Türkiye’deki demokratik sisteme getirdiğimiz en önemli eleştirilerin başında darbelerin sürekliliğidir. Rejimi koruma ve kollama adı altında halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi zorla devirmekten ibaret olan darbelerin insan haklarına aykırılığı bir demokrasi düşmanlığı olarak kabul edilir.
Buradan yola çıktığımızda sandıkta ortaya çıkan halk iradesinin zorla alıkonduğu bütün tavırları demokrasi dışı olarak algılamak gerekir. Seçimle iktidara gelen bir başbakan ve hükümetini silah zoruyla iktidardan indirmek ve görev yaptırmamak ne kadar yanlış ise bir belediye başkanını görevinden alıp görevini yapmaya müsaade etmemek de aynı derecede yanlıştır. Halkın iradesini ve tercihini yok saymaktır.
Denilebilir ki suç işlenmesi durumunda gereğinin yapılması yasal bir zorunluluktur. Seçilmiş olmak suç işlenmesi konusunda müsamaha gösterilmesi manasına gelmez. Herkes kanun önünde eşittir ve kim kanunların suç saydığı bir eylemi yaparsa yargılanır ve gerekirse içeri atılır. Önyargısız olarak konu ele alındığında bu yoruma katılmamak mümkün değil ancak bu gerekçeler öne sürülerek siyasal muhatapları etkisizleştirme politikası güdülüyorsa ne yapılmalı?
Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözüme kavuşturulmasının temel yolu demokratik sistemin eksiksiz olarak yaşatılmasından geçer. Bu sistemin uygulanması demek taleplerin silahlı propaganda yerine siyasetin dili ile barışçıl yöntemlerle diyalog ve ikna yöntemleri ile dillendirilmesi ve çözüme kavuşturulması demek.
Bir yandan silahlı mücadele tarzının yanlışlığını vurgulayıp öte yandan bu alanın etkisizleştirme modeli olarak siyaset yerine yok etmeyi seçerseniz başarılı olma ihtimalinin çok düşeceğini de bilmek gerekir.
Bu ülkede silahı silahla susturma modelinin en acımasız yöntemlerini uygulayanların şu anda ne durumda olduklarını bilmeyen yoktur. Her ne kadar yargı mekanizması tarafından gerekli olan hususların incelemesi devam etmekteyse de insanların vicdanlarında çoktan karar verilmiş bile. Durum bu iken bunları aratmayan sertliklerde yeniden denemeler yapmanın yarar getireceğini düşünmek bu güne kadar yaşanmış olan tecrübelere karşı bile utanç durumu yaratır.
Türkiye’de sorunların çözüm modeli tam demokratik bir sistemdir. Kişi hak ve hürriyetlerini güvenceye alan herkesi kucaklayan bir anayasal sistemdir. Bunun dışındaki çabalar beyhude çabalardır. Sınır dışı operasyonlarla, ülkede dağa, taşa asker yığmakla, karakol basmakla, şantiye basmakla bu işin sonu gelmez. Olan sadece daha fazla insanın ölmesi, sorunun derinleşmesinden ibaret olacaktır.
Daha çok ölü,
Daha çok yaralı,
Daha çok tutuklu,
Daha çok kin,
Daha çok nefret,
Daha çok açlık,
Daha çok işsizlik,
Daha çok kendine düşman olmaktan ibaret olacak.
Bir halk nasıl yönetilmek istiyorsa onun önünü açarak istediği yönetim şeklinin uygulanması konusunda ona yardımcı olmak gerekir. Demokratik yönetim tarzı dünyanın ulaştığı en iyi sistem olarak halen uygulamadadır. Bu sistemin avantajlarını kendi ülkemiz için de kullanmak durumunda olmalıyız. Kapı kapı dolaşıp operasyon izni dileneceğimize demokratik sistemi uygulasak daha yararlı olacaktır.
Terörle mücadele yasasının derhal kaldırılması gerekmektedir. Çünkü bu yasa ülkenin demokratik işleyişine konulan bir mayından farksızdır. Bu yasaya dayanılarak cezaevlerine gönderilen insanların sayısına bakmak bile bu yasanın kaldırılması için yeterlidir. Demokrasi istiyorum demekle, demokratım demekle, sandıktan yüksek oy alarak seçilmekle de demokrasi gelmiyor. Demokrasi uygulamalarla ortaya çıkar. Bir kentin Belediye başkanlığını yapmış bütün insanlarını bir yasa çerçevesinde alıp cezaevlerine koyacaksınız ardından çıkıp bu yasaya ihtirazı olan varsa açık söylesin diyeceksiniz. Evet, itiraz var. Terörle mücadele yasası demokrasiye zarar vermektedir ve derhal kaldırılmalıdır. Bu yasa kapsamında yargılama yapan özel yetkili ağır ceza mahkemeleri de kaldırılmalıdır. İşte size talep buyurun uygulayın.
Abdullah Akın, Hüseyin Kalkan ve Nejdet Atalay şu an itibariyle cezaevinde bulunmaktadırlar. Yargılandıkları yasaya bakın sizce bu durum normal demokratik bir algıyı ortaya çıkarıyor mu?
Next