DEVLET TOPLUM İÇİN Mİ, YOKSA TOPLUM DEVLET İÇİN Mİ!

 

Haftanın Anlamlı(!) Mizahı:

Türkiye´de anayasa değişiklik paketi üzerine yazmayan çizmeyen kimse kalmadı her halde, ben de eksik kalmayayım diye bu hafta köşedeki anlamlı mizah bölümüme anayasa paketini işleyeyim dedim. Hani hep “sanat, toplum için mi; yoksa toplum sanat için mi var?” tartışması yapılır ya şimdilerde ise bu tartışma yerini “devlet, toplum için mi; yoksa toplum devlet için mi var?” tartışmasına bırakmış görünüyor. Oysa şu bir gerçek ki; devlet, toplum sözleşmesinden meydana gelmiştir. Eğer toplum yoksa devletin varlığından da söz edilemez; ama devlet olmadan da toplumlar olabilir. Peki toplumlar niçin sözleşip devlet kurma gereksinimi duymuşlardır ve bu sözleşme neye göre yapılmıştır? Tarihe baktığımızda devletlerin kurulmasında en büyük etkenin; toplum ihtiyaçlarının her geçen gün daha da artmasıyla bu toplumun ihtiyacını karşılama ve toplumun daha mutlu ve daha refah bir yaşam sürmesi için aynı toplumdan gelen bireylerin sözleşmesini görebilmekteyiz. Hal böyle olunca toplumu bir arada tutmak için bazı kuralların getirilmesi kaçınılmaz olmuştur ve bu kurallar zamanla hukuku meydana getirmiştir. Artık günümüzde hukukun üstünlüğü kaçınılmazdır ve dünya ülkeleri halkın refah ve mutluluğu için çağın gereklerine göre sözleşmelerini yenilerler; yani hukuklarını gelişmelere göre gözden geçirip gerekli değişiklikleri yaparlar. Ama aynı şeyi ülkemiz için söylemek bir hayli zor; çünkü ülkemiz için daha çok “devlet toplum için değil de, toplum devlet için vardır” anlayışı hukukçularca (!) kabul görmektedir. Halk, her ne kadar yüz yıl önce getirdiğin kurallar artık beni tatmin edememekte dolayısıyla beni mutlu edebilecek yeni kurallar oluşturun diyorsa da, hukukçular yok olmaz; bu kuralları değiştiremeyiz diyor. Niçin değiştiremiyorsunuz dediğinizde ise cevap hazır: Devletin yapısı gereği, anayasa oluşturulurken geleceği göremeyerek katı bir şekilde getirilen maddeler ve de değiştirilemeyecek maddeler. Peki bu maddeleri kim koymuş: insanlar. Madem bu maddeleri oluşturan insan ise, niçin bu maddeleri insan değiştiremez olmasın. Halk mutlu değilse ve halkın atadığı kişiler halkın mutluluğu için bu maddeleri değiştiremiyorsa o zaman ne gereği var seçimlere, hükümetlere. Şimdi hukukçular diyecek ki biz, demiyoruz tüm maddeler değiştirilemez elbet bazı maddeler değiştirilebilir; ama bazı maddeler de var ki halk memnun da olmasa o maddeler değiştirilemez hele bu bazı maddelerden bazıları var ki değiştirilmesi için teklif dahi edilemez; çünkü yüz yıl öncesinde böyle buyurmuşlar atalarımız…

Vallahi halkımız çok şanslı, yatıp kalkıp o maddeleri oluşturanlara dua etmelidirler; çünkü bu maddeleri oluşturan atalarımız ya tüm maddeler için değiştirilemez deseydiler ne olacaktı o zaman!

 

Haftanın Gözdesi:

Bu hafta köşemin gözdesine; Hasankeyf´in sular altında kalmaması için en az Batmanlılar kadar duyarlı hata bazı Batmanlı hemşerilerimizden ve özellikle de bazı Batmanlı siyasetçi ve bürokratlarından daha çok duyarlı olan Doğa Derneği´ni uygun gördüm. Doğa Derneği, Hasankeyf´in sular altında kalmaması için hafta sonu yaptığı etkinliklerle duyarlılığını bir kez daha gösterdi. Doğa Derneği´nin bu duyarlılığından ötürü derneğin yönetici ve üyelerini tebrik eder, doğanın yaşanılabilmesi için yapacağı çalışmalar için de başarılar dilerim…

 

Haftanın Kara Tahtası:

DSP İl Genel Meclis Üyesi Ahmet Aydınalp, meclise katkı sunmaktan çok, meclis üyelerini birbirine düşürmekten dolayı kendisini bu hafta köşemin kara tahtasına uygun gördüm. Ahmet Aydınalp, şunu bilmeli ki “geçen sefer DTP´deydim, bu sefer de AKP´deyim ne olmuş” gibi söylemlerle siyaset yapıyorum zannettiği şeyin aslında siyaset olmadığı ve halk arasında bu yaptığı şeyin adının da hiç güzel olmadığıdır…