Aylardır tartışılan konuların başında politik olduğu düşünülen gözaltına alınmalar ve tutuklanmaları gelmektedir. Bu bağlamda ülkenin iki yakasında da bir tutuklama furyasıdır sürüp gitmekte.
Tutuklanmaların zemini için gösterilen gerekçeler ise Doğuda KCK, Batıda ise Ergenekon ve Darbe planları.
Anlaşılan odur ki yeni konseptin kurgucuları “hem nalına hem mıhına” vurarak yeni bir siyasal anlayışı hâkim kılmaya çabalamaktadırlar.
Hedef olarak seçilen gruplar aynı zamanda “temizlik” operasyonu olarak da anlaşılabilecek bir mantıkla egale edilmektedirler. Ergenekon ve darbe operasyonları ile “Ordu içindeki temizlik” algılaması yaratılırken KCK operasyonları ile de “Kürt siyasetinin veya siyasetçilerinin önünün açılması” fikri aşılanmak istenmektedir.
Her iki taraftan da olaya bakıldığında aslında kendi kulvarlarının radikalleri elenmekte ve daha ılımlı kesimlerin önü açılmaya çalışılmaktadır gibi görünen bir düzenleme ile karşı karşıyayız.
Böylece yeni konseptte ılımlı asker, ılımlı islam politikaları ve ılımlı Kürt politikacıları ile önümüzdeki dönem şekillendirilmeye çalışılmaktadır.
İlk etapta bundan iyisi can sağlığı denilebilir. Herkes ılımlı ve her anlayış ılımlı bir çizgiye girerse sorunlarını çözümü noktasında da ılımlı bir nokta yakalanır ve sorunlar çözülebilir. Ancak olay o kadar basit değil.
Bugüne kadar yüzlerce asker kökenli insan gözaltına alınarak tutuklandı. Aralarında Orgeneralinden astsubayına kadar değişik rütbelerde asker bulunmakta. Kimileri emekli kimileri muvazzaf asker.
Kürt tarafına baktığınızda yine yüzlerce siyasetçinin KCK operasyonu adı altında tutuklandığını gözlemlemekteyiz.
Bu tutuklamalar eğer ülkeyi rahata erdirecek bir politikanın uygulaması olarak gerçekleştiriliyorsa dozajın iyi ayarlanmasında fayda bulunmaktadır.
Kürt cephesi açısından baktığınızda iki önemli faktörü unutmamak gerekir.
Birincisi eğer Kürt sorununun demokratik bir şekilde çözümlenmesi isteniyorsa adı ne olursa olsun siyaseti yöntem olarak kabul eden ve mücadele tarzı olarak benimseyen kesimlerin önünü açmak gerekir. Bu kesimlerin kendileri dışında kimseye siyaset yapma hakkı tanımadığı eleştirisi yapılabilir. Ancak onları tutukladığınızda da kimsenin siyaset yapma şansı kalmıyor zaten. Hatta birazcık şansa sahip olanlar varsa onlar bile geriye çekilmek zorunda kalıyorlar denilebilir.
Örneğin seçilmiş Belediye başkanlarının cezaevlerinde tutulması ne kadar gerçekçi iddialarla izah edilirse edilsin kamuoyu nezdinde haklı bir tutarlılığı bulunmamakta ve kabul görmemektedir.Bu tavır bırakın siyasetin önünü açmayı, siyasetin tamamını kapatan bir tarz olmaktadır.
Kürtler adına hareket eden ve mücadele taktiği olarak silahı seçenlerin siyaset sahnesine inmeleri bir dönem devlet politikası olarak düşünüldü. Dağdan inip düz ovada siyaset yapsınlar diyenler bu devletin en derinlerinde görev yapanlardı. Bugünlerde ise tam tersi yapılmakta.
İkincisi; Eğer son dönemlerde yapılan operasyonlarla BDP kadrolarının tutuklanması ile hedeflenen çatışma ortamı yaratmak ve işi askeri boyuta indirgeyip çözümsüzlüğe itmekse bunca emeğe yazık oldu demek gerek.
Çünkü Siyasetçilerin tutuklanıp demokrasinin geliştiği bir örnek bulmak pek mümkün değil.
Bir yandan askeri tedbirlerle sorunun bitirilmesi mümkün değil diyeceksiniz, öbür yandan siyaset yolunu önereceksiniz, öte yandan ise siyasetçileri tutuklayıp hiç bir şey olmamış gibi davranacaksınız. O zaman “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” demek gerekiyor.
Türkiye sorunlarının tamamını demokratik zeminde siyasi ve diplomatik yöntemlerle çözmek zorunda. Bunun yolu da silahların susmasını sağlayacak ve siyaset kanallarını açacak politikaların oluşturulması ile bulunabilir.
Bu gidişle bölgemizde siyaset yapacak kimse kalmayacak. Çünkü baskılar öylesine arttı ki Kürt cephesinde hem eski hemde yeni siyasetçilerden neredeyse ceza almayan kimse kalmadı.
Eğer sorunların çözümü ve özellikle Kürt sorununun silahsız olarak çözülmesi bir devlet politikası olarak kabul görüyorsa o zaman fırsattan istifade iktidarın rakiplerini yok etmesine de bu kadar müsaade edilmemelidir. Bölgede birinci parti olan BDP´nin kadrolarını ceza evine atıp iktidarın devlet olanakları ile palazlanmasına yol açarsanız silahlı mücadelede ısrarcı olanların ekmeğine yağ sürmüş olursunuz.
Next