IŞİD meselesi can yakmanın yanında dünyanın gündemine oturan bir konu olarak da önemli yer işgal etmeye başladı. Dünyadaki siyasal gelişmeleri önemsemeyen ve top peşinde koşan (sevgili futbolseverler kızmasın) kesimler dünya kupası maçlarına kilitlenmişken füzelerin tekrar Ortadoğu coğrafyasına kilitlendiğini hisseder gibiyiz. Bunun için seçilen yem ise tam anlamı ile görevini dört dörtlük yerine getiriyor. Kobay tam anlamı ile IŞİD, yani şimdiye kadar bölgenin horoz devletleri tarafından artıklarla beslenen örgüt.
Her ne kadar adını Irak Şam İslam Devleti örgütü olarak dillendiriliyorsa da tam bir terör örgütü gibi davranıyor ve dünyada İslami fobi yaratma konusunda üstüne düşen görevi dört dörtlük yerine getiriyor. Asmak, kesmek, yakalayıp biçmek sıradan yöntemleri. El kaide bağlantılı bir yapı ve El kaidenin de Afganistan’daki son icraatı oy veren Müslümanların ve diğer Afganilerin boyalı parmakları kesmek oldu.
Bunların vahşet dolu uygulama filmlerini Suriye’den dünyaya yayılan görüntülerden öğrendik. Ardından kendilerinden olmayanların mallarının ve kadınlarının militanları için helal olduğu fetvaları yani kendileri için her yol ve yöntem mubah.
Peki, bu eylemleri kime yarıyor. Gerçekten Irak ve Suriyede bulunan Sünni mezhebine tabi Müslümanlara yararları dokunuyor mu?
Topladıkları ve savaş alanına sürükledikleri militanların kökenleri nereden geliyor?
İslam devleti için çarpışıyorlarsa İslami güzel yönleri ile göstermek için hangi çaba içerisindedirler?
Soruları artırmak mümkün ancak mesele zaten bu sorulara verilecek cevaplarla da anlaşılır.
Gelelim son günlerde Irakta sergiledikleri manzaraya. İki bin kişilik dağınık güçleri ile nasıl oluyor da yüz binlerden oluşan ırak ordusunun karargâhlarını tek tek teslim alıyorlar? Nasıl oluyor da besleyicileri durumunda olan devletlerin konsolosluklarını basıp adamlarını alıp bayraklarını indiriyorlar? Nasıl oluyor da teslim aldıkları polislerin binlercesini bir anda dünyanın gözü önünde kurşuna diziyorlar da ses çıkmıyor? Nasıl oluyor da PYD karşısında kaçarken Bağdat sınırlarına dayanıyorlar? Nasıl oluyor da İran Bağdata asker gönderdiğini resmen açıkladığı halde ses çıkmıyor veya çıkarılmıyor?
Bütün bunları yan yana koyduğunuzda bu IŞİD meselesinde bir İş olduğu açıkça görülüyor. Birileri müdahale zemini hazırlıyor. Birileri ortalığı karıştırmak suretiyle bir şeyler çevirme derdinde!
Peki, o zaman geriye dönüp bakalım. Kargaşanın son noktaları Irak ve Suriye yani Şii mezhebi taraftarlarının yönetimindeki bölgeler. Yapılmak istenin ise belli Sünni- Şii gerginliği üzerinde bu ülkelerin haritalarında ve yönetim şekillerinde değişikliğe gitmek. Bunu gerçekleştirirken de bu ülkelerin zengin yer altı kaynağı olan petrolden olabildiğince üst perdeden faydalanmak. Yoksa kimsenin derdi demokrasi, insan hakları falan değil. Neden? Çünkü böyle bir dert olsaydı. Demokrasiden yana mücadele edenlerin desteklenmesi gerekirdi. Binlerce insanın öldürülmesine göz yumulmaması gerekirdi. Çifte standartlar uygulamamak gerekirdi.
KÜRTLERİN ROLÜ
Tam bu noktada Kürtlerin çok önemli rolü ortaya çıkmaktadır. Gerek Irak’ın kuzeyindeki federal Kürdistan yönetimi, gerek Suriye’nin Kuzeyinde bulunan PYD yönetimi ve gerekse dört tarafta bulunan KCK yönetiminin sağlanan kazanımları gözden geçirip bir durum değerlendirmeleri yapmaları gerekiyor. Çünkü tarihi misyon tek tek parti ve çıkar çatışmalarının önünde bulunuyor. Bu fırsatlar ve olanaklar iyi değerlendirilmezse ve kazanımlar giderse kimse bu yükün altından kalkamaz. Bunun için de gerçekleştirilmesi sürekli ertelenen ulusal konferansın artık toplatılması ve bir takım kararların alınması gerekiyor.
İşin de IŞİD’in de şakası yok. Ya birlikte davranılır ya da kılıçtan geçirilme senaryosu tekrarlanır. IŞİD’e gelince bunca horozun bulunduğu Ortadoğu çöplüğünde bu erkenci horozun yaşama şansı yok!
Next