Mezopotamya coğrafyasının kültürel, tarihi dokusu ve geleneksel zenginliği birçok kavme örnek olmuştur. Dünden bugüne bu coğrafyada iç içe yaşayan farklı din, dil ve gelenekten insanlara kucak açıp ev sahipliği yapmış. Bu coğrafyayı bu bakış açısı ile irdelediğimizde, tarihsel olarak çok zengin bir hoşgörü ortamı olduğu net bir şekilde görülür…
Geçenlerde Almanya’dan topraklarına gelerek Dünya Ezidi Toplumu’nun 19 Aralık’ta yani bugün kutladığı ‘Cejna Ezi’ için gelen Beşirili gurbetçi birkaç ailenin, Batman Çarşısı’nda bayram hazırlığı yapması o kadar güzel bir görüntüydü ki… Bu görüntü bizi yıllar öncesinde yaşanan coşkulu günlere götürdü…
TARİH VE KÜLTÜRÜN İÇ İÇE OLDUĞU ŞEHİR
Batman her ne kadar petrolün başkenti unvanını aldıysa da, tarih ve kültürle iç içe harmanlanmış bir şehirdir.
Batman kent merkezinin çekirdeğini oluşturan, ‘Sere Gir’ olarak bilinen İluh Tepesi’nde bulunan eserler de şehrimizin tarihinin Ortaçağ’a dayandığını göstermekte.
Ortaçağ’ın kalıntıları bu yaz mevsiminde, tesadüfen DEDAŞ’ın yeraltı elektrik hattı çalışmaları sırasında ortaya çıkmıştı.
Mekânı cennet olsun; feci bir kazada Sason-Mereto dönüşünde Mehmet Cabir Alper’i trafik kazasında kaybetmiştik.
Merhum Alper, İluh Höyüğü’nde ortaya çıkan eserlerin ışığında yüzey kazı çalışması yapmayı planlıyordu.
Bu çalışma ona kısmet olmadı.
Batman il sınırlarındaki ilçeler de tarih kokuyor.
12 bin yıllık Hasankeyf’te dört medeniyetin izini görebileceğiniz eserler, bölgenin zengin müzesi olan Hasankeyf’te bizlere sunulmakta…
Sason’da hâlen birkaç Ermeni yapıtının ayakta olduğunu hatırlatalım…
Kozluk-Hazo Kalesi…
Mardin-Midyat ilçesine komşu Gercüş’ün tarihi konakları…
Ve hâlen Beşiri-Reşkotan Ovası’nda Ezidilerin 1000 yıllık ziyaretgâhlarıyla bu şehrin kültür dokusunu yeterince gözler önüne sermiyor mu?
Beşiri-Kıra Dağı eteğindeki 1.600 yıllık Mor Kiryakus Manastırı…
Tur Abidin bölgesinin devamı…
Bu şehrin tarihini işleyen geniş bir yolculuğa çıkarken, karşımıza çıkan kültür dokusuyla, dünden bugüne korunarak gelen bazı gelenekleri bu satırlara dökmek de görevimiz kuşkusuz.
BURASI HOŞGÖRÜNÜN COĞRAFYASIDIR…
Evet, bu şehre mal olan isimleri anlatmak için geçmişin hikâyelerine bakarız bazen;
Çünkü kendi hikâyemizi henüz görme seçeneğimiz yok.
Bu coğrafyanın geçmişinde hep bir hoşgörü olmuş.
Farklı din, mezhep ve görüşler yıllarca birlikte yaşamı özümseyerek bu günlere gelmişler.
Bu coğrafyadaki kültürel zenginliği yazabildiğimiz sürece anlatmaya çalışıyoruz.
Bugün 19 Aralık Cuma günü, dünya genelinde yaşayan Ezidiler için ‘Cejna Ezi’, yani ‘Ezi’ bayramı.
Batman’da daha çok Beşiri’nin Reşkotan bölgesinde yaşamlarını sürdüren Ezidiler, üçüncü bayramlarını artık gurbette değil, topraklarında kutluyor.
Geçen gün Batman Çarşısı’nda Beşirili gurbetçi bir ailenin bayram hazırlığı dikkatimizi çekti.
Yıllar önce yerleştiği Almanya yerine artık bayramını köyündeki evinde kutlayan Ezidi vatandaşın yüzü gülüyordu.
Çocuğuna bayramlık ve ikramlıkları alan gurbetçi Ezidi, duygularını içtenlikle ve sevinçle anlatıyordu:
“Çocukluğumuzda biz Müslüman kardeşlerimizin bayramlarına gidiyorduk, onlar da bizim bayramlarımıza. Şimdi de aynı duygu ve heyecanı yaşamak için tekrar buradayız. Arzu ettiğimiz tablo da bu.”
Hâlen Almanya’daki Ezidiler, topraklarından kopmuş değil ve hayallerinde hep baba ocağında bayramlarını kutlamak var.
Bu bakımdan onlara özenmemek ve hafif hafif kıskanmamak mümkün değil.
Umarız şehrimizin uzağında yaşayan bütün hemşerilerimiz, Ezidi hemşerilerimizi örnek alıp bayramlarını memleketlerinde ve aile fertleri arasında kutlarlar.
PİR ÖMER’İN VERDİĞİ MESAJ
Ezidilerin üçüncü büyük bayramı olan ‘Ezi’nin, uzun kış gecelerinin sona erdiği; dünyanın karanlıktan aydınlığa, soğuktan sıcaklığa geçişini simgelediğini hatırlatıyordu bize Pir Ömer Oduncu:
“Güneşe yeniden yaklaşmanın, ışığın ve ateşin bereketinin kutlandığı bu bayram öncesinde, 13 Aralık’tan önceki haftanın salı, çarşamba ve perşembe günlerinde oruç tutuyoruz. Ardından 13 Aralık’tan sonraki Cuma günü kutsal Ezi Bayramı’nı idrak ediyoruz. Bu yıl Cejna Ezi, 19 Aralık Cuma gününe denk geliyor.”
Beşirili Pir Ömer Oduncu, Ezi Bayramı’nı bakın nasıl ifade ediyor:
“Cejna Ezi; ışığın ve güneşin bereketini simgeler. Ruhun yenilendiği, dünyanın karanlıktan aydınlığa geçtiği bu kutsal gün, Ezidi inancında dua ile Xweda arasındaki kopmaz bağın en güçlü ifadesidir. Bu bayram, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına yapılan bir çağrıdır. Bu bayram barış ve birlikte yaşama umududur.”
Dostumuz Pir Ömer, bu bayramın evrensel mesajına da vurgu yapıyordu:
“Ezi, yalnızca Ezidilerin değil, tüm insanlığın barış, huzur ve birlikte yaşama umudunu temsil eder. Bu kutsal bayram vesilesiyle farklı milletlerden, dinlerden ve inançlardan tüm insanlara sağlık, barış ve bereket diliyoruz. Ezidi toplumu bu anlamlı gün vesilesiyle evrenin, insanlığın ve tüm inançların kutsal Cejna Ezi Bayramı’nı en içten dileklerle kutlarken, bayramın dünyaya huzur, sağlık, bereket ve barış getirmesini Xweda’dan niyaz ediyoruz.”
Pir Ömer’in dünya genelinde yaşayan Ezidiler için verdiği mesajın özeti bu.
Ezidi toplumunun yıllar sonra topraklarında eskisi gibi bayramlarını kutlamasından daha güzel ne olabilir ki.
Bizler de Ezidi hemşerilerimizin bu kutsal gününde onları aramızda görmenin kıvancını yaşadığımızın bilinmesini isteriz.
Onlar bizim en canlı renklerimizdir.
Cejna Ezi piroz be…
Cejna Ezi bayramınız kutlu olsun…
Next