Artık bu topraklarda yıllardır insanların canını alan silahları susturmalıyız. Olaya ister dini yönden bakın isterseniz etnik yönden, ister kardeşçe bakın ister düşmanca, isterseniz dış güçlerin parmağı var deyin ister çıkar çatışması velhasıl nereden ve nasıl bakarsanız bakın artık bu silahların susması gerekmektedir.

Yıllardır bu ülkede bir takım değerler için insanlar ölmekte, öldürmektedir. Kırk yıldır kırk adım yol gidemedik. Ne savunan savunduklarından vazgeçti ne vermem diyen vermezlikten vazgeçti oysa ortada ne verilmesi gereken ne de verilmemesi gereken bir durum yok.O kadar direngen bir tavır sergilendi ki akan kanlar bile gerçekleri göstermekten aciz kaldı.Oysa gerçekler o kadar açıkta duruyordu ki dışarıdan bakanlar bu anlamsız savaşa bir türlü anlam veremiyorlar.Bu savaş halen sürüyor.Sürüyor sürmesine ama artık anlamsız hale gelmiştir.

Türkiye’de silahlı mücadelenin başlatılmasındaki neden Kürt kimliğinin ve Kürt varlığının tanınmasıdır. Yıllardır süren iç çatışmalar bize göstermiştir ki Kürt varlığının tanınması artık ertelenecek, gizlenecek, saklanacak bir olay değildir. Bütün bu olaylar bize göstermiştir ki ne kadar öldürürsen öldür öldürmekle olayların üstesinden gelmek mümkün değildir. Kaldıki etnik kökenleri farklı olduğu halde beraber yaşayan insanların bulunduğu tek ülke bizim ülkemiz değil. En gelişmiş ülkelere baktığınızda buralarda birden fazla resmi dilin bulunduğu, etnik kökenleri ne olursa olsun insanların kendi kültürel varlıklarını sürdürdükleri, ana dillerinde eğitim gördükleri, parlamentolara sahip olduklarını gözlemlersiniz. Bunlar o ülkelerin bölünmesine değil kaynaşmasına sebep olmuş. o halde bizde neden olmasın?

Otuz yıldır ülkemizde bir iç çatışma yaşanmaktadır. Sayısız operasyonlar düzenlendi.

Sonuç ….

Biz artık kardeşkanı akıtan silahların susmasını istiyoruz. Biz artık silahların bir daha patlatılmamak üzere bırakılmasını istiyoruz. Bunun için gerekçelerimiz de var;

- Otuz yıldır süren iç çatışmada 40 binin üzerinde vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

- Otuz yıldır süren çatışmalarda 4 bin 5 yüze yakın köyümüz boşalmak zorunda kalmıştır

- Otuz yıldır süren çatışmalardan dolayı 3 milyonda fazla insanımız göç etmek zorunda bırakılmıştır.

- Otuz yıldır süren çatışmalar nedeniyle yüz binlerce vatandaşımız dış ülkelerde barınmaktadır

- Otuz yıldır süren çatışmalardan dolayı bu ülkenin 450 milyar dolar civarında maddi kaynağı heba olmuştur.

- Otuz yıldır süren çatışmalar nedeniyle 124 bin vatandaşımız koruculuk sistemine dahil edilmiş bunlardan 40 bine yakını değişik türden suçlara bulaşmış ve toplumsal yaralar açılmıştır.

- Otuz yıldır süren çatışmalar nedeniyle AİHM’ de 11 bin 100 adet dava açılmış olup son beş yılda kaybedilen davalar nedeniyle 85 milyon 738 bin 816 TL tazminat ödenmiştir.

- Otuz yıldır süren çatışmalar nedeniyle onbinlerce vatandaşımız cezaevlerine girmiştir. Ülkede fabrika yerine cezaevi kurulmaktadır.

- Otuz yıldır süren çatışmalar nedeniyle toplumlar artık birbirlerine düşman gözü ile bakmaya başlamış ülkemizin değişik kentlerinde zaman zaman linç olayları sergilenmektedir.

- Otuz yıldır süren çatışmalar nedeniyle halen bölgemizde 300 bin kolluk gücü ve sayıları on bin civarında olduğu söylenen karşı silahlı güç bulunmaktadır.

Bu maddeleri uzatmak mümkün ancak biz kısacası bu çatışmaların artık son bulmasını ve Kürt sorunu konusundaki tartışmaların siyasi zeminlerde hal edilmesini istiyoruz. Biz artık bu topraklarda kan akmasını istemiyoruz.

Bu açıdan KCK’nin çatışmasızlık süresini 15 Temmuza kadar uzatmasını olumlu buluyoruz. Beklentimiz süre uzatımları yerine silahların tamamen susmasını sağlayacak adımların atılmasıdır.

Silahların tamamen susturulması için bir zemin gerektiğinin de farkındayız bunun için devlet yetkililerinin ve siyasi yöneticilerin artık somut adımlar atmaları gerekmektedir. Askeri operasyonlar çözüm olabilseydi bugüne kadar süren ve sürdürülen operasyonlarla işin bitmesi gerekiyordu, demek ki bitmiyor o halde operasyonlara derhal son verilerek diyalog yolunun açılmasına zemin hazırlanmalıdır. Bu ülkede sorunların rahatça dile getirilmesi ve diyalog ortamının oluşması için silahların susması gerekmektedir. Silahlar susmadıkça hiçbir aydın, yazar, akademisyen, siyasetçi, akil adam, İnsan Hakları savunucusu konuşamayacaktır.

Bu ülkenin temel sorununun çözümü için bu ülkeyi seven herkesin ve herkesimin üstüne düşen görevi yapması lazım. Vatanseverlik sadece adam öldürmekle olmuyor. Sadece çatışarak gerçekleşmiyor. En büyük vatanseverlik barış içinde bir toplumu çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmaktır. Elinde fırsat olup ta katkı sağlamayanlar bu ağır vebalin altında kalacaklardır. Silahları susturabilirken susturmayıp savaşı sürdürenler akan kanların da sorumluları olarak tarihteki yerlerini alacaklardır.

Silahla konuşanlara sözümüz bir şey yapmayacaksanız bari susun demektir. Bırakın birileri bu ülke için olumlu adımlar atsın. Kanla yaşamaktan, kan görmekten, cenaze merasimleri düzenlemekten yorulduk çünkü…