Bundan 11 yıl önce yine toplum mühendisleri kendilerince yolunu şaşırmış toplumu hizaya sokmak için kollarını sıvamışlardı. Bazı maskeleri takınarak kendilerince memleketi kurtaracaklardı.
Ve siyasi hayatlarının pahasına da olsa bazı projeleri gerçekleştirdiler. Tabii bu yıkımlarının faturasını hiçbir zaman kendileri ödemediler. Hatta onlar milyarlarca doları da bu hengâmede iç ettiler. Olan yine kıt kanaat geçinen ancak onurunu beş paraya satmayan Anadolu’nun fedakâr insanına oldu.
Ve bundan en çok toplumun geleceğini şekillendirecek olan çocuklarımız etkilendi. Nasıl mı? İmam Hatip Liselerine duydukları kin ve nefreti tüm milletin çocuklarının üzerine kustular. 30 kişilik, bilgi teknolojisi araçlarıyla donatılmış sınıflar vaadiyle bir de halktan eğitime destek adı altında vergi aldılar. Örtülü darbelerle soydukları milleti bir de yasal yollarla soymaya kalkıştılar. O paraları da kurda kuşa yem ettiler.
Evet, gerekli fiziki alt yapı hazırlanmadan geçilen 8 yıllık kesintisiz eğitimle, zaten ayakları üzerinde zorlukla duran eğitim sisteminin tamamen ayaklarını kestiler. Ve alın size 11 yıl sonra bile en az elli öğrencilik sınıflar.
Doğunun makûs talihi bir kere daha kendini göstermişti. Göçlerle ve hızlı nüfus artışıyla baş edemeyen şehirler, varoşlar. Sabahın 6’sında yola düşen öğretmen ve öğrenciler. Yanmayan kaloriferler, temizlenmeyen sınıflar, sık sık değişen öğretmenler, vurdumduymaz idareciler, siyasilerin emir kulu üst yöneticiler, idealini kaybetmiş, vicdanı ve cüzdanı arasında sıkışmış eğitimciler ve her sene ÖSS ve OKS’ de gerileyen başarı grafiğimiz. Başka türlü olması zaten beklenemezdi.
Ülkenin her tarafında işadamları ve hayırseverlerin yükselttikleri okul binaları şehirleri süslerken, bizim zenginlerimiz buradan kazandıklarını tatil beldelerinde harcamaktan ve yatırım yapmaktan geri kalmıyorlardı. Oysa bir gün de kenar mahallerdeki okulları ziyaret edip oradaki çocukların eğitim şartlarını bir görseydiler. Eminim yürekleri burkulacaktı.
Diyeceksiniz ki bu yatırımları neden devlet kısa zamanda yapmıyor? Şüphesiz ki bu alanda devletin yatırımları yetersizdir. Devletin belli bir yatırım programı vardır. O programa göre her ilde yıl bazında yapabileceği yatırımlar vardır. Ancak eğitimin sadece devlete bırakılmayacak kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar siyasiler de ne yazık ki, memleketlerine yatırım ve okul yapımı için uğraşacaklarına var olan kurumlara müdür atamakla meşgul oldular. Bundan sonra aksini görmek istiyoruz. Bu başarısızlıkta onların da payı var çünkü.
Şimdi muhasebe zamanıdır. Herkes başını iki elinin arasına almalı ve düşünmeli. Biz nerde hata yaptık? Birbirimizle uğraşmaktan eğitimle ilgilenmeye vakit bulamadık, koltukları kaptırmamak için her yola başvurduk, başarıyı ödüllendirmediğimiz gibi başarısızdan da hesap sormadık, bu çocuklarımıza geleceğimiz gözüyle bakamadık, atamalarda liyakat ve başarı yerine üstten gelen isteklere göre hareket ettik, başarının anahtarı olan öğretmenlerimizi yeterince motive edemedik, kurum ve okulumuzda takım ruhunu oluşturup çalışma barışını sağlayamadık, böylece öğretmenleri küstürdük, baba rolünü kimseye kaptırmamak için işini yapmayanları koruduk.
Eğer aynaya bakarsak o aynaların hiç yalan söylemediklerini göreceğiz. Artık silkinmenin ve ayağa kalkmanın vaktidir. Başarı bizim de hakkımız diyorsak yeni bir başlangıç yapalım, çünkü yarın çok geç olabilir. Ya hemen ya hiçbir zaman. Hemen değilse ne zaman?
Next