Şubat 2011 tarihinde Batman Barış meclisinin düzenlediği barış çalıştayı başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Batmanın sivil toplum kuruluşları ile kanaat önderleri barışa yönelik görüşlerini yazılı veya sözlü olarak dile getirdiler.
Barış Meclisi sekretaryası bu talepleri yaptığı titiz bir çalışmanın sonucunda özetleyerek bir sonuç bildirgesi haline getirdi. Bu sonuç bildirgesi insanlarımızın kafasındaki barış tanımının bir resmini de ortaya çıkardığı için önemlidir. Kimin, Neyi, Niçin, Ne zaman, Nerede ve Nasıl istediğini bilmek çözüm için atılacak adımlar için önemlidir.
Yılların acısını yüreğinde hisseden kentlerden biri olan Batmanımız bu anlamda kardeşlik nehrine düşüncelerini akıtarak kan renginde akmaması için üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalıştı.
Tarihsel sorumluluğun bir gereği olarak ortaya çıkan düşüncenin somutlaşmış ifadesi olarak sıralanan maddelerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Dilerim bu çaba kardeşlik nehrini güçlendirir düşmanlık tohumlarını sildirmeye katkı sunar.
Batman barış meclisi sonuç bildirgesi özetle şunları aktarmaktadır;
“Barış içinde, eşitliğin ve özgürlüğün sefasını sürmek istiyoruz! Yasaları taşlar, mermerler üzerine değil, tüm insanların, hatta onları unutan köle ile onları yadsıyan
tiran da dâhil olmak üzere, tüm insanların yüreğinde yazılı olan ebedi adalet, artık
egemenliğini kursun istiyoruz.” Robespierre
Savaş; İnsan, hak, hukuk, adalet, ilke, ahlak ve kural tanımamaktır. Savaş, hak gaspıdır ve her şeyi kendi amaçlarına uygun olarak değersizleştirir. Savaş, insanların vicdan ve onurunu yaralayan bir olaydır.
İnsanlardaki savaş içgüdüsü, saldırganlık, yok etme isteği, doğaya ve insana yönelik örgütlü kıyım insanlığın yıkım sebebidir ve baş edilmesi gereken en büyük insan hastalığıdır. Bu hastalıkla baş edilmedikçe ve yok edilmedikçe; insan, insan olmanın anlam ve önemini kavrayamayacaktır.
Bir insan hastalığı olan savaşın tek ve yegâne ilacı barıştır. Barış ise, dünyanın neresinde olursa olsun, insan, hayvan ya da doğa söz konusu olduğunda, tüm bu canlılar şiddete, yıkıma ve zulme uğradıklarında cesaretle sesini yükseltmek, dayanışma göstermektir. Barış, dünyanın tüm renklerinin buluştuğu insanlığın ortak bayrağıdır:
Çalıştayda ortaklaşılan öneriler maddeler halinde sunulmuştur.
1- Olağanüstü halin kalıntısı haline gelmiş, düzenleme itibariyle başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Yargının tekliği ilkesi ve evrensel hukuk normlarına aykırı yetkiler barındıran ve eski DGM lerin tabela değiştirmiş hali olan İhtisas Ağır Ceza Mahkemeleri bir an önce kaldırılmalıdır.
2- Terörle Mücadele kanunu bir an önce kaldırılmalı ve bu kanuna paralel TCK ve CMK hükümlerinde bir an önce yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Bu kanunlarda Evrensel Hukuk Normları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında değişikliğe gidilmelidir. Özellikle TCK’ nın 314. maddesi ile TCK’ nın 220–6 maddesi bir an önce değiştirilmelidir.
3- Başta devletin tüm kurumları olmak üzere, basın yayın organları, medya ve STK ‘lar tarafından barış dilinin hâkim olmasına asgari önem verilmeli, ayrımcılığı ve ırkçılığı körükleyen her türlü anlayış, davranış, hareket, yayın ve yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Bu bağlamda;
- İlköğretimde her sabah okutulan Andımızdan vazgeçilmelidir.
- Türkiye’nin her tarafında tepelere, dağlara ve yüksek yerlere büyük harflerle yazılan ve ırkçı öğeler barındıran yazılar bir an önce kaldırılmalıdır.
- Ayrımcı ve ırkçı kimlikleriyle tanınmış şahsiyetlerin isimlerinin devlet kurumlarına verilmesinden vazgeçilmeli ve daha önce verilmiş olan isimler de değiştirilmelidir.
- Geçmişi işkence ve insanlık dışı fena muamelelerle anılan Diyarbakır Cezaevi bir an önce yıkılarak yerine bir anıt yapılmalı veya bu cezaevi bir müzeye dönüştürülmelidir.
4- Hukukun üstünlüğünü ve vatandaşlarının her anlamda eşitliğini temel alan, özgürlükçü, çağdaş, sosyal, demokratik ve evrensel hukuk normlarını ihtiva eden, bireyi devlet mefhumundan üstün tutan ” Devlet birey için vardır” anlayışının hâkim, Dil, din, mezhep ve etnisite gibi farklılıkların değerlerini güvence altına alan kısa ve çerçeve niteliğinde, Her kesimi kucaklayan, geniş katılımlı ve çoğulcu bir anayasa hazırlanmalıdır. Yeni anayasa toplumsal bir sözleşme niteliğinde olmalıdır.
5- “ Anadil haktır ve her türlü tartışmanın dışında tutulmalıdır ” şiarıyla hareket edilip başta yargı makamları olmak üzere devletin tüm kurumlarında anadilde konuşma ve savunma yapmaya izin verilmeli ve bunun için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
6- Temsilde adaletin sağlanabilmesi için başta seçim barajının düşürülmesi olmak üzere bu konuda gerekli yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.
7- Hukuki, sosyal ve ekonomik alt yapısı önceden hazırlanmak suretiyle Koruculuk sistemi bir an önce kaldırılmalıdır.
8- Demokratik açılım olarak adlandırılan sürecin hız kesmeden devam ettirilmesi ve bu doğrultuda;
- Öncelikle taraf kavramı mefhumu aşılarak, taraf/taraflar kabul edilmek suretiyle bir an önce taraflar arasında müzakereler yeniden başlatılmalıdır.
- Ülkede kalıcı barışın tesisi için tüm siyasi mahkûm ve tutuklulara, ayrımsız genel af çıkarılmalı ve siyasi düşünce faaliyetlerinin suç olmaktan çıkarılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
- Askeri operasyonlara bir an önce son verilmeli, gerekli güven ortamı yaratılarak, PKK güçlerinin sosyal yaşama katılımı yönünde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
- Bölgede mayın yerleştirme ve kullanılmasına bir an önce son verilmeli, var olan mayınlar temizlenerek, temizlenen alanlar bölge insanlarına paylaştırılmalı, bu konuda taraflar Uluslararası Ottawa Sözleşmesi’nin gereğini yapmalı, savaşın neden olduğu başta ağır metal kirliliği olmak üzere ekolojik yıkımın onarılması için kapsamlı ve somut bir plan kısa bir zamanda uygulamaya konulmalıdır.
9- Halkın iradesiyle seçilmiş ve yaklaşık bir yıldır tutuklu olarak yargılanan siyasi tutukluların, yargılama aşamasının çok uzun yıllar sürebileceği, tutuklamanın bir tedbir oluşu ve infaza dönüşmemesi hususu da gözetilerek, sanıkların tutuksuz yargılanmaları esas alınmalıdır.
10- Bölgede meydana gelen faili meçhul cinayet ve kayıp vakıalarının faillerinin ortaya çıkarılması için özel çaba sarf edilmeli, bu konuda özerk yetkilere sahip komisyon kurulmalı veya bu konuda Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu tarafından araştırma yapılarak bu cinayet ve kayıpların failleri ortaya çıkarılmalıdır.
Bin yıldır bu kadim topraklarda beraber yaşayan bizler; çocuklarımıza kalıcı bir barış, huzur ve özgürlük ortamı bırakmak istiyoruz. Bunun içinde öncelikle tüm muhataplardan çatışmaları ve şiddeti değil, yaşamı savunan ve barışı haykıran sesleri dikkate alan açılımlar bekliyoruz.
Batman Barış Meclisi ve tüm çalıştay katılımcıları olarak; Şiddet ve savaşı destekleyen, barışı sekteye uğratacak her türlü yaklaşımın karşısında duracağımızı, yanlış kimden gelirse gelsin barıştan yana taraf olacağımızı ve bu konuda gerekli meşru tepkiyi göstereceğimizi kamuoyuna önemle duyururuz.
Next