22 Mart Pazar günü Petrol İş konferans salonunda BAT DER, BADER, PETROL İŞ ve AYDIN DER tarafından düzenlenen ve Prof.Dr. Baskın Oran’ın konuşmacı olarak katıldığı “ Aydın Gözüyle Çözüm Süreci ve Barış Konferansı” gerçekleştirildi.


Moderatörlüğünü üstlendiğimiz konferans yaklaşık 2,5 saat sürdü. Dikkatli ve meraklı bir izleyici grubunun izlediği konferansın oldukça yararlı geçtiğini belirtmek gerekiyor.


Çözüm sürecini başlatanların seçim tarihinin yaklaşması ile üst perdeden eleştiriler yağdırdığı bir dönemde böyle bir konferansın düzenlenmesi elbette ilgi çekti. Akil insanlar heyetinde yer alan ve aynı zamanda Türkiye’deki siyasal yaşamı yakından izleyen Baskın Oran hocanın süreç ve gelişmeler için aktaracakları merak konusuydu ve bu merak zaten salonu dolduran izleyici sayısından da belli oldu.


Baskın hoca Kürt sorununun gelişimini evrelere ayırmak suretiyle aktarmayı uygun gördü. Bu süreçleri;


1919-1923 ikrar dönemi


1924-1991 inkar dönemi


1991- 2015 dönemini ise Zikzak dönemi olarak tanımladı.


22 Ekim 1919’da gerçekleştirilen Amasya görüşmelerinde Kürtlerin varlığının kabul edildiği ve haklarının geliştirilerek verilmesinin kararlaştırıldığını


Bu durumun Ocak 1921 Anayasasının 11. Maddesindeki vilayet şuraları ile güvenceye bağlandığını


16 Ocak 1923 tarihinde İzmit’te yapılan basın toplantısında sorulan soru üzerine Mustafa Kemal’in Kürtlerin durumunun geliştirilmesi gerektiğini açıkladığını


24 Temmuz 1923 tarihinde yapılan Lozan antlaşmasının 37-45 maddelerinin bu durumu özetlediğini belirterek bu durum belirtilen Kürtlerin varlığının ikrar edildiği dönemi oluşturduğunu söyledi.


Bu dönemde Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Kürtlere ihtiyaçlarının bulunduğunu da belirtin Oran ancak daha sonra sürecin değiştiğini aktardı.


1924 anayasası ile Türkiyelilik kimliğinin değişerek Türklük kimliğinin ön plana çıkarıldığını buna bağlı olarak 1925 tarihinden itibaren isyanların başladığını,1960 ve 1971 ve 1980 askeri darbeleri ile inkar politikalarının yürütüldüğünü anlatan Baskın oran bu dönemi de inkar dönemi olarak belirtti.


Türkiyenin 1991tarihinden bu yana “Kürt realitesini tanıyoruz” açıklamasıyla Kürt sorununun çözümü noktasında zikzaklar çizdiğini belirten konuşmacı bu durumun halen devam ettiğini belirtti.


Türkiyenin kuruluşu sırasında benimsenen Türkiyelilik üst kimliğinin daha sonra egemenliği ele geçirenlerce Türk kimliğine dönüştürülmesinden kaynaklanan sorunlar yaşandığına vurgu yapan Baskın oran bu da asimilasyon politikaları ile gerçekleştirilmek istendi. Kürtlerin bu duruma direnen tek güç olarak kaldığını ulus devlet yapısına direndiğini belirtti. Egemen zihniyetin asimilasyondan sonra Etnodinsel temizlik hareketine giriştiğini de hatırlatan konuşmacı bu durun “sözde vatandaşlar” tanımlanması ile netleştiğini belirtti.


2005 tarihinde Erdoğan’ın Kürt sorunu benim sorunumdur dediğini ancak günümüzde Kürt sorunu yoktur açıklamasını yaptığını belirterek zikzak politikasının kendini ne şekilde gösterdiğini de örneklerle ortaya koydu.


Toplantının konuşma bölümünün tamamlanmasından sonra soru cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde dinleyicilerden gelen çok sayıdaki soruya cevaplandıran hatip Kürt meselesinin çözümünün öyle kısa bir süre içerisinde gerçekleşmesinin beklenmemesi gerektiğini hatırlattı.


“Türk demokrasisinin garantisi Kürtlerdir” diyen Baskın Oran Türkiye isminin Venedikliler tarafından Türk isminin ise Çinliler tarafından verildiğini belirterek isimlerin genelde dışarıdan birileri tarafından belirlendiği belirtti.


Kürt sorunun çözümü konusunda gelen soruları cevaplandırırken de rahmetli Şerafettin Elçiye gönderme yaparak;” sayın elçi bu konuda Türklerin ikna Kürtlerin tatmin edilmesi gerektiğini” söylüyordu ben de bu fikre katılıyorum dedi.


Aydın kavramının tehlikeli bir kavram olduğun belirten siyaset bilimci buna dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Aydınların bel kemiğinin olmadığını bu durumun kaynağının ise çabuk fikir değiştirmeleri ve gruplar üstü olmalarından kaynaklandığını hatırlatarak bu nedenle zaman zaman değişebildiklerini söyledi.


Kürtlerin coğrafik konumlarından dolayı ayrılma ile birlikte yaşama konusunda daha rahat imkânlara sahip olduklarını ancak ara durakta durarak birlikte yaşamaya mı karar verecekleri ya da kopmaya çalışarak nihai hedefe mi gidecekleri konusunda iyi düşünmeleri gerektiğini de hatırlatan Baskın oran demokratik özerkliğin ara durakta beklemek anlamına geldiğini söyledi.