Bir halkın anadili o halkın varlığının somut göstergesidir. Bir halkın ana dilini konuşması, yazması, koruması ve yayması temel insan haklarından biridir. Bu nedenle Hangi soydan olursa olsun bir halkın dil ile ilgili probleminin çözülmesinde büyük yarar vardır.

Farklı halklardan oluşan devletlerde konuşulan dillerin fazlalığı ve yaygınlığı o ülkenin kültürel zenginliği dolarak kabul edilir. Çağdaş dünyanın bakış açısı budur. Bu nedenle Anadillerin korunması genellikle yasal düzenleme ile sağlanır.

Anadillerden birinin veya bir kaçının resmi dil olarak kabul edildiği devletlerde mevcut.Özellikle kantonlar şeklinde yada eyaletler şeklinde dizayn edilmiş devletlerde birden fazla dilin resmi dil olarak kabul edildiği ve eğitim dili olarak da kullanıldığı görülmektedir.

Fransa gibi ulus devlet anlayışının başına çeken bir ülkede bile en son kabul edilen yasal düzenleme ile ülkede konuşulan yaklaşık 75 dil resmen tanınmıştır.

Bir ülkenin yapısını oluşturan halkların tek ırktan gelmesi durumunda o ırka ait dilin devletin resmi dili olarak kullanılması kadar doğal bir iş yoktur. Zaten o ülkelerde Anadil- resmi dil gibi kavramlarda tartışılmamaktadır. Ancak değişik halkların bir mozaik olarak oluşturdukları devletlerde anadil sorununun resmi boyutu konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Genel ilke çoğunluğun dilinin resmi dil olarak kullanılmasıdır. Kullanılan diğer dillerin resmi olarak kullanılıp kullanılmaması sorunu ise o dilini kullanılma düzeyi ve alanına bağlılıkla birlikte o ülkedeki demokratik anlayışla da ilgilidir.

Belirli bölgelerde çoğunlukla kullanılan diller, resmikabul yanında seçmeli eğitim dili olarak da kullanılmakta ve devlet tarafından korunmaktadır.

Dil meselesi gündeme geldiğinde ortaya çıkan talep Kürt dilinin resmi olarak tanınması, yasal güvenceye bağlanması ve eğitim dili olarak kullanılmasının yasal zemininin sağlanması talepleri ile karşı karşıyayız.Kürtler doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çoğunluğu oluşturmanın yanı sıra ülkenin diğer yerlerinde de  ikamet eden vatandaşlardırlar.Uygulamada Kürtçenin düzenlenecek kurslarla öğrenilmesinin önünde yasal bir engel olmamasına rağmen Kürt dillinin kullanılmasında sıkıntıların yaşandığı da bir gerçek.Örneğin Kürtçe isimlerin konulmasında,bazı harflerin kullanılmasında,cezaevlerinde görüşmecilerin  Kürtçe konuşmalarının engellenmesi gibi.

Şunu kabul etmek gerekir ki Türkiye’de artık Kürtçe dilinin varlığı ülke vatandaşlarının çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Süresi kısıtlı olsa bile TRT’de Kürtçe yayın yapılması hatta bir kanalın bu dile ayrılma çalışmalarının sürdürüldüğü haberleri bunun göstergesidir.

Uygulamadaki çelişkiler ve Kürtlerin talepleri Türkiye’de halkların ana dillerini konuşmaları, yazmaları ve talepleri halinde öğrenmelerinin yasal zemininin oluşturulması gerekmektedir. Bir dilin korunması, kültürel zenginlik olarak varlığını sürdürmesi özel sektörün işleyişine bırakılmayacak kadar önemli bir husustur. Dillerin öğretilmesi ve korunmasının devlet kontrolünde gerçekleştirilmesinde fayda bulunmaktadır.

Son dönemde bu konu ile ilgili olarak TZPKurdi  çalışmaları kapsamında bölgemizde mitingler düzenlenmektedir. Bu mitinglerde dile getirilen temel görüş Kürtlerin anadilleri üzerindeki engellemelerin kaldırılması ve Kürt ana dilinin resmi dil olarak kabul edilmesidir. Bu talep her ne kadar yıllardır aldığımız eğitim sonucunda kafamızda oluşan Tek devlet, tek ulus, tek bayrak, tek dil anlayışına aykırı olarak görünse de çağdaş dünyanın olgunlukla kabul ettiği bir taleptir. Bu alanda yapılması gereken şey fiilen sürdürdüğümüz politikanın resmiyet kazanmasından ibarettir.

Devlet yönetiminin her kademesindeki yönetici konu gündeme geldiğinde kimsenin kimsenin konuşmasını engellemediğini, herkesin anadilini  kullandığını, Kürtçe gazetelerin çıktığını hatta televizyonda hem de resmi kanalda Kürtçe yayın yapıldığını söyleyerek Kürt dili üzerinde bir engellemenin bulunmadığını ifade etmektedir.Sanırım yapmamız gereken şey bu söylenenlerin resmi olarak yasal zeminde deklere edilmesidir.Madem ki bir engelleme yok  o zaman bu işi resmileştirelim gitsin.Farklı dil ve lehçelerde yayın yapılmasında bir sorun yoksa ki yok görünüyor o zaman bu farklı dil ve lehçelerde talep olması durumunda eğitim ve öğretim yapılmasının da serbest olduğunu ve dil ve lehçelerin devlet tarafından korunmasını resmileştirmekten daha doğal ne olabilir ki? Kürtler ana dillerini eğitim de kullanmak istiyorsa devlete düşen vatandaşlarının bu taleplerini kendi koşulları içerisinde değerlendirerek gereğini yerine getirmesidir. Sorunların panzehiri açılımlarda bir adım önde gitmektir. Mozaiğin güzelliği farklılığı ise bu farklılıkları koruyup bu güzelliği sürdürelim.