamanlarda ortaya çıkan olağanüstü koşullar nedeniyle birçok alanda günün ihtiyaçlarından kaynaklanan düzenlemeler yapılmaktadır. Bu ihtiyaçlar güncel koşullardan kaynaklandığı için şu anda bir sorun teşkil etmiyor gibi görünse de veya işin muhataplarının görüşleri ve duyguları pek önemsenmemiş görünse bile bu meselenin ileride farklı sorunlar ve sonuçlar doğuracağını da unutmamak gerekiyor.

Bu konulardan biri de ölülerin gömülmesi meselesidir. Bilindiği gibi son olarak 16 oçak 2016 tarihli resmi gazetede yayınlanan yönetmelik değişikliği ile 19 ocak 2010 tarih ve 27467sayılı resmi gazetede yayınlanmış olan Mezarlık yerlerinin inşası ile cenaze nakil ve defin işlemleri hakkında yönetmelikte değişiklik yapıldı.

Adı geçen yönetmelikte amaç: “sıhhi açıdan mezarlık yer seçimi kriterlerinin tespiti ve ölümden define kadar bütün iş ve işlemlerin usul ve esaslarını  belirlemek” şeklinde açıklanmıştır. Aynı yönetmeliğin kapsamı ise “Bu Yönetmelik sıhhi açıdan mezarlık yer seçimi kriterlerinin tespiti, mezarlık ile mezarların tesis ve inşası, gömme izin belgesi verilmesi, cenazelerin yıkattırılması, kefenlenmesi, tabutlanması, nakli, defni ve icabı halinde mezarlıktan tekrar çıkartılması ile sağlık açısından mahsuru bulunan cenazelerin ne suretle defnolunacağı, ölü küllerinin nakli ve muhafazası ile ilgili usul ve esasları kapsar” olarak tanımlanmıştır.

Son değişiklik ise şu şekilde tanımlanmıştır:

MADDE 1 – 19/1/2010 tarihli ve 27467 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına “önlenmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “mülki idare amirleri,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 39 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(5) 31/7/2004 tarihli ve 25539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adlî Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca gömülmek üzere ailesine veya yakınlarına ya da belediyeye teslim edilen cenazeler, yirmi dört saat içinde defnedilir. Zorunlu hallerde mülki idare amiri tarafından bu süre uzatılabilir. Süresi içinde defin işlemi yapılmayan cenazeler, mülki idare amirinin kararıyla bulunduğu yerden alınarak gömülür.

(6) Mevzuatta defin görevinin mülki idare amirlerine verildiği durumlarda, defin işleminin yerine getirilmesi amacıyla mülki idare amirleri tarafından kamu kurum ve kuruluşlarına görev verilir.”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin Çeşitli ve Son Hükümler Bölümüne 43 üncü maddeden önce gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Mülki idare amiri tarafından alınacak tedbirler

MADDE 42/A – (1) Halkın sağlığı, huzur ve esenliği ile kamu düzeni ve güvenliğinin olumsuz etkilendiğinin mülki idare amiri tarafından tespit edilmesi durumunda bu Yönetmelikteki iş ve işlemlerin yapılması için mülki idare amirince gerekli tedbirler alınabilir.”

Bilindiği gibi bir cenazenin dini ve insani vecibeler usulünce kaldırılması için gerekli çalışmalar ailelerinin refakatinde ve desteğinde gerçekleştirilmektedir. Bu görev ailelerin veya cenaze yakınlarının son görevi olarak algılanmakta ve yerine getirilmektedir. Bu nedenle cenaze aile ve tanıdıkların katılımıyla gömülmektedir. Yurdumuzun büyük bir bölümünde cenazelerin defninden sonra aile tarafından en az üç gün süren taziyeler düzenlenmektedir. Taziyelere de ölüme gerçekleşen şahsın tanıdıkları, yakınları, arkadaşları gelerek aileye baş sağlığı dilemektedir.

Her ailenin eğer kırsal bölgelerde ise bir de mezarlığı veya ortak mezarlıkta yeri bulunmakta ve aile ölülerini beklide vasiyetleri gereği istenilen yere gömmektedirler. Bütün bu işlemler de belli bir kutsallık işleyişi ile yerine getirilmektedir.

Zorunlu durumlarda veya kimsesizlerin cenazeleri ise Belediyeler tarafından gömülmektedir.

Özetlersek ailelerin cenazelerini gömmeleri hem bir hak, hem bir sorumluluk hem de bir ödevdir. Bu nedenle gerekçesi ne olursa olsun sahibi bulunan cenazelerin zora veya kanuni veya yönetmelik değişiklikleri ile aile ve yakınlarının izni olmadan alınıp devlet gücü ile gömülmeleri doğru bir yaklaşım değildir.

Yapılması zorunluluğu doğan hallerin oluşması durumunda da mesele yaygınlaştırılmadan veya yönetmeliklere başvurulmadan mülki amirlere tanınacak bir ek düzenleme ile ve “olağanüstü” koşullar vurgulaması ile düzenlenmeliydi.

Çünkü bu düzenleme normal koşullardan kaynaklanmış değildir. Çatışmalı süreçlerin sonucudur ki düzenlemenin kendisi bile ileride telafisi mümkün olmayabilecek görev çatışmalarına neden olabilecektir. Bu nedenle de insanlar yaşadıklarında tabi tutuldukları değişik ayırımlara bari ölüyken uğramamalıdırlar. Çünkü mesele cenazenin gömülmesi ile bitmiyor! Şimdi cenazesi Belediye tarafından gömülen veya cenazesi Valilik tarafından gömülen diye bir ayırıma mı doğru gideceğiz?