Herhangi bir olumsuz durumda kullandığımız “önce eğitim” sözünü iyice bir düşünmenizi istiyorum. Doğru, her şeyin başı eğitim ancak “aç ayı oynamaz” misali ekonomi olmadan eğitiminde olmayacağı açıktır. Maslow’un ünlü “ihtiyaçlar hiyerarşisi”nde ilk sırada ekmek-yemek vardır. Bir insanın ekonomisi kötüyse ne iyi bir eğitim alabilir ve nede kitap-dergi. Önce er kişinin karnı doyacak ve sonrasında da beyni. Karnı doymadan beyninin de doyması mümkün değildir.
Ancak Dışişleri Davutoğlu gibi üstün zekalı ancak çok kısıtlı imkanlarla yola çıkanlar da vardır. Bunu inkar etmiyoruz. Ancak toplumun yüzde kaçı çok fakir olmasına rağmen böylesi bir başarıya kavuşabilir ki? Düşünün, evde odun yok ve hava soğuk. Tencere boş ve kızancıklar yemek bekliyor. Sen bu durumda üniversitenin hayalini mi kuracaksın, yoksa bir an önce en temel ihtiyaçların giderilmesine mi?
Bir kitap ortalama 10 TL. İyi bir kitap okuyucusu ayda 6 kitap okursa maliyet 60 TL.Ay sonunu getiremeyen bir toplum olduğumuzdan nasıl kitap alacak ve beynini besleyeceksin.
En çok kitap okuyan toplumlardan biri Japonlar. Ortalama senede 50 kitap okuyorlar. En az okuyan toplumlardan biri de Türkiye. 1000 kişi bir senede 1 kitap okumakta. Ancak Japonların ekonomisi bizimkinden iyi. Gerçi okumak bizim milletin pek rağbet etmediği bir durum. Daha çok dinlemeyi severiz. Kıraathanelerde kıraat edildiği pek malum değildir. Ancak bol bol so hbetlerin yapıldığını biliriz. Bir Avrupalı televizyon aldığında ilk işi kullanma kılavuzunu incelemek olurken bizimkisi kılavuzu atar bir köşeye ve başlar sağa sola sormaya “ya abicim bu tuş ne işe yarar” gibisinden sorular sormaya. Yani eğitim diyoruz, okumak lazım diyoruz ancak ekonomik sebepler çok önemliyken ve kişi ekonomisini bir şekilde düze çıkarmışken dahi okuma kültürüne sahip değilsek varsın dünyalar bizim olsun yine boş. Halbuki Kur’an-ı Kerim’de geçen ilk ayet ikra yani oku. Ama biz okumayı sevmiyoruz. Karnın doymuş olsa da gerçek bu.
KAÇAĞI İPTAL ETMEK İÇİN USTA ARANIRSA
Kaçak elektrik kullanımına dur demek sonunda yeni Valimiz Ahmet Turhan’a nasip oldu. Millet azmıştı. Öylesine kaçak elektrik kullanılıyordu ki ne vicdan, ne küresel ısınma vız gelip trız geçiyordu. İnanın fakir fukara bir kullanıyorsa kelli felli para babaları on kullanıyordu. Örneklemeler verecek olursak sanırım ihbar kabul edilmeyecektir.
Sırf koyunları soğuk su içip rahatsızlanmasın diye su kuyusuna elektrik hattı çekilmiş.Eskiden yaylı demirli ranzalar vardı. Dört ayağını kesip duvara çakmışlar ve sonrasında da elektrik vermişler. İçeri giren saunaya girmiş gibi terlemiş. Fazla sıcak olduğundan pencereler de açıkmış. Bölgemiz güneş memleketi. Güneş enerjisi en az 8 ay faydalanabileceğimiz bir nimet. Gittiğim bir köyde yaz mevsiminde su ısıtıcısı gördüm ve niçin güneş enerjisinden faydalanmadıklarını sordum. Bana dediler ki zaten kaçak var. Koca bir plastik varili ilkel şartlarda su kazanına çevirmişlerdi. Köye gelen memurlar daha köye girmeden ve sayacı kontrol etmeden önce sayaç faaliyete alınır ve memurlar gittikten sonra da tekrar kapatılır. Yıkanma, tüp ve her türlü elektrik harcamasına karşın fatura 5 TL. olur.Kardeşim yazıktır, günahtır. Doğadan intikam alır gibi bu ne hoyratça kullanmadır. Eğer fakirsen Devlet sana bedava kömür veriyor.
Eğer zenginsen ne gerek var üç kuruşa tenezzül etmeye. Ancak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Daha önceden de yazı konusu yapmıştım. Eğer bir aile gerçekten fakir ise ve kömürün dışında da elektrik kullanması gerektiğinden bu kişiler için bir şey demiyorum. Hatta sosyal Devlet anlayışı gereği bu kişileri için yasal bir düzenleme de yapılabilir. Yada harcadıkları enejinin çok az bir kısmı alınır. Çünkü bu insanlar gerçekten de ihtiyaç hissediyorlardır. Ama yemin olsun kaçak elektrik kullanan bir çok kişi durumu iyi olan insanlar. Adamın bir sürü evi var kirada. Lafa geldiğinde de en yaman AKP’li kesilir. Din dediğinde de mangalda kül bırakmaz. Ama iş kaçak elektrik kullanımına geldi mi yazın pencereleri açar ve 25000 btu’luk devasa klimasını da çalıştırır. İşte bu tür iki yüzlüler için kaçak elektrik ile mücadelede yapılan bu müthiş atılımı destekliyorum. Kaçak elektrik kullandığı iddia edilen bir çok kişi göz altına alındı. Ancak daha önce kaçak elektrik hattı çeken ustalar aranırken şimdi bu hatları iptal etme derdine düşenler usta bulamıyorlar. Çünkü bir çoğu göz altında. Göz altına alınmayanlar ise sabahın ilk ışıklarına kadar iptal ile uğraşıyorlar. Nereden nereye dedirtiyor insana. Son olarak şunu demek istiyorum. Oy kaygısı veya her neyse üstüne gidilmedi bu konunun yıllarca. Öyle ki fatura ödemelerinde 100 kağıt öderken ben ve 5 TL öderken beriki inanın insanın zoruna gidiyordu. Hatta bir keresinde 5 TL için bile adam itiraz etti de ben dayanamadım ve adamla tartışmıştım. Teşekkür ederim Sayın Valim ve ilgili ile yetkililer. Artık kendimizi keriz hissetmeyeceğiz.
Next