Yüreği yananlar, rahatsız olanlar, memleket için taş üstüne taş koymaktan yana olanların aylardır büyük bir beklentileri var. Kardeşkanının dökülmesinin bitirilmesi, silahların susması için herkesin üstüne düşen görevi yüklenmesi, ülkenin yeniden barış ve kardeşlik ortamına dönmesi gibi.

Ancak bu konuda ne zaman olumlu bir adım atılmaya başlansa birileri müthiş bir rahatsızlığa kapılır. Ortamı provoke etmek için ellerinden geleni ardlarına bırakmamaya gayret ederler.

Hani dünya malında gözü olanlar için söylenen bir laf vardır ya “Gözünüzü toprak doyursun”diye, işte bu çevrelerin gözünü de bilmem ki ne doyuracak.

Kürt açılımı olarak başlayan, demokratik açılım olarak devam eden ve Milli Birlik projesi olarak sunulan ama neresinden bakarsanız bakın Türkiye’deki demokratik algıları genişletmeyi amaçlayan bir çalışma yürütülmektedir. Açılımın öncülüğünü yapan hükümet kanadı tüm kesimlerin görüşlerini almak için çaba sarf etmektedir. Muhataplık konusundaki yanlış ısrara rağmen atılan ya da atılmak istenen adımların umut barındırdığını söylemek gerekmektedir. Ancak ne hikmettir ki bu süreci desteklemesi gereken sivil görünümlü siyasal muhalefet her şeyi bir tarafa bırakmış uzlaşmazlık üzerine tezler geliştirmeye devam etmektedir.

Genellikle böylesi sorunların çözümü konusunda sosyalist, sosyal demokrat ya da halkçı olduklarını iddia eden partiler öncülük ederler, bizim ülkemizde ise muhafazakârlar çözüm önerisi geliştirir demokratlar ya da demokrat görünümlüler karşı çıkar!

Ülke bu çatışmalar nedeniyle çok kan kaybetti.

Ülke bu çatışmalar nedeniyle çok mal kaybetti.

Ülke bu çatışmalar nedeniyle çok değer kaybetti.

Ülke bu çatışmalar nedeniyle çok itibar kaybetti.

Bu ülkenin bu çatışmalar nedeniyle kaybetmediği tek şey belki köhnemiş siyasal algılardır. Çağdışı siyaset mantığını sürdürme kararlılığında olanların parti liderliğini bırakmamaları dışında değişmeyen bir şey kalmadı.

Bunların dışında KCK tarafından tek taraflı olarak ilan edilen çatışmasızlık kararına rağmen ortamı germeye devam eden kesimler bu ülke için iyi şeyler yapmamaktadırlar.

İyi çocuklara(!) sahip çıkanlar,

Operasyonlara destek verenler,

Operasyonları düzenlemeye devam edenler durdurulmaya çalışılırken bir de bunlara provokasyoncular eklendi.

Herkesin gözü çözüm için meclise odaklanmışken, birileri seçilmiş milletvekillerini polis zoruyla mahkemelere getirme telaşına düştü. Tam da Kürt veya demokratik açılımın mecliste görüşüleceği döneme denk gelen bir zamanlama ile Kürt Milletvekilleri yeniden yargı kıskacına alınmak isteniyor. Doksanlı yıllarda da aynı mantık devreye sokulmuştu. O günlerde zorla meclisten alınıp cezaevlerine tıkılanlar bugün aynı meclis çatısı altında daha güçlü bir şekilde bulunmaktadırlar. Bugün herkes a o zaman alınan ve uygulanan o kararların yanlış olduğunu kabul ediyor.

Milletvekillerinin enselerinden tutulup polis araçlarına sokulduğu o sahneler tarihin kara lekeleri gibi hala dünyanın gözü önünde anti demokratlığın simgesi olarak duruyor.

Şimdi tam da silahlar susmayı beklerken, siyasal çözümlere doğru hızla gidilirken, kan dökülmesinin önüne geçilmeye çalışılırken birileri bize aynı sahneleri yaşatma telaşına düşüyor.

Kimse kusura bakmasın ama bu hareketler operasyonlar kadar provokasyon içeriyor. Üzüntü veren tarafı ise hepimizin tek sığınağı olan yargının buna kılıf olarak seçilmiş olmasıdır.