2009 yılının Eylül’ünü, ülkemiz için barış ve kardeşlik duygularının yeniden perçinlendiği bir başlangıç noktasına çevirmek için harekete geçme zamanı.
Eylül ayının hep hüzün ve acıları hatırlattığını, sonbaharın habercisi olduğunu elbette biliyoruz.
Biliyoruz çünkü 12 Eylülün acılarını hala unutmadı bu toprakların evlatları.
Birileri bütün apoletleri ile 12 Eylülün mimarının ziyaretlerinde boy gösterse de 12 Eylül zihniyeti bu ülkede mutlaka bir gün yargılanacak ve haksızlıkları tescil edilecektir. Buna rağmen diyoruz ki gün, acıları sevinçlere dönüştürme günüdür. Gün kini, nefreti, acıyı sevince, kardeşliğe, bütünlüğü dönüştürme günüdür. Eylülü hüzünle değil, acıyla değil kardeşlik tohumlarının atıldığı zamana çevirme günüdür.
Yarın 1 Eylül Dünya barış günü.
Yarın KCK’nin eylemsizlik kararının biteceği gün.
Yarın Kürtlerin barış ve kardeşlik duygularını bütün dünyaya haykıracakları büyük buluşmanın tarihi.
Bütün bunları önemsemek gerekiyor. Bu topraklarda tarihten gelen birlikte yaşama sürecinin kardeşçe ve barış içerisinde sürdürülmesi için ortaya çıkan her olumlu hareket gibi barış için yapılacak girişimleri de desteklemek gerekiyor.
Bu yıl bir Eylül Diyarbakır’da düzenlenen etkinlikle kutlanacak.
Dünya barış gününde barış talepleri ülkeye ve dünyaya haykırılacak.
Barış talebi Diyarbakır’dan haykırılacak.
En güçlü kaleden bu halkın temsilcileri düşüncelerini aktaracaklar.
Savaşta değil barışta ısrar için eller havaya kaldırılacak.
Sloganlar barış için atılacak.
Kalpler kardeşlik için çarpacak.
Barış isteyenlerin bu nedenle Diyarbakır’da buluşması gerekiyor.
Kürt açılımı, demokratik açılım çalışmalarının tartışıldığı bir döneme denk gelmesi nedeniyle ayrı bir önem arz ediyor yarın düzenlenecek olan etkinlik. Barış için çıkan ses ne kadar gür olursa savaş çığırtkanlarının sesleri o kadar daha güçlü bir şekilde ezilecektir.
Açılım tartışmalarını sürdürüldüğü bu dönemde dağların taşların obüs topları ile dövülmesini, Uçakların dağları vadileri bombalamasını, Operasyon üstüne operasyonlar düzenlenmesini elbette dünya âlem görmektedir. Ancak bunlar barış isteyenlerin heveslerini kırmamalıdır. Barış çağrıları zaten bunları ortadan kaldırmak için yapılmıyor mu? Barış çağrıları silahların susturulmasına yönelik değil mi? Eğer o silahların kullanılmasından kaynaklanan rahatsızlıklar söz konusu olmasaydı bu kadar eylemliliğe çabaya gerek kalırmıydı?
Bu ülkede silahları gündemden çıkarıp diyalogu ön palana çıkarmak için barışseverlerin çok daha kararlı olmaları gerekmektedir. Yarınlarda dönüp arkamıza baktığımızda tarihsel sorumluluk altında kalmamak için bugün barış için elimizden gelen bütün çabaları göstermek zorundayız. Çocuklarımızın, ülkemizin geleceği için, ideallerimiz için barışta ısrarlı olmak zorundayız. Hiç olmazsa savaş isteyenlerin istekleri kadar barışta ısrarcı olmak zorundayız.
Silahları toprağa gömmek, obüsleri kışlalara yollamak için barışta ısrarcı olmak zorundayız.
25 yıldır bu ülkede sürmekte olan silahlı çatışmalar nedeniyle çok şeyler kaybettik.
Canlarımızı kaybettik.
Mallarımızı kaybettik.
İnsanlarımızın onurları ile oynadık.
Gelenek ve göreneklerimiz yerle bir oldu.
Ve şimdi de birlikte yaşama istek ve kararlılığımız yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bu kadar ağır riskleri taşıyacak rahatlıkta bir ülke değiliz. Bu gerçeği eli kalem tutanında, elinde silah bulunduranında anlamasında büyük fayda bulunmaktadır.
Şarjörleri doldurmanın, kalemleri sivriltmenin zamanı değil. Bu işlerle uğraşanlar bilmelidir ki hiçbir değere, aklıselime hizmet etmemektedirler. Bu ülkeye de büyük zararlar vermektedirler.
Dünyanın en güçlü ordusu olup evlatlarını öldürmektense, dünyanın en zayıf ordusu olup kardeşliği yüceltmenin daha sağlıklı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle barışta ısrarlı davranıyoruz.
Barış için atılan her adımı destekliyoruz. Bu nedenle Operasyonların durdurulmasını ve eylemsizlik kararının süresinin uzatılmasını talep ediyoruz.15 Haziran döneminde de söylemiştik. Eylemsizlik kararı en az 30 Eylüle kadar uzatılmalıdır. Hiç olmazsa açılımın çerçevesi belirlenene kadar bu süreç devam etmelidir. Birileri savaşta ısrar ediyor diye galeyana gelinmemelidir.
Sonuç olarak Barış ve kardeşlik için direnişin kalesi Amed’de barış için buluşulsun diliyoruz.
Savaş istemeyenlerin Diyarbakır yollarını barış çağrıları için, barışın sesi için açık bırakmasını istiyoruz.
Next