Yeni başladığımız her yıl ömrümüzden kocaman bir yılı götürdüğü halde geleceğe yönelik umutlarımızdan dolayı üzüntüden ziyade sevinmeyi yeğleriz. Çünkü geçen yılda gerçekleştirilmesini arzuladığımız birçok gelişme istediğimiz yönde bitmemiş ve beklenti ötelenmiştir.
“Zaman ne çabuk akıp gidiyor” dediğimizde aslında farkındalığımızın durumunu da ortaya dökmüş oluyoruz.
Acı ile geçen bir dakikanın uzunluğunu, sevinçle geçen saatlerin kısalığını ortamın ve algının durumuna göre değerlendiririz.
2012 yılına ülkemize önemli katkılar sunan bir yıl olması umudu ile başlamıştık. Ancak genel bir değerlendirme yaptığımızda geride kalan bir yıllık sürede bu umut ve beklentilerimizin gerçekleşmediğini görmekteyiz.
Biz elbette sadece bardağın boş kısmı ile ilgilenmiyoruz, dolu olan taraf da ilgimizi çekmekte ve değerlendirilmektedir. Ancak dolu olan taraf boş olan tarafın seviyesini geçemiyorsa, umutların yerini endişeler almaya başlamışsa o zaman mecburen durup düşünmek zorundayız.
Bizim bu ülkede önceliklerimiz var.
Değer verdiğimiz ve yapılmasını istediğimiz, atılması gereken adamlar olalar gördüğümüz önceliklerimiz var.
Et ile Tırnağa benzetilip yabana atılan türden değil gerçekten ve istenen bir kardeşlik gibi,
Savaş olduğu kabul edilmeyen ancak her gün gencecik fidanların tabutlarının geldiği savaşı bitirecek olan barış gibi,
Özgürlüklerin artışı adına sistemin kirliliklerinden arındırılması adına yapıldığı söylenen ancak sonuçları ile cezaevlerinde istiflenen insanların özgürlüklerine kavuşmaları gibi,
Daha çok özgürlük, daha çok ifade, daha çok diyalog sağlayan ve siyaseten kimsenin kendini baskı altında görmediği bir siyasal ortam gibi,
Telefonların dinlenmediği,
Yatak odası görüntülerinin Tv ekranlarında gösterime sunulmadığı,
Belden aşağı çarpışılmadığı bir siyasal ve sosyal ortam gibi,
Töre ve namus cinayetleri adına kadınların peşkeş çekilip öldürülmediği bir ortamın sağlanması gibi,
Çocuk mahkûm sayısının binlerle ifade edilmediği bir ülke gibi,
Zorunlu askerliğe hayır diyenlerin baskı görmediği bir ortam gibi,
İşsizlik nedeniyle intiharların yaşanmadığı bir ülke gibi,
Kaynaklarının büyük bölümünü silaha ayırma yerine eğitim, sağlık ve ekonomiye ayıran bir ülke olma gibi,
Seçilmiş ve parlamentoya gönderilmiş olan yöneticilerinin el sıkışmayı bile sorun halene getirmedikleri bir ülke gibi,
Ülkenin batısındaki vatandaşın ülkenin doğusundaki vatandaşını hor ve korkulur bulmadığı bir ortam gibi,
Bize sözü verilip bir türlü hazırlanamayan yeni bir anayasa gibi,
Ölümden ziyade yaşama ve yaşatmanın konuşulduğu bir ülke gibi özlemler…
Geride bıraktığımız zaman dilimi içerisinde bunları gerçekleştiremedik.
Dileriz ve umut ederiz 2013 birçok umutsuzluk ve endişemizi sona erdiren adımların atıldığı bir yıl olur. Kendi sorunlarını asgariye indirecek adımları atan, komşuları ile problemlerini azaltan, halkı ile barışmayı hedefleyen bir ülke oluruz.
Dağda bayırda çarpışan değil; Ovada, köyde, kentte ülkenin kalkınması için çaba gösterilen bir zemin yaratılır ve gerçekleşir.
Cenaze törenleri yerine evlilik törenleri düzenleriz.
Ağıtlar yerine sevinç türküleri söyleriz.
Acılar yerini sevince bırakır, gözyaşları yerine gülüşleri sergileriz.
Bu temennilerle ve umutla yeni yılınızı kutlar yaşamınızda mutluluklar dileriz.