Daha öncede bazı yazarlar Ramazan ay’ı ile birlikte esnafın yapmış olduğu zamları değerlendirdi.

Yazıklar olsun Ramazanı fırsat bilip temel tüketim maddelerine zam yapanlara. Medyadan takip ettiğimiz kadarıyla Midyat’ta yaşayan Süryaniler bile dindaşımız olmamasına rağmen bu mübarek ayda indirime gitmişken %100 Müslüman olduğunu iddia edenlerin yapmış olduğu bu fırsatçılığı anlayabilmiş değiliz.

Bir büyük İslam aliminin de dediği gibi “insan olmak ne zor”. Önce iyi bir insan olacaksın, sonrasında Müslüman olacaksın. Yoksa kafa kağıdında Müslüman yazılmasıyla her bir şey hallolmuyor. Al sana fırsatçılığı. Et oruç ayından önce 13-14 civarı iken fırlamış 17-18 liralara. Hele büyük marketlerde fiyatlar zaten İstanbul’u sollamış. Bu mübarek ayda yapılan iyilikler kat be kat fazla iken bizimkiler kat be kat zam yapmakla meşgul. Kasaplarla da görüştük ve onlarda bu durumdan şikayetçiymişler. Fiyat ne kadar düşük olursa o kadar sirkülasyon oluyormuş. De peki kim yaptı bu ete zammı. Biz tüketiciler mi dedik zam yapın diye?

Ramazan ile ilgili bir başka olay ise bu sene önceki senelerdeki gibi iftar çadırlarının açılmaması ile ilgili. Ben bir tane dahi görmedim. Yoksa ben mi çok meşgulüm de gözüme çarpmıyor? Eğer iyilik yapmak ise maksat geçen sene Ramazan’da yapılan iyilik kabul ediliyordu da bu sene ki mi ret edildi? Öğretmen Evi’nin hemen karşısındaki alanda bir büyük çadır açılmıştı. İstanbul ve İzmit’ten gelen iş adamları burada verilen iftar yemeklerinin finansmanını üstlenmişlerdi. Ancak bu sene bu iş adamları yoklar. Sebep ne acaba? Bir duyum aldım ancak ne kadar doğru, ne kadar değil bilemeyeceğim. Şöyle ki;

İş adamları Maliye’ye olan borçlarını nasıl ki okul yaptırınca borcundan düşülüyor ya, aynı şekilde gıda üzerine kurulmuş yardımlaşma kuruluşları aracılığıyla da bu borç ödenebiliyormuş ve iftar çadırları da bu tür gıda üzerine kurulu yardımlaşma kuruluşlarının kapsama alanında . İddia edilene göre 100 bin lira borcu olan bir zevat herhangi bir gıda yardımlaşma kuruluşuna gidip yemek (burada iftar olarak göze çarpıyor) yardımında bulunmayı talep ettiğinde bu talebi kabul görüyormuş. Buraya kadar bir anormallik yok. Ancak şurası biraz ilginç. 50 bin liralık bir yardım ve bunu belgelendirme sonucu kişinin borcunun 100 bin lirası siliniyormuş. Bunu da tabii yasal kılıflarla yapıyorlarmış. Yani 50 bin lira yardım yaptığında bu yardım karşılıklı anlaşma sonucu şişirilerek 100 bin oluyormuş. Kişi bir taşta iki kuş vuruyor. Hem ödemesi gereken miktarın yarısını ödüyor ve hem de ele güne karşı bedava reklam. Filanca iş adamı veya firma şu kadar kişiye şu kadar gün iftar yemeği verdi diye. Tabii bunun ne derece doğru olduğunu bizim ortaya çıkarma gibi bir gücümüz yok. Ancak geçen sene Marmara Bölgesinden şehrimize gelerek yardımda bulunanlar bu sene ortalıklarda yok. Niçin yoklar? Ekonomik kriz mi? Hiç sanmıyorum. Kokusu çıkıyordu da ondan. Hiç mi kar etmedi bu iş adamları. Krizi bile fırsata dönüştürdüler. İnternet ortamında öyle iddialar var ki sanırım bunlardan biri bile Savcılar tarafından ciddiye alındığı takdirde gösterişli bir şekilde yaptıkları iftar çadırları ellerine, ayaklarına dolanacaktı. Bende tanışmış olduğum bu zevatlar için “helal olsun valla, adam ta nerelerden buraya yardım amacıyla gelmişler” diyordum. Ancak bu sene yerlerinde yeller esiyor.

İddialar doğru ise bir yazıklar olsunda bunlara.