Saygı, Hürmet, Edep ne derseniz deyin sağlıklı bir birlikteliğin temelinde bu kavramlar yatıyor. Saygının olmadığı yerde mutluluk, Mutluluğun olmadığı yerde huzur, Huzurun olmadığı yerde de birlikte hayatı ve ortak değerleri paylaşmanın imkânı olmuyor.

Karşınızdaki insana duyduğunuz saygı kendinize duyduğunuz saygıdır. Başkalarını değerlerine, inançlarına, geleneklerine, göreneklerine hangi saygıyı duyursanız aynı saygıyı bekleme hakkına sahip olursunuz. Saygı sizin sergilediğiniz tavırların yanı sıra sizin gösterdiğiniz sevgiye de dayalıdır. Çünkü saygı sevgi ile perçinleşince daha anlamlı oluyor. Ancak sevgi olmasa bile saygının gerekli olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Ünlü düşünür Eflatuna ithaf edilen şu sözü unutmamak gerekmektedir; “ Saygı olan yerde korku olur, korku olan yerde her zaman saygı olmaz”

Bu nedenle saygıyı korku ile sağlamanın uzun soluklu yaşamda etkili bir yöntem olmadığını belirtmek gerekmektedir.

Saygılı olmanın neden gerekli olduğunu anlamak için duygudaşlık kurmak da gerekmektedir. Empati kurmak yani kendinizi başkasının yerine koyup düşünmek. Başkalarına karşı sergilediğiniz tavır ve davranışlarınızın size yapılması durumunda nasıl düşüneceğinize ve nasıl davranacağınıza yönelik düşünme…

Biri sizi sevgiyle karşılarsa, güzel sözlerle uğurlarsa, hal ve hareketleri ile saygısını ifade ederse, hakkınıza saygı duyar ve ihlal etmezse, sizi incitecek davranışlardan kaçınırsa nasıl davranırsınız?

Ya da biri sizi nefretle karşılar, incitici sözlerle uğurlar, hal ve hareketleri ile saygısızlıkta bulunur, hakkınızı elinizden alır ya da almaya çalışırsa o kişi hakkında neler düşünürsünüz?

Bunu öğrenmenin en iyi yolu duygudaşlık kurmaktır. Yani kendinizi diğerinin yerine koyup hissettiklerinize kulak vermek onun hissedebileceklerini hissetmek.

Son günlerde toplumumuz bir bütün olarak başta Kürt açılımı olmak üzere demokratik açılım ve tartışmalarını konuşmakta, tartışmakta, fikrini paylaşmaktadır.

Ancak görülmektedir ki Türkiye’nin bu en temel sorununu tartışır ve konuşurken bile saygı ve empatiden uzak tavırlar sergilenmektedir. Bunu sıradan vatandaştan tutun da kendilerine devlet adımı olma sıfatı yakıştırılan insanlara kadar hemen hemen herkesimden duymaktayız.

Oysa bu tavırlar duygudaşlık kurmamaktan kaynaklanmaktadır. Empati kurmamanın temelinde ise saygı gösterilmemesi ve korku ile saygı uyandırma çabası olarak görülmektedir.

Siz eğer başkalarını ölülerine, yaşayanlarına, dini değerlerine, geleneklerine, sevgilerine saygı duymazsanız. Onlarda sizin bu değerlerine saygı duymazlar. Onları korku ile baskı ile sindirmeye çabalarsanız karşınızda güçleri oranında direnme ile karşılaşırsınız. Fazla direnç göstermenin ortamı ısıttığını da belirtmemize gerek yok çünkü bu aynı zamanda bir fizik kuralıdır.

Bu nedenle hangi konuda olursa olsun bir değeri, bir davranışı, bir hareketi değerlendirirken kendinize duyulmasını istediğiniz saygıyı başkalarına da göstermek durumundasınız.

Aynı değerleri,

Aynı fikirleri,

Aynı gelenekleri

Aynı görenekleri,

Aynı dilleri,

Aynı dinleri,

Aynı şehirleri,

Aynı yemekleri,

Aynı giyimleri paylaşmıyor olabilirsiniz ancak ortak değerleriniz olsun ya da olmasın aynı saygıyı göstermek zorundasınız.

Çünkü birlikte yaşamın temel kuralı karşılıklı saygıdır. Karşılıklı saygıyı öğrenmeden ne sağlıklı bir birliktelik olur ne de sağlıklı bir devlet adamlığı.

Bu nedenle kendilerine yaşamda bir rol biçenlerin saygı ve empati kurmalarında büyük fayda görmekteyiz.

En küçüğünden en büyüğüne kadar bu toplumun yaşayanları saygıyı korkunun önüne koymadıkça, ilerlemeleri sakat olur diye düşünüyoruz.