MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Başbakan Davutoğlu’nun restine cevap vermek üzere etrafına Türkiyenin değişik illerinden topladığı partili militanları ile Tunceli’yi ziyaret etti. Ancak bu ziyaret sadece Tunceliye yapıldı çünkü Dersime bir ziyaret yapamadı, Dersimliyi ziyaret edemedi ve konuşamadı. Söylemi de geziside Tunceli mantığı ile başladı ve öyle de bitti.
Peki, Sayın Bahçeli bu gerçeği gördü mü dersiniz? İşte bundan emin değiliz. Çünkü başından itibaren ziyaretin mantığı provokasyon kokuyordu. Gönül isterdi ki Sayın Bahçeli Dersimi ziyaret etsin ve tarihte yapılan yanlışlıklardan ders çıkararak halkla kucaklaşan bir siyasi parti lideri olsun. Çünkü legal alanda politika yapan siyasal partilerin bütün ülkede faaliyette bulunmaları ve kendilerini ifade etmeleri olağandır. Bu çerçevede elbette MHP’nin Dersimi ziyareti de doğal olanıdır. Ancak bu durum ortamı provoke eden bir anlayışla, rest çekerek, ülkenin siyasal ve sosyal düzenini alt üst edecek adımlar atmaya kalkışılarak yapılmamalıdır.
Siyasi parti liderlerinin veya temsilcilerinin görevi bir yöreye gittiklerinde oradaki halka ve o halkın geçmişine küfür etmek olmamalıdır. Bütün dünyanın kara dediğine ak demek olmamalıdır. Sayın Bahçeli Valilik bahçesinde kendisi ile gelen ziyaretçilere şunları söylemiş; “İşte Tunceli'deyim. İşte Türk milletinin güzide evlatlarıyla bir aradayım. Devlet, devletiyle, devlet milletiyle Tunceli'dedir. Bizim vatan topraklarında gidemeyeceğimiz bir yer yoktur. Çünkü biz Türkiye'yiz. Çünkü hepimiz büyük Türk milletinin onurlu evlatlarıyız. Sayın Davutoğlu öğrenmediyse buradan kendisine hatırlatıyorum. MHP'de mangal gibi yürek, devasa bir cesaret vardır. Biz ne insanımızdan, ne vatanımızdan vazgeçeriz. Biz ne ihanetten korkar ne de haram yiyenlerden çekiniriz.
Geçmişte yaşananları bugüne getirip özür lobisi kurmanın faydası olmaz. 1937'de başlatılan devlete karşı isyandır. Katılanlar da teröristtir. Elinde silahla dağda gezen topraklarımızdan pay kapmak isteyen masum vatandaşlarımıza kasteden hiçbir bedbaht mazlum görülemeyecektir. Bunların özürler dilenerek, hürmet ve hayranlıkla yad ettiğimiz evladı Kerbela’dan addedilmesi hakarettir.”
Geçmişte yaşananları bugüne getirip özür lobisi kurmanın faydası olmaz. 1937'de başlatılan devlete karşı isyandır. Katılanlar da teröristtir. Elinde silahla dağda gezen topraklarımızdan pay kapmak isteyen masum vatandaşlarımıza kasteden hiçbir bedbaht mazlum görülemeyecektir. Bunların özürler dilenerek, hürmet ve hayranlıkla yad ettiğimiz evladı Kerbela’dan addedilmesi hakarettir.”
Bu konuşmayı yaptıktan sonra bir liderden beklenen gidip halkın hal ve hatırını sormak düşüncelerini almak olmalı diye düşünüyorsanız doğru düşünüyorsunuzdur lakin Bahçeli bunu yapamadı! Çünkü halk Dersimli olduğunu ifade etti ve Bahçeliyi resmi duvarların dışına, devlet zırhının altından çıkartmadı. Lideri ve söylemini protesto etti ve ziyaretin planlandığı şekilde tamamlanmasına izin vermedi. Bahçeli de bir ili ziyaret adına sadece devlet koruması altında valiliği ziyaret edebilen bir lider konumuna düştü.
Bu ziyaretteki restleşmeler de doğru ve yanlışlar da değişik boyutları ile elbette uzun bir süre tartışılacaktır. Ancak burada bir konuya açıklık getirmek gerekiyor. Türkiye siyasetini yürüten liderlerin görevleri birbirleri ile restleşerek ülkeyi kaos ortamına sürüklemek değil ortamı normalleştirerek ülkeyi kaostan kurtarmaktır. Bu konuda en büyük görev de sayın başkana ve MHP liderine düşmektedir ki ikisi de gerginlik politikasından beslenmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Ancak ikisinin de bilinçli olarak yaptıklarına inandığımız bir tavrı var. Bu restleşmelerini ne yazık ki bizim insanlarımız ve bölgemiz üzerinden gerçekleştirmek istiyorlar. Bölge insanının tahrik ederek onun onurunu söz konusu ederek, tartışma konusu ederek birbirlerini halkın üzerine iteklemeye çabalıyorlar. Ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçları da doğaldır ki bölge insanının üzerine yığacaklardır.
Bu ziyaret olabilecek en az zararla atlatılan bir ziyaret olmuştur. Devlet Bahçelinin tarihe ve yurttaşlara bakış açısı bir kez daha net olarak kendi dilinden anlaşılmıştır.Bölge insanının bazı kesimler tarafından nasıl algılandığı ve değerlendirildiği bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Buradan çıkan sonuç şudur. Devleti yöneten iktidar ya Devlet Bahçelinin şahsında ortaya çıkan Tuncelilik algısı ile hareket edecek ve bu yörede yaşayan yurttaşlarımızı dışlamaya devam edecek. Ya da tarihi gerçekler ve insan onuruna yakışır bir tavırla bu ilimizi Dersim olarak tanıyacak ve Dersimlileri onurlu birer vatan evladı olarak gördüğünü deklere edecek.
Bu ziyaretten ve ortaya çıkan söylemden de anlaşılıyor ki eğer bir ülkenin yönetimine aday olan siyasal liderler kendi halklarını yapılan yanlışlara başkaldırdıkları için düşman olarak görüyor ve terörist olarak nitelendiriyorsa ülkenin birlik ve bütünlüğünden bahsedemezler etseler bile bunu beceremezler. Nitekim sonuç ortada.
Next