Son günlerde dikkati çeker şekilde bir gerginlik tırmanması ile karşı karşıya kaldığımızın farkındasınızdır. Bu durum İHD tarafından da fark edilmiştir. Bu nedenle Cumartesi günü geleneksel hale getirilen Kayıplar bulunsun failler yargılansın etkinliğinde konuya dikkati çekmek gereği duymuşlardır. Yetkililerin de duyarlılığını sağlamak amacı ile açıklamayı aynen aktarıyoruz.“Hep söyledik kaybedilenlerin akıbetleri ve sorumlular yargılanmadan bu ülkede toplumsal barışa ulaşmak mümkün olmayacaktır.

Hep söyledik kaybedilmelerin, yaşandığı tüm ülkelerdeki deneyimler göstermektedir ki kaybedilmeler devlet veya devletçe, desteklenen örgütlü güçler tarafından yapılmaktadır.

Nitekim birleşmiş Milletler de bu durumlar nedeniyle 20.Aralık 2006 tarihinde bütün kişileri Zorla kaybedilmeden korumak, için Uluslar arası sözleşmeyi kabul ve ilan etti.

Zor kullanılarak yok edilen, annelerinin, babalarının, eşlerinin, kardeşlerinin, çocuklarının kayboldukları günden beri görmedikleri, seslerini duyamadıkları hala belki gelir diye bekledikleri umutlarını kaybetmedikleri, ama gizliden bildikleri ve kendilerine bile söylemedikleri kayıplar.

Özelikle  1990´li yıllarda kimileri,  evinden işine giderken kimileri, köyünden bahçesine giderken bir daha geri  dönmeyen kayıplar..

Ve acılarını ailelerinin dışında kimsenin bilmediği kayıplar…

Biz İHD Olarak diyoruz ki:  gözaltında kayıp ve failli meçhul cinayetlerin bir daha yaşanmaması ve yaşananlarında açığa çıkarılması için, hepimize düşen görev ve sorumluluklar var.  Bu görev ve sorumluğu yerine getirmek zorundayız. 

Yaşadığımız ülke, son dönemde giderek derinleşen ve ağırlaşan sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunlar, ekonomik, siyasal ve toplumsal yaşamı derinden etkilemekte ve ağır tahribatlara yol açmaktadır.

Siyasi yapılanma; statükocu,  çözümden çok çözümsüzlüğü üreten, sürekli iç ve dış düşman korkusu yaratan demokratik gelişimin önünü tıkamaya çalışmaktadır.

AKP iktidarı, bir taraftan demokratik açılımında söz ederken,  bütün toplumu umutlandırmakta,  öbür yanda binlerce Kürt siyasetçisini tutuklatıp hapse atmakta, halkın iradesiyle seçilen belediye başkanlarını tutuklatıp hapse tıkmaktadır. 18 yaşından küçük çocuklara polise taş attığı gerekçesiyle yaşlarından daha fazla ceza verilmektedir. Demokrasi ve insan hakları savunucularını baskı altında tutmakta ve hapse atmaktadır. 

Seçim sistemi nedeniyle temsilden adalet sağlanmamış, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işler hale gelmesi engellenmiş, ülke insanlarının büyük bir kısmı kendilerini temsil edebilme olanağından yoksun kalmıştır.

Değişimi etkilemek, hızlandırmak ve siyasal iktidarları yönlendirmek için, STK´ları aydınları, siyasal yapıları ve şahsiyetleri bir araya getirecek bir yapıya ve yeni bir bakış açısına ihtiyaç vardır.

Yaşanan şiddet ve çatışma ortamının tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasını, yeni dönemde sorunların çözümünde barış ve kardeşlik ve demokrasinin esas alınmasını istiyoruz.

Türkiye´deki halkların birlikte yaşam iradesi ve arzusunu net bir şekilde ortaya koyduğu gerçek dikkate alınarak, Kürt sorununun çözümü demokratik değişim içinde yapılanmaya gidilmelidir. Sivil toplum yapısının gelişmesi ve güçlenmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.”