Balyoz darbe planı olarak kamuoyuyla paylaşılan plan hakkında hazırlanan iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi ile başlayan yargı sürece ülkeyi kaosa sürükleyecek, büyük kırılganlıklara neden olacak şekilde devam etmektedir.
Bu ve buna benzer davalara bakarken gelinen süreçleri iyi bilmek ve süreci iyi sürdürebilmek gerekmektedir aksi takdirde sorunlarla karşılaşmak olasılık dışı değildir.
Bir kere Türkiye’de darbe yapanların yargılanamadığı bir durumda sırf onları yargılamak için referanduma gidilirken, darbe planladıkları için askeri yöneticilerin yargılanıyor olması demokratik gelişme açısından iyi bir merhaleye gelindiği şeklinde yorumlanabilir ancak bu yorumlama içinde çelişkiler de barındırmaktadır.
Birincisi askeri ve güvenlik konularındaki incelemelerin bu kadar aleni bir şekilde suçlamalarla sürdürülmesi ve yapılan işin bir erk mücadelesine dönüştürülmesi doğru olarak algılanamaz. Bu kimsenin suç işleyebileceği ve yargılanamayacağı anlamına elbette gelmez.
İkincisi demokrasiyi geliştirmenin yolu daha çok asker yargılamaktan değil kurum ve yasaları demokratik düzenlemelere tabi tutmaktan geçer. Bunu yaparken de gerçekten demokrasi çerçevesinde mücadele verdiğinize insanları inandırmanız lazım.
Demokraside çoğunluğun iktidarı gerçekleşirken azınlığın da haklarını korunması için gerekil olan adımlar atılır ve düzenlemeler sıkı bir şekilde takip edilir.
Görünen odur ki askeri vesayete dur demek için çırpınan bir hükümet bulunmaktadır. En azından kendisi için tehlike yaratmayacak bir düzen istediği açık. Yani darbe istenmiyor. Bu konuda da hassasiyet gösteriliyor. Ülkeyi bu güne kadar canları istediği gibi yöneten güçlerin yerine yeni bir güç yerleştirilmeye çalışılıyor bunun demokrasi adına mı yoksa başka şeyler adına mı yapıldığı ileride daha net olarak görülecektir.
Bu düzenlemeler yapılırken kendisine de dokunulan yargı mekanizması sorun olarak kendisine intikal eden olayları demokratik bir ön açıcılıkla çözümleyip yol göstericilik yapacağına, ulaştığı sonuçlarla kaosa sürükleyen kararlara yönelmesi düşündürücüdür. Bunun son örneği 102 komutanın tutuklanması kararıdır.
Darbe yapanlar ve darbe düşünenler elbette hak ettikleri cezayı almalılar ancak ortada darbe yapanlar cirit atarken düşünmüş olabilirler cinsinden fikirlerle düşündüler diye insanları tutuklamanın ne kadar demokratik olduğu da tartışılmalıdır.
102 komutanın yargılanması değil de tutuklanması konusunda gösterilen hassasiyeti Belediye başkanlarının tutuklanması kararı kadar düşündürücü bulduğumu belirtmek istiyorum. Her iki karar da sonuçları ve etkileri itibariyle demokratik yapı ve işleyiş konusunda soru işaretleri doğurmuştur. Siyasal iktidar bu gelişmeleri yargıya intikal eden konulardır ve yargı görevini yapıyor mantığı ile değerlendirmeyi işine geldiği sürece yapabilir. Ancak bu tür olumsuzluklar ülkenin sorunlarını aşması konusunda ayak bağı olmaya devam eder.
Kürtleri, Askerleri, laikleri, Alevileri karşına alarak demokratikleşmeyi gerçekleştirmek çok mantıklı gelmiyor. Sivil siyaset isteniyorsa sivil siyaset yapmak isteyenlerin önünün açılması lazım. Bir yandan sivil siyaset yaparak halkın ezici çoğunluğunun oylarını alan Belediye Başkanlarını içeri tıkayacaksınız, öbür yandan bazı mesajlar vermek için askeri komuta kademesinde bulunan komutanları yargılayacaksınız. Ülkede yaşayan ve vatandaş sıfatı taşıyan insanların kanının temiz olup olmadığını laboratuar gibi incelemeye tabu tutacaksınız ve demokrasi mücadelesi veriyoruz diye gözyaşı dökeceksiniz. Timsahın gözyaşlarına benzemiyor mu?
Sayın cumhurbaşkanı olaya el atmalıdır artık. Bu iş kötü kokular yayıyor herkesin haberi olsun.
Next