Şelmo köyü civarında petrol bulununca herkes gibi bizlerde sevinmiştik ama inanıyorum ki en fazla sevinenler köylerinde petrol bulunanlardı.

Petrolü çıkaran firmanın adı PEMİ yani Amerikan şirketi. Büyük patronun sesi. Liberalizmin timsah iştahlı üyesi. Karşısında ise bizim gariban şelmo köylüsü. Şirket profesyonel hemen köylüleri toplayıp üst kullanım hakkı olarak anlaşılan fiyatı ödüyor üstelik bir de köylüleri bekçi olarak işe de alıyor iyi ya bundan iyisi can sağlığı. Bizimkilerin derdi köylü kurnazlığı PEMİ’nin derdi petrol yatakları.

Bölgeden çıkarılan petrol miktarı söylentilere göre günde 1200 varil yani abartılacak kadar yüksek oranda petrol çıkmıyormuş? Ancak bu durum işin karlı olmadığı anlamına gelmiyor tabi önemli olan şirketin burada var olması, uluslar arası arenada işini yürütüyor olması.

Sözü fazla uzatmadan hadiseye gelelim.

Geçenlerde şirket yetkilileri işe bekçi olarak aldıkları vatandaşların bekçilik yerine gelip normal işçi personel gibi çalışmalarını istemiş. Bu işi karman çorman yapmış çünkü şirketle sözleşmeler yapıldığında her aileden ya da hak sahibi olan her aileden bir kişiyi işe almış bu kişi de aldığı ücreti doğal olarak bütün aileye dağıtıyor. Adam fiilen çalışırsa zaten artık mirastan dolayı değil çalıştığı için ücret alıyor olacak ve bu parayı dağıtmayacak bu da diğer köylülerin işine gelmeyecek ve sorun olacak iddiaları da var tabi.

Neyse Şelmo alanında bu anlaşmazlık olunca doğal olarak sendika ve ilgili taraflar da işin içine giriyorlar. Sonuç köylüler ile şirket anlaşamıyorlar.

Köylüler anlaşma olmayınca eylem yapma kararı alıp yürüyüş yapıyorlar. Biri de kör kuyuya bir taş atıyor. Yüze yakın köylü önce gözlem altına alınıyor ardından da otuzun üzerinde köylü tutuklanıp cezaevine gönderiliyor.

Şelmo köylüleri yasalar karşısında, kendilerince haklarını korumak adına yaptıkları eylemden dolayı suçlu bulunup içeri atılmışlardır. Mahkemenin yasaları uyguladığından şüphemiz yok. Tutuklamalar kanunidir mutlaka.

Birde bu kanunu durumun meşru olup olmadığına da bakmak lazım. Bir an kendinizi köylülerin durumuna koyun. Amerika’dan bir şirket gelip kendi yurdunuzda atalarınızın yıllardır egemenlik sürdüğü ve sizin toprağınız olan araziden petrol çıkarıyor.(Arazinin tapulu olup olmadığın önemli değil ister tapulu olsun ister olmasın sonuçta bu topraklar Amerikalılardan çok sizin toprağınız.) aranızda bir anlaşmazlık çıkıyor ve siz demokratik hakkımı kullanıp eylem yapayım derken kendinizi cezaevinde buluyorsunuz. Elinizi vicdanınıza koyun ne düşünürsünüz? Bu vatandaşlar köylü. Hukuk fakültelerinden mezun değiller yasaları da bilmemeleri normal. Yasa bilmemek onları suçluluktan kurtarmaz biliyoruz ama bu adamlar kimseyi de vurmuş değiller.

Gelelim işin yasal boyutuna PEMİ şirketi ilk dönemde bu vatandaşlarla bir sözleşme imzalamıştır. Burası doğru peki vatandaşla sözleşme yapıldığında kadastral çalışma yapılmışmıydı orada? Cevap hayır. Sınırları belirlenmemiş bir alanda hangi arazinin kimin olduğu belli mi? Cevap hayır. Hangi arazinin kimin olduğu belli değilse yapılan sözleşmeler geçerli olur mu?

Bu durumda kimin haklı kimin haksız olduğuna elbette yargı karar verecektir. Kamuoyunun beklentisi yargı konu ile ilgili kararını verinceye dek cezaevine konulan köylülerin evlerine gönderilmeleridir. Diyeceksiniz ki onları içeri attan zaten yargıdır. Bunu biz de biliyoruz onun için de diyoruz ki konunun yasal boyutundan ziyade kamuoyu vicdanı ve fısıltı gazetesinin yorumları ile yargının kararı aynı istikamette gitmemektedir.

Yargının kararı yasal dayanağa sahiptir mutlaka ama bu yasal dayanak kamuoyunun konuşmalarına bakılırsa pek meşru olarak kabul görmüyor görünüyor.

İşin daha iyi anlaşılması için bir fıkra ile sonlandıralım.

Karadenizli hemşerimiz çok hastaymış bütün köylülere meramını anlatmaya çalışmış. demişki sayın köylülerim ben çok hastayım böyle giderse ben öleceğim. Gelin beni bir doktora götürün. Köylüler ile ailesi olur mu canım sen turp gibisin maşallah sana bir şey olmaz demişler. Köylü derdini anlatamamış ve ölmüş. Öldüğünde vasiyeti üzerine mezar taşına şu yazı yazılmış;

Ölüyorum dedim inanmadunuz!

Ölüyorum dedim inanmadunuz!

Ne oldi?