Türkiyede son dönemde siyasetin kalitesi gittikçe düşmeye başlıyor. Toplumsal değer ve hassasiyetler üzerinden yürütülen bu siyaset tarzının pek de sağlıklı bir yaklaşım tarzı olmadığı pek yakında görülecek ancak görülene kadar da epey can yakacağa benzer.
Yeni komplocu siyaset tarzı çoğunlukla dar bir siyasi çevre tarafından bilinen bilgilerin iletişim araçlarının kullanılarak toplum geneline yayılmasından ibaret olmakta. Belaltı vurma olarak da algılanacak bu siyaset tarzının etik olmadığını belirtmek gerekmektedir. Bu tarz hem kişi haklarını ihlal ettiği hemde telafisi mümkün olmayan gelişmelere neden olduğu için ve herşeyden önemlisi adil bir tarz olmadığı için benimsenemez.
CHP genel başkanı Deniz Baykal’ın özel hayatının video görüntülerinin yayımlanması ile başlayan süreç Deniz Baykal’ın genel başkanlığı bırakmasına neden oldu. Sonradan anlaşıldı ki aslında bu durum bir iki günlük bir mesele değilmiş!
Ardından MHP Genel başkan yardımcılarının içinde bulunduğu bir grup MHP yöneticisinin ses ve görüntü kayıtları yayımlandı. Bu operasyon sonucunda da yanlış hatırlamıyorsak on civarında MHP yöneticisi seçim sürecinde adaylıktan ve görevlerinden istifa etmek zorunda bırakıldı.
Son süreçte BDP milletvekili Bengi Yıldız’ın Bodrum görüntüleri servis edilerek kendisinin siyasi yaşamına son verilmesi süreci başlatıldığı gibi partisinin tabanı karşısında zor durumda kalmasına zemin hazırlandı.
Ve son olarak her nasıl olduysa belli değil ancak Mehmet Metiner’e ait ses kayıtları yayımlanarak siyasi alanda partisinin ve başbakanın gözünden düşürülmesi operasyonu başlatıldı.
Mehmet Metiner vakasının dışındaki olayların tamamının muhalefete yönelik bir operasyon yargısı yaratırken Metiner meselesinin bir intikam mı yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığını şimdilik belirlemek güç görünüyor. Ancak savunma taktiği incelendiğinde Metiner vakasının diğer vakalardan farklı olduğunu değerlendirebiliriz.
Olayları iyi bir gözlemle incelediğimizde bu operasyonun toplumda yarattığı etki muhattapların dini ve ahlaki çöküntü içerisinde olduklarının vurgulanmasıdır. Yani hedefler dini ve aile değerleri üzerinden vuruluyorlar. Bu değerlerin savunucuları konumunda olanlar ise elbette muhafazakar olarak kendini gösterenler.Yani bu saldırılardan faydalananlar muhafazakar kesim gibi görünüyor. Bu işle alakaları var mı? Bu sorunun cevabı için biraz düşümek gerekiyor.
Ancak etik ve ahlaki değer yozlaşmasının sadece bir kesimde aranmasının yanlış olduğunu belirtmek gerekir. Görüntü ve ses kayıtları yayınlanmış olsun veya olmasın bu tür davranışların bütün kesimlerde görülebileceğini unutmamak gerekir. Bunun somut iki örneği MHP ve Mehmet Metiner olalarında da görünmektedir.
Muhafazakar ve Başbakan hayranı Metiner seçimlerden önceki dönemde ilimize yaptığı polis korumalı gezisinde cemiyette bir sohbet yapma olanağı bulmuştuk. O zamanlar Başbakan hakkında bu sözleri sarf ettiğini bilseydik belki daha farklı yaklaşmak da mümkün olabilirdi.Ancak zamanında Başbakan için söylediği sözleri o zaman kürt siyasetçiler için söylemekten çekinmediğini belirtmek gerekir. Sayın Metiner başbakandan özür dilemekten hiç çekinmemektedir.“Medyaradar'ın haberine göre, Ülke TV'de  Ana Haber Bülteni'ne konuk olan Metiner, herkesin bir cahiliye dönemi olduğunu söylerek, Başbabakan’a yönelik olarak sarf ettiği sözlerden dolayı pişman olduğunu ve binlerce kez kendi şahsında özür dilediğini açıkladı.”
Mehmet Metiner, internete düşen ses kaydı ile ilgili olarak bir komloyla karşı karşıya olduğunu savunmuştu. Metiner, ayrıca o ses kaydındaki sözlerin kendisine ait olduğu ispatlanırsa istifa edeceğini açıklamıştı.Son olarak sözlerin kendisine ait olduğunu ifade ederek pişmanlığını dile getirmiş.Yarın konumu değiştiğinde başka özürler dileyip dilemeyeceği ise merak konusu olmaya devam edecek.
Sonuç olarak siyasette zaman değiştiğinde zemin kaymalarının bulunduğunu unutmamak gerekir. Bu gün söylediğiniz yarın başka türlü önünüze gelebilir. Bu nedenle siyaset yapanların attıkları her adıma dikkat etmelerinin bir zorunluluk olduğunu hatırlatmak gerekir.İkinci olarak da Türkiyede son dönemde vizyona sokulan siyasi operasyon taktiğinin dürüst ve etik olmadığını belirtmek gerekir.