Türkiye’de ulusal medya olarak tanımlanan İstanbul merkezli basın kuruluşlarının uyguladıkları politikalar konusunda bir değerlendirme yapma gereğinin ortaya çıktığını belirtmek gerekir.
Öncelikle şu noktayı hassasiyetle vurgulamalıyız ki medyadaki yorum ile haberlerin içeriklerinin ve ele alınış tarzlarının farklı olması gerekirken giderek bütünleşmeye doğru giden bir yol izlendiği intibası ortaya çıkmaktadır.
Basın mensupları ile yazarların konuyu ele alışlarında haber ve yorum konusundaki hassasiyeti ortaya koymaları beklenir.
Tarafsızlık haberin olmazsa olmaz kuruladır. Bu kural basın meslek ilkelerinin bir gereğidir. Yanlı haber yayımlanmaya başlandığı andan itibaren yayın organına ve haber etiğine olan inanç ortadan kalkar ki o zamanda güvenirlilik sorunu ortaya çıkar.
Problem ne olursa olsun basın kuruluşlarının haberde tarafsızlık ilkelerini korumaları gerekir. 1990’lı yıllar olarak tanımlanan dönemde bölgemizdeki çatışmalarla ilgili haber ve yorumlar yayımlanırken en büyük sıkıntıyı ulusal basının yerel ayakları çekmekteydi. Çünkü yerelden yerel koşullar dikkate alınarak hazırlanan haberler gazete sayfalarında yayınlandığında ayrı bir tarz ve dilde yazılmış ve yayınlanmış oluyordu. Yerel muhabir bu konudaki derdini anlatacak bir Marko paşa bile bulamıyordu. Bu sıkıntılar nedeniyle “Güneydoğuda gazeteci olmak” başlığı ile yazılar yayınlanmıştı.
O süreç daha sonra iyiyi doğru evirilmiş bir hal almıştı. Ancak son zamanlarda konu ile ilgili olarak yayınlanan haberlerde basın meslek ilkelerinin belirlemiş olduğu haber mantığının ve kuralının dışına çıkmak gibi emarelere sık rastlanılır bir durum ortaya çıkmaya başladığını belirtmek gerekir.
Yorum konusunda diyeceğimiz bir şey yok kim nasıl düşünüyorsa o şekilde fikrini açıklama hakkına sahiptir. Başkalarının hakkını zedelememesi şartıyla. Ancak haberde aynı esnekliliğini söz konusu olduğunu düşünmemekteyiz. Çünkü bize öğretilen basın meslek ilkeleri doğru haber mantığını temel mantık olarak belirlemişti.
Bu konu ile ilgili olarak belirtilmesi gereken ikinci bir husus ise gazetelerin ve gazetecilerin cephedeki güçler gibi algılanmaması gerektiğidir. Evet, basın mensuplarının ve basının haber etiğine dikkat etmeleri ve yayın yaparken hakkaniyet ve doğruluk mantığından dışarı çıkmaları gerekir. Ancak basını ve basın mensuplarının haber ve yorumlarını değerlendirirken gösterilecek olan yaklaşımın da çatışan güç mantığının dışında olması gerekir.
Adı geçen yıllarda PKK ile sürdürülen silahlı mücadelede nelerin yapıldığını yerinde göstermek için geziler düzenlenir bu gezilere gazetelerin genel yayın yönetmenleri ile başyazarları götürülürdü. Bu yazarlar da desteklerini belirtmek için üniformalar giyer yorumlarını da ona göre yaparlardı. Bu dönemde henüz öyle durumların ortaya çıkmadığını da belirtmek gerekir. Hatırlayanlar bilir o zaman Mehmetçik basın kavramı ile durum dillendirilmişti. Bu mantıkla olaya bakmayan tek bir gazete bulmak güçtü. Şimdilerde doğrunun üzerine giden eleştirebilen basın kuruluşlarının varlığını kabul etmek gerekir. Bu hem kalitenin artmasına hem de basın kuruluşlarının çeşitliliğine bağlı olarak gelişen bir durumdur.
Yani özetleyecek olursak diyeceğimiz odur ki basın kuruluşlarını değerlendirirken de
Basın kuruluşlarının siyasal ve sosyal durumları değerlendirmelerinde de belli bir etik değer çerçevesinde olaya bakmak gerekir. Öküzün altında buzağı arama mantığı ile olaya bakıldığı sürece sağlıklı bir sonuca ulaşma imkânı bulunmamaktadır.
Basın tek yönlü at gözlüğü ile olup bitene bakma hakkını kendinde bulmamalıdır. Haberde temel etik ve ilke olan doğruluk ve tarafsızlık konumunu korumalıdır. Bu ilkelerin ihlali durumunda hem güvenirliliğin hem de çalışma koşullarının zorlaştığının farkına varmalıdır.
Buna karşılık basın ve basın mensupları değerlendirilirken içinde çalıştıkları koşulların da dikkate alınarak değerlendirilmeleri gerektiğini unutmamak gerekir. Basın mensuplarının kaynaklara ulaşma, buralardan elde ettikleri verileri değerlendirme ve yayınlamadaki konumlarının hesaba katılması gerekir. Yayın politikalarını beğenmediğimizde onlara sert bir şekilde tavır almaktan ziyade doğru bilgilerle donatmanın eleştirmekten daha fazla fayda sağlayabileceğini de unutmamak gerekir. Herkes işini yapmaya çabaladığına göre iyi niyetle yaklaşımların herkese kazandıracağı acıktır.
Ne yazıp yayınlayanlar neden okuyup değerlendirenler bu konuda öküzün altında buzağı aramamalıdırlar diye düşünüyoruz. Sağlıkla kalın.
Next