Mürekkeple hasbıhal olanlar yazıyı severler. Yazılı olan her şey verilen bir emeği ifade eder ve bir kutsallık arz eder kendileri için. Bu nedenle de iki satır yazı yazan bir insanı gördüklerinden hemen pür dikkat kesilir ve sohbet etmeyi arzularlar.
Bu sebeple de panel ve konferans gibi etkinlikler onlar için önemli ve gözdedir. Yazar ve çizer takımın bulunduğu mekânlar onlar için vazgeçilmez mekânlardır. Paraları pulları olmasa da kâğıdın yazılı halini konuşmanın çekiciliğini severler. Zaten edebiyat tarihine imza atanların çoğu ya fakir bir yaşam sürmüş ya da ömrünün son demlerinde fakirlikle yüz yüze kalmış.
Batı toplumlarının bu tarihsel gerçeklikleri bilmesinden kaynaklı bir refleksi var. Onlar yazarlığı teşvik ettikleri gibi düşünce adamlarını kollamayı temel bir görev bilirler.
Bizde durum ne yazık ki o kadar ilerleyebilmiş değil.
Yazarlık ve çizerlik hep suçlulukla eş anlamlı algılanır olmuş. Ya mistik bir konuda bir alan bulur orada düzenle hemhal bir şekilde yazılar karalarsınız ya da aklınıza geleni kaleminize aktarır ve düzenle cebelleşirsiniz.
Yakın tarihte bu düzen bir miktar düzelmiş görünse de eskiden miras kalan budur. Yazar ve çizer takımından oldunuz mu veya arkadaşlarınızı bu kesimden seçmişseniz başınıza bela gelmesi sıradan kabul edilir bir hal olarak algılanmıştır.
Oysa edebiyat yaşamın yazılı hale getirilmesi değil midir? Belki egemen zihniyetin bakış penceresinden olaylara bakmıyorsunuzdur. Belki iktidarın hoşuna giden konular yerine onları rahatsız eden görmek istemedikleri konulara temas ediyorsunuzdur ama sonuçta yazdığınız yaşamda gördükleriniz veya yaşamdan kaynaklı hayal gücünüzün ürettiği ürünlerden başka şey değildir. Edebiyat aslında yaşamın kendisidir. Bazen süslenmiş, bazen pürsülenmiş, bazen çok yalın olarak aktarılmış bir yaşam boyutu.
4 Şubat tarihinde Belediye konferans salonunda yapılan bir panel ile Kürt edebiyatı ve araştırmalar konusu işlendi. JJ ajansın öncülüğünde yapılan panelin moderatörlüğünü Azad Zal yaptı. Panele konuşmacı veya katılımcı olarak A.Gulgeş Deryaspî, Mehmet Öncü ve Feysel Özdemir katıldılar. Konuşmalar Kürt edebiyatı ve araştırma yöntemleri üzerine gelişti. Konuşmacılar da dinleyiciler de hoşlandıkları ve ilgilendikleri alanlarda karşılıklı olarak bilgilenmiş oldular. Tabi bizler de sevindik ve merak duyduğumuz konularda bilgilenmiş olduk.
Önemli bir konuya değinmekte fayda var. Artık coğrafyamızda metropollerin dışında da yazarlarımız ve araştırmacılarımız edebiyat dünyasına katkı sunuyorlar. Örneğin ender kürt kadın roman yazarlarından biri olan A.Gulgeş Deryaspî kendisine yaşam alanı olarak Tatvan’ı seçmiş ve ailesi ile birlikte burada yaşıyor. Edebiyat dünyamıza iki roman kazandırmış ki ikincisine Xezal ismini koymayı tercih etmiş bir yazarımız. Yine Araştırmacı Kürt yazar olan Mehmet öncü de yaptığı araştırmalarla elde ettiği bilgi birikimini okurları ile paylaşmış ve edebiyat alanımıza ışık tutacak eserler vermiş. Samsurda yaşıyor. Araştırma ve şiir konusunda eserler verdiği gibi örneğin EZÎZE kitabı gibi. Çocukların ana dillerini öğrenmeleri için yazdığı kitaplarla da eğitime de katkısını sunmuş bir yazarımız. Feysel Özdemir ise güzel şehrimiz Batmanda yaşayan bir hemşerimiz. Bu güne kadar yaptığı çalışmalarını son zamanlarda yazdığı iki güzel kitapla bizlere aktarmış bulunuyor. Geçen sene yayınladığı Rûpelên Binaxkirî kitabının yanı sıra bu yıl da Evîna Rojdayê kitabiyla edebiyat dünyamızdaki yerini pekiştirmiş oldu.
Günlük yaşamımızın aktarıcısı olan yazarlarımız aslında her ne kadar hayal güçleri ile eserlerini süslemiş olsalar da aktardıkları gerçek yaşamımızdan kesitlerden başka bir şey değil. Bu gerçekliliğe rağmen edebiyat alanında görülen gelişmeler sevindirici. Bu toplum kendi yazarları eliyle yaşamının acılarını, sevinçlerini, hüzünlerini aktardığında gelecek nesiller bu alanı daha da geliştireceklerdir.
Tabi her alanda beklentide olduğumuz gibi yazarlık alanında da beklentilerimiz var. Bu beklenti de yazarlarımızın örgütlü bir çalışma ile birbirlerinden haberdar olmaları, yayınevlerimizin yazarlarımıza sahip çıkmalarıdır. Bu konuda görev Kürt Pen ve Komelaya Nivîskarên Kurd gibi alanlarda çalışan yönetici yazarlarımızda. Sanırım değişik illerdeki yazarları bulup çatı altında yan yana getirmek ve onların tanışmalarını sağlayıp edebiyat dünyamıza yeni zenginliklerin katılmasına katkı sunmak konusunda üzerlerine düşen görevi yapacaklardır. Bu aynı zamanda bir dilek olarak da algılanmalı. Yaşamı zenginleştirirsek edebiyatımızı da zenginleştiririz.
Next