İstisnalar kaideyi bozmaz ama çoğunluğumuz bir eksikliği bizzat yaşamadan farkına varmaz. Ailemizde, yakınımızda birileri ile karşılaşmadan yaşadığı sorunları hissetmez. Oysa her konuda madalyonun bir de diğer yüzü mevcut. Her gün gördüğümüz ancak hissetmediğimiz, sıkıntılarını paylaşmadığımız ya da paylaşamadığımız yeterince ilgilenmediğimiz kesimler var. Evi olmayanlar, aç olanlar, özürlü olanlar gibi…

Aralık ayı birçok etkinlikle birçok kesimin hatırlatılmaya çalışıldığı bir ay. Bunlardan biri de Bu hafta etkinliklerle gündemleştirmeye çalışacağımız özürlüler günü ya da haftası.

Toplumda sayıları artık göz ardı edilemeyecek olan bu kesimin sorunlarına sürekli duyarlılık göstermek gerekmektedir. Zaten son dönemde ortaya koydukları kararlı duruşları ile kendilerine acınması yerine gerekli olan kolaylıkların sağlanmasını istiyorlar. Kaldırımları kendileri de kullanmak istiyor. Kendileri de dışarı çıktıklarında rahat bir şekilde karşıdan karşıya geçmek istiyorlar. Arabalarını yürütecekleri bir kaldırım ve yol istiyorlar. Toplu taşıma araçlarından faydalanmak istiyorlar. Çalışarak emek vererek alın terleri ile yaşamlarını sürdürmek istiyorlar. Temsiliyet istiyorlar. Ve bütün bunları istemekte de haklıdırlar.

Türkiye’de sayıları neredeyse on milyona yaklaşan bu insanlarımızın yanında olmak gerekmektedir.

Yılın bir haftasında onları hatırlayıp sonraki aşamalarda unutmamak lazımdır. Yaşam için hazırladığımız her projede onları da bir parça olarak görmek gerekiyor.

Yürüyemediklerini,

Göremediklerini,

Arabalarını park edemediklerini,

Giyinemediklerini,

Yemek yemekte güçlükler çektiklerini,

Kolay iş bulamadıklarını, Koşamadıklarını, oynayamadıklarını düşünüp ona göre onlara imkânlar sunmak gerekiyor.

Hani şu ünlü hikâye var ya hepimizin bildiği. Çocuğun biri ayakkabısı olmadığı için top oynayamadığından çok üzülüyormuş. Bu üzüntüsünü gören ailesi sonunda ona bir ayakkabı almış. Çok sevinmiş sokakta top oynamaya çıkıncı ayakları olmayan bir başka çocukla karşılaşmış. Ve onun hiçbir zaman top oynayamayacağını anlamış. Hikâye değişik şekillerde sunulabilir ama gerçek ve anlam hep aynı yere çıkıyor. Biz bir eksiğimizi tamamlamak için mücadele ederken her zaman bizden daha kötü durumda olan insanların olabileceğini de düşünmemiz gerekmektedir.

Sonuç olarak özürlülerin yaşamımızın vazgeçilmez bir unsuru olduklarını unutmamak gerekmektedir. Toplumsal projelerle onların yanında olmak gerekiyor. Evimizin içinden değillerse bile onları aile sevgisi ile sahiplenmek gerekir. Yaşamın onlar için de daha kolay sürdürülebildiği günler dileğiyle…