Cumhuriyet´ten bu yana Kürtler, çok zor süreçlerden geçti. Kürtler, kimi zaman yok sayıldı, kimi zaman kıyımdan geçirildi, bazen dilleri tümden yok sayıldı, bazen de birbirlerine vurduruldular. Sistem; Kürtlerin üzerine gittikçe Kürtler de başkaldırdı. Sistem, Kürtleri yok saydıkça; Kürtler köklü kültürlerine dayanarak varlıklarını gösterdiler. Bu böyle uzun yıllarca devam etti ve sonunda köklü Kürt kültürüyle baş edilemeyeceğini anlayan sistem, Kürtlerin varlığını kabul etmek zorunda kaldı. Sistem, Kürtlerin varlığını kabul etmek zorunda kaldı kalmasına; ama bu sefer öyle bir sorunla karşı karşıya kaldı ki içinden nasıl çıkılacağını sistemin kendisi de hesap edememekte. Çünkü yıllarca medyasıyla, kurumuyla, iktidarıyla v.s. Kürtleri yok sayan zihniyet bugün Kürtlerin varlığını, Türk halkının bir bölümüne kabul ettirememekte. Ülkenin en büyük sorununun Kürt Sorunu olduğunu izah edememekte, yıllarca inkâr ettiği bir sorunu başı sıkışınca bu sorunun varlığını kendi halkına kabul ettirememekte. Daha da dağıtmadan asıl konuya geçeyim; geçen hafta Abbas Güçlü´nün Kanal D´de sunduğu Genç Bakış programına katıldım. Program Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesindeydi ve konuk, Türkiye´nin çok yakından tanıdığı, her akşam milyonlarca kişinin dinlediği M. Ali Birand´tı. Programın gündemi güncel olaylar, DTP´nin yeni kapatılmış olmasından dolayı program sunucusu Abbas Güçlü her ne kadar tartışmayı parti kapatma ve Kürt sorununa yönlendirmek istediyse de geleceğin gazetecileri(!) olan öğrenciler tepki gösterip programın akışını işsizlik üzerine yönlendirmeye çalışınca Abbas Güçlü, öğrencileri Türkiye´nin en büyük sorunu nedir sorusuyla oylamaya götürdü. Oylamada öğrencilerin tamamına yakını Türkiye´nin en büyük sorunu işsizlik olduğu yönünde oy kullandılar ve böylece program daha çok işsizlik üzerine sorulan soruların cevaplandırılmasıyla geçti. İki saati geçen programın sonlarına doğru soru sormak üzere mikrofonu aldığımda ortalık birden gerginleşti; çünkü bu sefer soran bir Kürt öğrenci ve sorduğu soru Kürt Sorunu üzerine. M. Ali Birand´la aramızda geçen diyaloğu sizlere paylaşayım, sonra kaldığım yerden devam edeyim:
• Sayın Birand, bu salondaki öğrenci arkadaşlarımın tamamına yakını Türkiye´nin en büyük sorununun işsizlik olduğunu oyladılar, katılmamakla beraber bir yandan onlara hak vermemek elde değil; çünkü sizler basın olarak yıllarca gerçekleri kamuoyundan sakladınız…
• Birand: “ Ne gibi?”
• Örneğin sizler Kürt Sorununun olmadığını yansıttınız hatta Kürtlerin varlığını inkar ettiniz…
• Birand: “Biz mi?”
• Tabi ki sadece sizler (medya) değil; kurumlar, siyasi partiler v.s…
• Birand: “ o zaman o kurumları suçla niçin bizleri suçluyorsun?”
• Sizleri suçluyorum; çünkü kamuoyuna bunları götüren sizlersiniz, onun için gerçekleri bu insanlardan sizler sakladınız. Dolayısıyla bu insanlar gerçeklerden uzak bir şekilde yaşadı ve bugün batıdaki aileler “çocuğum bugün iyi bir iş bulabilecek mi” kaygısı taşıyorken, doğudaki aileler ise “çocuğum bugün de yaşayabilecek mi” endişesiyle yaşıyorlar. Keşke empati kurabilseydik diyorum, o zaman durum bugünkünden çok daha farklı olurdu!
• Birand: “Empati tek taraflı kurulmaz, empati çift taraflı kurulur, ben PKK ile empati kurmam, Türk halkı PKK ile empati kurmaz” (salondan alkış tufanı)
• Sayın Birand, konuyu farklı bir yere çekiyorsunuz, burada bir Kürt genci olarak konuşuyorum (dinleyicilerden olumsuz tepkiler, susturmalar, ağır hakaretler işitiyorum) sizler faili meçhul cinayetleri niçin sansürlerdiniz?
• Birand: “Evet faili meçhul cinayetleri sakladık, bu konuda medya da, devlet de suç işledi, bunun için Kürtlerden özür dileriz!”
Değerli okurlar, M. Ali Birand´la aramızda geçen diyalog bu; ama gelin görün ki kısır Türkçemle görüşlerimi dile getirmeye çalışırken dinleyiciler tarafından işitmediğim hakaret kalmadı; oysa ki ben ve yanımdaki birkaç Kürt arkadaşım program boyunca yanlış görüşler karşısında dahi tepki göstermeyip görüşlere saygıyla yaklaştık. Ve yazımın başında da belirttiğim gibi basının yıllarca inkar ettiği Kürt halkının varlığını bugün Türk halkına kabul ettirmekte büyük sorun yaşıyor ve böylece Kürt halkı görüşlerini dahi dile getirmeye çalıştığında tepkilere maruz kalıyor. Onun için bu ülkede Kürt olmak hala zor; ama gururlu bir şeydir!
Next