SEVGİLİLER GÜNÜNÜN GERÇEĞİ
Teknoloji ve buna bağlı olarak iletişim vasıtalarının çoğalması neticesinde şehir, bölgeler ve kıtalararası uzaklık yakınlaşmış ve nerede ise dünya bir köye dönüşmüştür. Dünyanın herhangi bir tarafında çıkan bir ses ve yapılan bir hareket, anında bütün dünya insanları tarafından duyulmakta ve görülmektedir. Zaten İslam Peygamberi Hz. Muhammed bin dört yüz küsur sene önce “zaman kısalarak birbirine yaklaşır.” Diye bu olaylara işaret etmiştir. Bu yaklaşımlara bağlı olarak da dünyanın herhangi bir yerindeki gelenek ve efsanelerle ilgili çalışma ve şenlikler, o bir taraftakiler tarafından da örnek kabul edilebilmektedir.
İşte bunlardan birisi de sevgililer günüdür. 14 şubat günü diğer yerlerde olduğu gibi Batman ilimizde de bir çok kimse tarafından kutlandı. Kimisi bunu sevgililerin birbirine hediyeleşmesi, kimisi de aşkın canlandırılması anlamında anlar. Peki bu nereden çıkmış ve kökü nereye dayanır? Önce bunu okuyalım:
“Sevgiler Günü´nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma´da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno´ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu. Bu bayram, halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler, sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı.
Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı´nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar, isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.
İmparator 2. Claudius, Roma´yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem, ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden, Roma´daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus´da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator´un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus´un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.”
Görüldüğü gibi sevgililer gününün tarihçesi, Hıristiyan olan Roma dönemine dayanır ve geçici bir süre için de olsa gençlerin gayri meşru aşk yapmalarının bir dönüm noktası olarak kabul görülmüştür. Bir kısım kimseler, yılbaşında olduğu gibi bu günü ahlak dışı yöntemlerle kutlamış olabilirler. İslam dışındaki toplumlar için bunlar medeniyetin ve günlük yaşamın birer parçası haline gelmiştir. Onlara bir diyeceğimiz yoktur. Çünkü onlara İslam´ın güzel veya çirkin gördüğü bir şeyi anlatmamız için İslam´ın dairesinde olmaları gerekir. Ancak bu sahada kendilerini Müslüman görenlere söylenecek birkaç lafımız vardır. Bu köşedeki yazılarımın üst kısmına bakıldığı zaman “Dini açıdan” diye bir yazı gözümüze çarpar. Bu nedenle ben de güncel olayları kaleme alırken bu olayların, dinin neresinde olduğunu da açıklamaya çalışıyorum.
İslam dini, gerek eşlerin birbirlerine karşı ve gerekse diğer aile fertlerin ve diğer insanların birbirlerine karşı sevgi, saygı ve hediyeleşmeyi vazgeçilmez prensipler olarak kabul eder. Eşlerin, çocukların, anne- babaların, akrabaların, komşuların ve müminlerin gerek birbirlerine karşı ve gerekse diğer insanlara karşı sevgi, saygı, yardımlaşma ve hediyeleşmelerinin önemi bin dört yüz seneden beri İslam tarafından ilan edilmiştir. Çünkü Resulullah (s.a.v) buyurur ki: “hediyeleşin ki birbirinizi sevesiniz.”(Taberani) Başka bir hadiste de buyurur ki: “ İman etmedikçe Cennet´e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de mümin olamazsınız. Birbirinizi sevmenize yardımcı olacak bir şeyi size söyleyeyim mi? Birbirinize selam vermeyi yaygınlaştırın.” (Müslim)
Güzel bir şey kimden gelirse gelsin o güzeldir. Ancak bazen İslam dışındaki milletlerin güzel gördükleri bir şey, İslam´da çirkin olabilir. Sevgi güzel bir şeydir. Ancak bu sevginin amaç ve uygulanışı çirkin olursa o sevgi çirkin olur. İbadetler de böyledir. Namaz Allah için kılınıyorsa güzeldir. Gösteriş için kılınıyorsa çirkindir. Yukarıda da görüldüğü gibi sevgililer gününün kutlanması Roma´ya dayanır ve gençlerin bu günde gayrı meşru aşk streslerini atmak için bayram haline dönüştürülmüştür. O tarihten bu yana Hıristiyan alemi bu şekilde kutlamaktadırlar. Oysa onların kutlayış biçimi İslam´da haram ve günahtır. Şayet Müslümanlar bunu eşler arası sevgi ve hediyeleşmek şeklinde kutlasalar da yine sakıncalıdır. Çünkü Hz. Peygamber yalnız Kurban ve Ramazan bayramlarının kutlanmasını bizlere müsaade etmiştir. “İslam´ın yılbaşısı” başlıklı bir yazımda da ifade ettiğim gibi Hıristiyanların kutladıkları miladi yılbaşının kutlanmasının haram olduğu senelerce hocalar camilerde anlattılar. Çünkü Hz. Muhammed bunu kutlamamıştır. Rusya´daki imamlar, sevgililer gününün sakıncaları üzerinde durarak kutlanmaması ve yasak edilmesi için bir bildiri yayınladılar. Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvede´in eşi Svetlana, buna alternatif olarak “Aile Sevgi ve Sadakat Günü “ olarak kutlanma çağrısını yapmıştı.
Rusya´daki Müslümanlar bile bu gibi geleneklerin sakıncaları üzerine durarak ağırlıklarını ortaya koyabilmektedirler. Babalar, günü, anneler günü, çocuklar günü, kadınlar günü, işçiler günü, hayvanlar günü, kebap sevenler günü ve doğum yıldönümleri gibi günlerin sonu gelmez. Bunların hepsi de beraberinde yük getirir. Belki bir kısım kimseler bu günlerde daha fazla mallarını satabilirler. Ancak günleri kutlayanlar açısından bir yük teşkil etmektedir. Birisinin doğum yıl dönümünü kutlamak için aile fertleri ta uzak yerlerden gelip kutlamaya iştirak ederler. Bunların hepsi de yüktür. Hangi sahabe bu günleri kutlamıştır? Düğünlerimiz de İslam´a göre yapılmamaktadır. Alınan başlık paraları, harcanan paralar, içilen içkiler, karşılığını almak üzere takılan takılar İslam´ın neresine sığar?
Hıristiyanların bu gibi adetlerin peşine takılacağımıza, Resulullah´ın Veda Hutbesinde bütün insanlara duyurmaya çalıştığı kuralları öğrenelim. Çünkü Resulullah (s.a.v) buyurur ki: “Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib´in torunu Iyas bin Rabia´nın kan davasıdır.
Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.
Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah´tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah´ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah´ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Allah´a emanet olun!
Next