Uzun yıllardır İstanbul’da yaşamakta olan ve kardeşim kadar yakın bir arkadaşımın (Cineyt AYDIN) cenazesinden sonra İstanbul’un nemli ve değişik havası iyi gelmedi. Akciğere bakınca doktor, “zatürre başlangıcı gibi ama yine de erken müdahale etmiş olacağız” dedi. Buna rağmen yine de 10-15 gün kadar ev hapsinde kaldık. Olsun, dinlenme ve ilaçlara yüklenme sonucu korkulan olmadı ve atlattık çok şükür. Kozluk’un “mis” gibi havasına kavuşunca da iyice bir toparlandık. Bir de baktık ki hastalık tembelliğe de bahane olmuş, yazmayı falan unutmuşuz.  Bunu fark eden dostumuz Arif, “Ne oluyor abi, postu iyice serdin bakıyoruz, yazılarınızı özledik valla, nekahat dönemi bu kadar uzatılır mı, bak “2 Mart” geldi, Allah bilir ya, onu da unutmuşsun” diye diklenince kendimize geldik.
       Doğru ya, “2 Mart”  ÇAĞDAŞ Gazetesinin doğum günü. Hastalık sonu rehavet unutturmuş, ne yalan söyleyelim. Kapıldığımız grip o kadar şiddetliymiş ki, hatırlatmazsa Arif, Rahmetli Enver dostumuzla birlikte saptadığımız ve isim babası olduğum bir gazetenin bu önemli gününü atlayıverecektik neredeyse.
28.Yılına girdi ÇAĞDAŞ.
27 yıldan beri  yazmıyor olsak bile o kadar bir zamandır aralıksız ÇAĞDAŞ’la dostuz.
İnsanî ilişki elbette önemli ama gazeteyle olan kopmaz bağım salt bununla açıklanamaz. “Batman Çağdaş”, deklere edilmemiş olsa bile “demokrat-liberal” çizgisini yaşamın her döneminde pratikte göstermiş bölgemizin en turatlı ve en büyük gazetelerimizin en önemlilerindendir.
ÇAĞDAŞ’ı seviyorum.
Zaman zaman aralıklı da olsa on yılı aşkın bir zamandan beri onda yazmaktayım. İzleyen okurlar bilirler yazılarımda (Batman’ın güncel sorunlarını en iyi bilen ve Batman’da yaşayan arkadaşlara bırakarak),  gündeme düşen daha çok “ toplumsal ve siyasi” konuları analiz ve irdelemeye çalıştık. İtirazcı ve muhalif kalemimizin gazetemiz Genel Yayın Yönetmenini birlikte yıllarca hapisle yargılamaya götürecek kadar “sert” olmasına aldırmaksızın söz konusu satırlarımız hiçbir zaman engellenme ya da sansüre uğramadı.
Bu bana yeter!
Arif dostuma minnettarım.
ÇAĞDAŞ’ı seviyorum.
Yayınlanmış üç kitabım var. Elimdeki son çalışma (Kürtçe)  da yakında basıma hazır olacak. Kabul edilirse eğer bütün bunlardan önce “yazarlık” vasfını bize asıl kazandıran ÇAĞDAŞ’tır. Yazı yazma bir meziyettir. Ama şahsen bana bunu sağlayan ve sağlatan elinizdeki gazetedir. Ona çok şey borçluyum.
Bu yüzden onu çok seviyorum.
Onun uzun ömrü kadar birlikte olabilseydim keşke diyorum, ne iyi olurdu.

Nice yıllara.