Sendikal örgütlülük denilince aklımıza gelen ilk olgu şüphesiz işçilerin sınıf mücadeleleridir. Mücadelenin çıkışı itibariyle böyle bir kanıya sahip olmak elbette yanlış değil. Yapı itibariyle bu alan emekçilerin kendi haklarını koruma ve ürettiklerinden iyi standartlarda bir yaşam sürmek için paylarını alma mücadelesine dayanan bir alandır.Her ne kadar Emek –Sermaye mücadelesi şeklinde bir görünüm arz etse bile asıl doğru tanımlama üretenlerin yada çalışanların ürettikleri metadan rahat bir yaşam sürmek için pay kapma mücadelesi olarak sunulabilir.
Sendikalar emeğin hakkını savunurlarken bunu sadece ücret ile sınırlandırırlarsa bu hem yanl hem de eksik bir anlayış olur. Çünkü sendikalar aynı zamanda sivil toplum örgütleridirler ki bu yapılanma demokratik düzenlerin vazgeçilmez temel unsurlarındandır. Nasıl ki hayat sadece yemek yemekten ibaret değil ise sendikal anlayış da sadece para talep etmekten ibaret değildir. Çünkü emekçilerin yaşamları ve yaşam düzenleri sadece para ile değerlendirilemez.
Demokrasileri diğer düzenlerden ayıran temel unsurlarından biri örgütlü bir yapıya sahip olmalarıdır. Vatandaşların ya da insanların isteklerini bir araya gelerek ve bu bir araya gelmelerini belirli kriterlere bağlayarak oluşturdukları topluluklar taleplerini daha güçlü bir şekilde dile getirebilmekte ve iktidar üzerinde baskı oluşturabilmektedirler. Bu talepler örgütsel bir yapıdan geldiği için hem daha düzenli olabilmekte hem de yasal prosedür açısından da kanunileştirmeleri daha gerekçeli olabilmektedir.
Ülkemizde
Bütün bunlara rağmen mücadeleci gelenekten gelen sendikacılarında almış oldukları olumsuz kararlar ile farklılığı kabullenememe anlayışları dönem dönem sendikal anlayışı zayıf noktalara getirmiştir.Bu sorun sadece birkaç satır ile tartışılmaz bunun farkındayız ancak günümüzde sendikal çalışma yürüten arkadaşların hatalarını görmemeleri ve bunu düzeltme gayretine yönelmemeleri durumunda bu alanın da zayıf kalmaya devam edeceğinin bilinmesinde fayda görmekteyiz.Bu alanı tekelleştirip zayıflattıktan sonra ortaya çıkıp, gelene kimse gelme dememiştir anlayışı sergilemenin bir anlamı yoktur.
Bütün olumsuzluk ve eksikliklere rağmen Genel Merkezler düzeyinde bölge temsiliyetinin yönetimlere katılma kararlarının doğru bir karar olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Bir bütünden ayrılamıyorsanız içinde aktif görev almak daha yararlı olur kanısındayız.
Önümüzde 1 Mayıs emekçi bayramı durmaktadır. Senidal örgütlülüğün bu bayramı adına yaraşır bir düzenleme ile kutlamasını dileriz. Tertip komitesinin 1 Mayısı örnek bir kutlamaya dönüştürmesini bekliyoruz. Bu hem sendikal örgütlülük açısından hem de emekçilerin toparlanması için iyi bir moral olabilir. Bizden önermesi gerisini karar vericiler bilir…
Next