Sanat ve sanatçı yaşamımızı renklendiren unsurlar. Duygularımızı, isteklerimizi, düşüncelerimizi estetiksel bir anlatımın yanında farklı metotlarla dillendiren, gösteren, sabitleyen, geleceğe aktaran unsurlar.
Toplumsal yaşamın olmazları arasında sanat kavramı da yer alır. Yaşam koşulları ne kadar zor olursa olsun, insanlar yaşamlarındaki öncelikleri ne kadar sıralamak zorunda kalırsa kalsın mutlaka bir köşesinde sanat olmalıdır.
Toplumsal kategorilerin tamamında bir sanat anlayışı zaten mevcut. Geleneksel yaşam modelleri kendi sanatlarını içlerinde yaratıp sürdürmektedirler. Sanatçıların rolü ise toplumda fazla göze çarpmayan yönleri biraz daha duygulara hitap edecek hale getirmeleridir. Sıradan olayları biraz da sıra dışı olgularla bizlere tekrar yansıtmalarıdır. Tarihe tanıklık etmek, tarihi yeniden canlandırmak sanat ve sanatçı için mümkündür çünkü.
Sanat konusuna kimin öncülük etmesi gerektiği sürekli olarak konuşulup tartışılmaktadır. Açlığın, yokluğun, perişanlığın süreklilik arz etmeye başladığı dönemlerde sanatla uğraşmak gerekli ve önceliklimidir, değimlidir diye?
Bu sorunun cevabını toplumun düzenlenen sanatsal etkinliklere katımı noktasında değerlendirmek en gerçekçi yaklaşım modeli olabilir. Eğer yapılan bir sanatsal etkinlik toplum tarafından beğenilmez ise o zaman ilgi görmez ve doğal olarak etkinliğin düzenleyicileri işin bir yanında yanlışlık olduğunun farkına varırlar.
Batmanda festivallerin gelişim evresinde Belediyenin öncülük rolü üstlendiğini görmekteyiz. İlk yıllarda düzenlenen festivaller beli bir kesim tarafından eleştiri konusu olmuştu. Ancak düzenlenen konserlerde görüldü ki hiç farkında olmadığımız bu alandaki eksiklik toplum tarafından zaten duyumsanıyormuş. Bunu nasıl anladık? Elbette düzenlen festivallerde halkın ilgisine bakarak. Bir İbrahim Tatlıses konserine hatırlayalım. Bazı olaylara rağmen başarılı bir etkinlikti ardından Ciwan Haco konserini hatırlayalım. Bu konser sadece ilimiz ve bölgemizde değil ülkenin de gündemine damgasına vuran bir etkinliğe dönüştü. Ardından düzenlenen festivallerin tamamına halkın ilgisi yüksek oldu ve festivaller gereksizdir diyenlerin sesleri kısılmaya başladı.
Son iki yıldır sanatsal etkinlikler konserlerin yanı sıra sanatın diğer alanlarına da yayılmaya başladı. Bunlarda en önemlilerinden birisi de şüphesiz düzenlenen Yılmaz Güney film festivalidir. Geçen sene düzenlenen festivalde bir takım organizasyon eksiklikleri mevcuttu Bu sene bunların azaldığını belirtelim. Geçen sene bir dalda yarışma düzenlenirken bu yıl üç dalda yarışmaların yapıldığı ve katılım sayısının da arttığı görülmektedir. Bu şekilde ilerlemesi durumunda daha sonraki etkinliklerde daha iyi bir konuma geleceği muhakkaktır. Bu etkinliklerin bize gösterdiği başka bir eksiklik ise salon yetersizliğidir. Kültürel etkinlikler için bu ihtiyacın bir an evvel giderilmesi gerekmektedir.
Son dönemde ki siyasal gerginlik ortamına rağmen 2. Yılmaz Güney film festivaline katılımı merak edip ilgililerden konu ile ilgili bilgiler aldık. Bir hafta içerisinde Yılmaz Güney sinemasına uğrayıp etkinlik izleyen seyirci sayası 2500-3000 Aralığında. Batman gibi bir yerde bir hafta içerisinde mevcut koşullarda bu kadar izleyicinin sinema filmlerine bu denli ilgi göstermesi elbette sevindirici bir gelişme olarak belirlenmelidir. Bu insanların sanata olan ilgilerini ve açlığını da göstermektedir.
Aynı koşulları insanlarımız için daha rahat edebilecekleri, kafalarını endişelerden arındırılmış bir ortamda sağlamamız durumunda sonucun daha da olumlu olacağını düşünmek mümkün. Bu hem üretilecek eser açısından hem izleyici açısından mümkün.
Festival kapsamında gösterilmesi planlanan bazı filmlere getirilen yasağın düşündürücü olduğunu belirtmek gerekir. Ülkenin değişik yerlerinde gösterildiği halde Batmanda yasaklanan çalışmaların bu yasaklama kararı ile daha çok ilgi çektiğini de bilmem hatırlatmamıza gerek var mı?
Sanat insanlar için hele hele şehirlerde yaşayan insanlar için bir ihtiyaçtır. Bir nefes alma zamanı, farklı bakma açısı, yeniden düşünmeyi sağlayan bir etkinliktir. Sanat mutlak suretle desteklenmelidir. Yarınlarda bir tiyatro festivaline bile ev sahipliği yapmamız mümkün olabilir. İnsanları kahvehane köşelerinden sanat salonlarına çekmeyi başardığımızda hayırlı bir çalışmaya da imza atmış olacağız.