Sevmek dünyanın en sihirli sözcüğü. Uğruna en değerli varlıkların yok edildiği duygu.

Yaşamın olmazsa olmazlarından biri.

Bugün,1 Eylül Dünya Barış günü. Dünyanın değişik yerlerinde insanlar savaşlar nedeniyle büyük sıkıntılarla yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu savaşlar nedeniyle yüz binlerce insan yerinden yurdundan olmuş aç sefil bir şekilde yabancısı olduğu alanlarda yaşamının geri kalanının belirsizlikler içerisinde sürdürme gayretindedirler.

Bütün savaşların altında çıkar çatışmaları olduğu kesin ancak bununla bağlantılı olarak sevgisizlik ve nefret duygularının da varlığını kabul etmek gerekmektedir.

Özellikle iç çatışmaların yaşandığı ülkelerde birleştirici unsur olan sevginin yok edilmesi ve nefret duygularının artırılması sayesinde ortam körüklenmekte ve yıkımlar meydana gelmektedir.

Sevgi aralarında çatışma olmayan insanları daha çok yakınlaştırırken aralarında çatışma olan insanların da nefret duygularını körelterek yumuşak bir zeminin oluşmasını sağlamakta ve uzlaşmayı kolaylaştırmaktadır.

Sevgi dinsel manada da temel değerlerden birisidir. Bir insan öldürenin bütün insanlığı öldürmesi ile aynı kefeye konulması, Yaradılanın yaradandan ötürü sevilmesi gerektiği söylemi bunun ifadesidir.

Sevgi hiçbir zaman dışlatarak, kovdurtarak da gösterilmez gösterilmek istenmez. Sevgi önerenler kucaklamayı beraberinde sunarlar. Birbirinizi sevin dediklerinde kucaklaşın, yakınlaşın denilmektedir. Ya seveceksin ya gideceksin mantığı sevgi dilinin mantığı değildir. Siz sevginizi ifade etmeye çalışırken kendiniz gibi düşünmediğini düşündüğünüz insanları yönlendirirseniz tepki ile karşılaşırsınız. “Ya sev ya terk et” söylemi bu nedenle bu ülkede sadece bir kesimin söylemi olarak kaldı.

Özerinde sevgi tartışması yaşanan değerler toplumların ortak değerlerinden oluşuyorsa o zaman çok daha hassas olmak gerekmektedir. Dini değerlerle ilgili, vatan değerleri ile ilgili, geleneklerle ilgili sevgilerden söz ederken aynı değerlerin kendimizden görmediğimiz insanlar için de geçerli olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Peki, birbirimizi sevmez ve çatışırsak ne olur?

Birbirimizi sevmez ve çatışırsak;

Yüz binlerce insanımız yerinden yurdundan göç etmek zorunda kalır!

4 binin üzerinde köyümüz boşalır!

Çatışmalarda 50 binden fazla genç fidanımız hayatını kaybeder!

20 bine yakın insanımız gözaltına alınır, tutuklanır, cezaevine girer!

Bu ülkeni kaynakları kalkınma için harcanamaz ve

İşsizlik!

Açlık!

Aile faciaları!

Toplumsal cinnetler!

Yolsuzluk!

Çetecilik!

Fuhuş ve ahlaki yozlaşma alır başını gider.

Hele bir de toplum kendi içinde çatışmaya başlarsa çok daha kötüsü olur. Baskıcı idare şekilleri oluşur ve birçok insanın canı yandığı gibi ülke yıllarca geriye gider.

Yakın tarihimize şöyle bir bakalım. En yakın baskıcı rejimi, Bölgemizi saymazsak bile bu ülke 12 Eylül darbesinde gördü.

12 Eylül 1980 darbesi bu ülkede şu sonuçları doğurmuştu;

• TBMM kapatıldı, Anayasa ortadan kaldırıldı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu.

• 650 bin kişi gözaltına alındı

• 1 milyon 683 bin kişi fişlendi

• Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

• 7 bin kişi için idam cezası istendi

• 517 kişiye idam cezası verildi.

• 50 kişi idam edildi

• 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı

• 388 bin kişiye pasaport verilmedi

• 30 bin kişi ‘’sakıncalı’’ olduğu için işten atıldı

• 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı

• 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü

• 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi

• 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı

Sevgi olmazsa işte bunlar olur. Bunların ardından da yukarıda sıraladıklarımız gerçekleşir. Bilmem neden birbirimizi sevmemiz gerektiğini anlatabildik mi?