Bir zarf ve iki kuruş para uğruna…
Havalar iyice ısındı…
Akşamları Turgut Özal bulvarında fırsat buldukça turluyoruz…
Günlerden Cuma idi.
Hava kararmıştı.
Kent trafiğinin yoğun olduğu bir kavşakta görünen manzara içler acısıydı!..
Yer: Atatürk Parkı kavşağı…
Gelin arabasının üzerine kapanmış, sarışın, henüz hayatın zorluklarıyla yeni yüzleşmiş bir çocuk dikkatimi çekti.
Bu çocuk henüz 13-14 yaşlarında, kentin en yoğun kavşağında bir zarf ve iki kuruş para için aracın ön kısmının üzerine kapaklanmış.
Araç ilerlerken, o tutunmaya çalışıyor.
Sarışın çocuk, aracın üzerinde bütün tehlikeyi göze alarak, adeta ‘ölümüne zarf kapmak’ istiyordu…
Kırmızı ışık belki de bir hayat kurtardı.
Kırmızı ışık nedeniyle gelin aracı yavaşlayıp durunca, sarışın çocuk aracın üzerinden inme fırsatını yakaladı.
Akranları tatilde…
Sarışın çocuk ise, hayatın zorluklarına kendini kaptırmış ve tatil demeden kavşakta bir zarf ile iki kuruş para için hayatını riske atıyor.
Nerde kaldı Sosyal riski azaltma projesi?
Nerde kaldı sokak çocuklarına ilişkin projeler?
Göz göre göre kentin kavşaklarında gece yarılarına kadar çalışan küçük çocuklar!…
Bu çocuklar çalışırken peki aileleri nerde ve bununla ilgili araştırma yapan var mı?
Yoksa bu toplumu ilgilendirmiyor mu?
Toplumsal bir sorun değil mi tanık olduklarımız?
Genç nüfuslu kentin kavşaklarında küçük çocukların birkaç kuruş için hayatlarını riske koymaları hepimizin ayıbıdır.
Bir çocuğun birkaç kuruş için hayatını riske attığını görünce adeta kanım dondu. Gözümün önündeki o unutamayacağım kareler güzel ülkemin acı gerçekleri olsa gerek diye düşündüm.
Hani herkesin bildiği fakat dillendiremediği bir ruh hali vardır ya, boğazınızda bir şeyler düğümlenir, elleriniz buz keser, kalp atışlarınız hızlanır ve içinizden haykırmak istersiniz, işte ben o dehşet anı yaşadım…
Hayatın zorlukları karşısında çaresiz kalmış insanlar ve geleceğin bilinmezliğinde kaybolmuş çocuklar hepimizi düşündürmeli…
***
Batman’da son günlerde özellikle egoist düşüncelere sahip insanları görmek mümkün…
Saat 23.30’ten sonra havai fişek sesini duyarsınız.
Bu ses artık son haftalarda moda oldu…
Bu da yetmiyormuş gibi düğün konvoylarının sesi…
Kimse bunun hesabını sormuyor mu?
Damda yatanlar, rahatsız olanlar var…
Turgut Özal bulvarı ve SSK caddesinde hastaneler bulunmakta.
Düğün salonundan çıkan gelin arabalarının sesleri 23.30’dan sonra çoğalıyor…
Hasta olanlar var, hayatın son nefesiyle iç içe olanlar, işe gidecek veya vardiye’den dönen insanlar var…
Var da var…
Ama egoist düşüncelerden ötürü bazı insanlar nedense başkalarını düşünmüyor…
Beyler!
Biraz da başkalarını düşünmek lazım değil mi?
Next