Barış ve Demokrasi partisi Türkiye genelinde olduğu gibi bölgemizde de Kürt temsiliyetinin muhatap partisi.
Ülkede uygulanan seçim barajı nedeniyle Genel seçimlere baraj nedeniyle katılamıyor. Psikolojik sınır nedeniyle de girse bile barajı aşamıyor. Durum böyle olunca da parlamentoda sesini duyurmak için bağımsız milletvekili adayları ile seçime katılmak durumunda kalıyor. Yani sistemin zorla dayattığı hülle yolunu deniyor. Başka da çaresi yok. Hem bağımsız girmek zorunda, hem Mecliste grup kurmak için gerekli olan milletvekili sayısını tutturmak zorunda olan bir parti.
Bir milletvekili seçtirmek için de sistemdeki bütün partilerle rekabet etmek durumunda kalan bir parti.
Kısacası seçim barajı olmasa veya yüzde beş civarlarında olsa bu partinin de diğer partiler gibi potansiyelinin iradesini istenen sayıda parlamentoya taşıma şansı bulunmaktadır.
Bütün bunlar olunca doğal olarak partinin izlediği metotlar da farklı olmaktadır.
Bu değişikliklerden bir tanesi de diğer partilerin yaptığı gibi temayül yoklaması oluyor. Yani delegeler gelip hangi adayı beğendiklerini oyluyorlar.
Geçen hafta Barış ve Demokrasi partisinin aday belirleme kriterlerinden biri olan ön seçimler gerçekleştirildi.
Seçime yedi aday adayı ile katılım gösterildi. Aslında bu kadar aday adayının olmasının bile ilginç olduğunu belirtmek gerekmektedir. Şahsen aday sayısının dörtten fazla olmaz diye düşünenlerdendim. Zaten neden sayının dördü aşmaması gerektiği de temayül yoklamasının da sonucundan ortaya çıkıyor.
Yapılan ön seçimi mevcut milletvekilleri açık ara farkla kazandı.
Sürpriz var mı?
Yok.
Beklendiği gibi bir sonuçla karşı karşıya kaldık.
Dönem içerisinde yapılan eleştirilere rağmen her iki milletvekili adayının neredeyse oylarının tamamına yakınını alması nedense insanda tuhaf bir duygu yaratmıyor.
Seçim sonucunda görülen ise Saadet Becerikli (Eş il başkanı) ile Ayla Akat Ata (milletvekili) arasındaki tercih meselesinde delegelerin ortaya koydukları tavırdır.
675 oya karşılık alınan 92 oy. İlk etapta doğal bir üstünlük gibi gelse de açıkçası bize öyle gelmedi.
Bunun nedenleri ve niçinler’inde değiliz zaten.
Ancak şunu sormak gerekmektedir ki Batmanda oturup, Batmanda kalan ve Batmanlı olan, üstelik il başkanı olan birisinin delegeler nezdinde bu sayıda oy almasını doğuran sebep ne?
İşte bu nelerin oluşmaması için bu konuda yazdığımız ilk yazıda aslında BDP de kimsenin aday adayı olmaması gerektiğini hatırlatmıştık. İçinde bulunulan kritik süreç de dikkate alınarak sorumluluk partinin yetkili organlarına bırakılmalı diye düşünmüştük. Onlar da kimi dilerlerse onu aday gösterirlerdi ve bu temsiliyet sorunu da ortadan kalkmış olurdu. Sanırız kimse de bu durumdan dolayı kırgınlıkla sandıklardan ayrılmazdı.
Yanılıyor muyum bilmiyorum ama bu konu ile ilgili habere bir bakalım;” BDP’den Milletvekilliği aday adayı olan 7 kişi için oy kullanan bini aşkın delege, mevcut milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi Yıldız’a tam destek verdi. Dün sabah 09.00’da başlayan ve 17.00’de tamamlanan temayül yoklamasına yönelik seçimde delegeler sandığa ilgi gösterdi. Her delegenin iki isim için oy kullandığı seçimde BDP Grup Başkan Vekili Ayla Akat Ata 675 oyla ilk sırada yer alırken, Grup Başkan Vekili ve Milletvekili Bengi Yıldız da 551 oy aldı. İki Milletvekili de diğer beş aday adayının açık arayla geride bıraktı. BDP İl teşkilatının temayül yoklamasında alınan sonuçlar şöyle: “Ayla Akat Ata 675, Bengi Yıldız 551, Raci Bilici 152, Saadet Becerikli 92, Osman Ergin 35, Hıfzullah Alioğlu 11, Nasır Erdem 10.”
Bu durumda siz bu partinin il başkanı olsanız ne düşünürsünüz?
AKP bu konuda tartışma yaratmamak için Milletvekili ile il başkanını seçime dâhil etmedi. Yetkiyi Genel Merkezde tuttu. Ne il başkanını ne de Milletvekillerini delege önünde yarıştırmadı bizce de en iyisini yaptı.
Sonucun bir süre tartışılacağı ve kapanacağı bilinen bir gerçek ancak bu sistemin sağlıklı bir sistem olmadığını belirtmek gerekmektedir. Bizden şimdilik ufak bir hatırlatma dileyen olursa konuyu daha geniş bir şekilde tartışmak da mümkün tabi…