Tekel caddesindeki esnafların bir kısmı tamirci veya kaportacıydı. Memduh oğullarının binasının altındaki dükkanların birinde ‘Yusuf 'un bakkaliyesi vardı. Küçük dükkanında market tarzı çeşitlilik yoktu. Evin acil ihtiyaçları olan ürünleri satardı. 
*
Çocuklar dükkanın sürekli müşterileriydi. Sarışın, mavi gözlü orta boylu etine dolgundu. Siirt'liydi. Arapça aksanı ile konuşuyordu. Sağlık ocağına memur olarak girdikten Bakkaliye dükkanını kapatmıştı. 
*
Aynı sıradaki dükkanların birini, Kaportacı Sabahattin ve Naif Saygılı kardeşler işletirdi. Bitlisliydiler. Naif usta öğretmendi. Bir süre bu görevi sürdürmüştü. İstifa ederek ağabeyi ile birlikte çalışmaya karar vermişti. Sabahattin ustaya nazaran kısa boyluydu. Esmer hafif kiloluydu. Esmer tenli yavaş hareket ederdi. Zorunlu olmadıkça kimse ile konuşmazdı. Sabahattin usta beyaz tenli zayıf uzun boylu ve konuşkandı.. Müşteriler ile ilgilenmek o’nun göreviydi..
*
Tam karşısındaki dükkanda su motoru tamircisi Adanalı Ali Usta kalıyordu. Kilolu bir vücuda sahipti. Orta boyluydu. Kırlaşan saç ve sakalı ona olgun bir insan görüntüsü veriyordu. Kaşları beyazlıktan nasibini almamıştı. Kuyumcu Emin usta’nın binasının alt katındaki dükkanlardan birinde mesleğini sürdürüyordu. 
*
Aynı sıradaki farklı bir işyeri ise Yeni Zaman Gazetesi ve matbaasının sahibi merhum Enver Arslan tarafından işletirdi. Mekanik usulde baskının yapıldığı gazete ve ve matbaada harf dizgilerinin el’le yapılması nedeniyle erken yaşlarda gözlük takmasına neden olmuştu. Dizgi ve baskı sırasında sürekli ayakta olması ve hafif eğilmesi sebebiyle sırtında hafif bir kamburluk oluşmuştu. Zayıf orta boyluydu Arslan.
*
Matbaada çalışma olduğu zaman asla işyerinden çıkmazdı. Boş kaldığı zamanlarda dükkanın önünde gezinirdi. Dalgın ve düşünceli görünürdü. Seyrelmeye başlayan saçları nedeniyle alın bölgesindeki alan açılmaya başlamıştı. Sohbete başladığı an yüzünün sürekli güldüğünü hatırlıyorum. Geçirdiği bir trafik kazası sonrasında hayatını kaybetmişti.
*
O tarihlerde ağabeyinin matbaasının dizgi bölümünde çalışan Arif Arslan, Nedim Arslan, ağabeylerinin ölümünden sonra sorumluluklarının bilincinde matbaanın çalıştırılma görevlerini üstlendiler. Disiplinli ve titiz bir iş ahlakı ile yetiştikleri için; Ağabeylerinden devraldıkları bu çalışmayı devasa bir gazeteye dönüştürmeyi başardılar. 
*
Kıraathanenin yeni müdavimi Fehmi dayıydı. Ana kuş lakabı ile çağrılırdı. Yaşlı olmasına rağmen dinç görünüyordu. Beyazlaşan saçlarını sürekli yanında taşıdığı tarakla tarardı. Çocukluk yıllarında geçirdiği şark çıbanı rahatsızlığı sol yanağında iz bırakmıştı. Seyrek kaşları bıraktığı silim bıyıkları ile bir bey efendiyi andırıyordu. Temiz ve resmi giyinirdi. Ayakkabısına bir toz düşse temizlerdi. 
*
Alkol kullanırdı. Kekko Hasan'ın mekanına nadiren giderdi. Onun tercihi açık havada demlenmekti. Nano Musto,Vahdet ve Emin adlı kişilerle takılırdı. Emeklilik sonrasında yanlış tercihler yaparak, aldığı kararlar nedeniyle tazminatın erken bitmesine neden olmuştu. Akşama kadar kahvede vakit geçirirdi.
*
Akşam olunca alkol alacak arkadaşlarını izlerdi. Bir araya geldikleri zaman o da yanlarına gider onlara katılmak isterdi.Olumlu yanıt aldığı zaman aynanın karşısına geçerek saçlarını tararken; takma dişlerini çenesinin tuhaf bir hareketi ile yerinden çıkararak tekrar yerine oturmasını sağlardı. İşte o zaman o’nun akşam alkol alacağını anlardım. Ekibin değişmeyen şahsı ‘Nano Musto’ idi. Araç ile gidilen kanlıdere denilen mevkiide oturulur, alkol alınmaya başlanırdı. 

‘Kanlıdere’ olarak adlandırılan yer şimdiki Tilmerç mahallesi arazisi içinde bir kaynaktan gelen suyun akarken, oluşturduğu kanaldan aktığı yerdi. Geceleri serin olması, eski Diyarbakır caddesine yakın olması tercih nedeniydi. Sudaki kurbağaların çıkardığı sesler de alkolalanlar için başka bir ilgi alanıydı.

*
Alınan bir kaç biradan sonra çakır keyif olan ‘Fehmi dayı’ ile ilgilenme zamanının geldiğini işaret ederdi Nano Musto. Tabiri caizse eşek şakaları yapar, laf sokuştururdu. Bu durum etraftakilerin kahkahaları ile son bulurdu. Demlenme zamanı bitince araçlara binilirdi. 
*
Araçta da devam eden uygunsuz şakalara tahammül edemeyen Fehmi dayı,gecenin o vaktinde araçtan inerek yolun kalanını yürüyerek eve dönerdi.
*
Ertesi gün Nano Musto, kahve müdavimlerine yaşananları ballandıra ballandıra anlatırdı. O’nu bu davranışlarından hoşlanmaz, nefret ederdim. Her davranışı yanlış ve uygunsuzdu. (Sürecek)