11 Nisan 2015 tarihinde Ağrının Diyadin ilçesinin Yukarı Tütek köyünde TSK ve PKK arasında meydana gelen çatışmada yine ölüm haberleri geldi.
Çözüm sürecinde önemli adımların atıldığı ve tarihi gelişmelerin yaşanmasının beklendiği bir dönemde böylesi olayların vuku bulması elbette normal karşılanamaz.
Çatışan güçler dahil herkes biliyor ki taraflar isterlerse her zaman çatışabilirler. Ama bunca çabanın nedeni bu çatışmaların olmaması, insanların ölmemesi ve silahların susması değil mi?
90’lı yılların kanın gövdeyi götürdüğü günlerinde silahlı kuvvetlerin komutan ve temsilcileri Tv ekranlarından konunun siyasi bir konu olduğunu ve siyaset yoluyla çözümlenmesi gerektiğini hatırlatmıyorlar mıydı?
Şimdi tam da siyasiler konuyu çözmek için bunca çabanın içindeyken böylesi olayların çıkmasına zemin hazırlamak doğru bir tavır mıdır?
Silvan olayı ne kadar ibretli ise Ağrı olayı da o kadar ibretlik olarak görünüyor.
Haberlere yansıyan bölümü ile olaya bakmakta fayda var. Ağrı Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, "Valilik, Diyadin İlçesine bağlı Yukarı Tütek köyünde, 11 Nisan 2015 günü düzenlenecek olan fidan dikme etkinliğine katılacak vatandaşların güvenliğini sağlamak maksadıyla bölgede görevlendirilen güvenlik güçlerimize terör örgütü mensupları tarafından açılan ateş sonucu çatışma meydana gelmiş …” açıklamasında bulunurken Genel kurmaybaşkanlığından gelen açıklamada ise şu belirleme yapılıyor: “"11-12 Nisan 2015 tarihinde Ağrı İli Diyadin İlçesi Yukarı Tütek Köyü bölgesinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından organize edilen ve ’Bahar Şenliği’ olarak isimlendirilen etkinlikte bölücü terör örgütü’nün propagandasının yapılacağı, vatandaşlarımıza seçimde destekledikleri adaylara oy vermeleri konusunda baskı uygulanacağı yönünde bilginin alınması üzerine, kamu düzeninin bölgede sağlanması için Ağrı Valiliğinin talimatı ile Ağrı İl Jandarma Komutanlığı’nca 15 timden oluşan güvenlik gücü 10-11 Nisan gecesi bölgeye sevk edilmiş, bölgede tertiplenme esnasında unsurlarımıza bölücü terör örgütü mensubu teröristler tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açılmıştır. Ateşe derhal karşılık verilmiş ancak, teröristlerce açılan ilk ateş esnasında 4 askeri personelimiz çeşitli yerlerinden yaralanmıştır. Bölgeye İnsanlı Keşif Uçağı, Silahlı Helikopterler ve karadan da takviye komando birlikleri sevk edilmiş olup çatışma devam etmektedir."
Açıklamaya dikkat edilirse valilik açıklamasında vatandaşlar tarafından organize edilen bahar şenliği ve ağaç dikme etkinlikleri Genelkurmay açıklamasında bölücü örgüt mensupları tarafından organize edilen etkinlik olarak belirtiliyor. Yani işin başında bir bakış açısı farklılığı var.
Bu farklılık ve algı meselesi nedeniyle yapılan müdahale bölgeye 15 timlik bir ekiple operasyon yapılıyor. Bu operasyon çerçevesinde çatışma çıkıyor. Çatışmada 4 Asker yaralanıyor. Ardından süren çatışma neticesinde yine Genelkurmaydan yapılan açıklamada şunlar kaydediliyor: "Ağrı ili Diyadin ilçesi Yukarıtütek köyü bölgesinde, bölücü terör örgütü mensubu teröristlerle gün boyu devam eden silahlı çatışmada yaralanan 4 personelimiz Ağrı Devlet Hastanesine tahliye edilmiş olup, 3 personelimizin yaralarının hafif olduğu ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı, 1 personelimizin ise ameliyata alındığı hastane yetkililerinden öğrenilmiştir. Yaralı personelimize acil şifalar diliyoruz. Diğer taraftan silahlı çatışmada 5 teröristin öldürüldüğü, 1 teröristin yaralı olarak ele geçirildiği bilgisi alınmıştır."
Pek sadece bu kadar mı?
Hayır bir de bölgeye giden veya bölgede olan sivil vatandaşların durumu var. Edinilen ilk bilgilere göre çatışma bölgesine gidip çatışmaların sona ermesi için canlı kalkan olmaya çalışan gruba da helikopterden ateş açılmış ve bu ateş sonucunda HDP Diyadin İlçe eski Eş Başkanı Cezmi Budak yaşamını yitirirken, MEYA-DER temsilcisi Cenap İlboğa ise yaralandı. Bu arada atılan gaz fişeklerinden etkilenenler ve kapsül çarpması sonucu yaralananlar var.
Olaya neresinden tutsak elinde kalacak bir olay olarak karşımızda duruyor. Olayın vuku bulmasından sonra siyasilerden gelen açıklamalar ise anlaşılır olmaktan çok uzak.
Kim ve neden yapıyor bilmiyoruz ama bu tür olayların çıkmasının beklenen bir durum olduğu bilindiği halde önlem almak yerine neden bu duruma gelindiğini anlamakta güçlük çekiyoruz. Düzenlenen bir ağaç dikme şenliğinden oy vereceklere baskı yapılacağı sonucunu çıkarmak pek mantıklı bir çıkarsama gelmiyor. Çünkü eğer böyle bir niyet varsa oraya kadar giden zaten oyunun rengini de belli etmiş olmuyor mu? Kaldı ki eğer açıklamada belirtildiği gibi organizeyi yapanlar örgüt ise o zaman kendi elemanlarına mı baskı yapacaktı?
Bu olay biraz kokuyor gibimize geldi. Kokmasına neden olanları da Allah ıslah etsin diyelim. Zaten ne zaman barış ve kardeşlik havası yükselse o zaman ölüm yağmaya başlıyor. Bu senaryo hep aynı işliyor! Sorulması gereken sorulardan biri de şudur: Şenlik örgüt propagandasıysa ortaya çıkan durum kimin propagandası oldu?
Next