Başımıza gelen bu musibetten bir takım dersler çıkarıldığı gözlemleniyor. Bu derslerden biri de siyaset mekanizmasını yürüten siyasetçilerimizin söylemleri ve kullandıkları dil ve üsluptu.
Bu konu ile ilgili olarak konuşan Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş’un geçen gün söylediği şu sözler bu açıdan önemlidir; “Bu FETÖ’cü örgütün amacı Türkiye’yi iç savaşa sokup işgale hazır hale getirmekti. Siyaset parçalansın istediler ama tam tersine siyaset derlenip toparlandı. Bugünkü mitingin (Yenikapı mitingi) önemi de bu. Bunlar neyi planladıysa tam tersi oldu. Şu 3 haftada oluşan ruhu 30 yılda oluşturmak mümkün değildi. Siyaset dili değişecek. Siyaset dili kavga ve düşmanlık üzerine değil karşılıklı müzakere diline dönüşecek.”
Nitekim bir ayağı eksik kalmış olsa da yenikapı’da gerçekleştirilen Demokrasi ve Şehitler mitinginde ortaya çıkan tablo geleceğe ilişkin olumlu bir hava yaratmıştır.
Her ne kadar farklı kulvarda gerçekleşmiş olsa da HDP mitinglerinde de ana tema konusunda aynı yaklaşımların ortaya konulduğunu belirtmek gerekiyor.
Yeni kapıdaki mitingde konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlunun ortaya koyduğu ilkeleri de değerlendirmekte fayda var. Çünkü Kılıçdaroğlu kendi cephesinden Türkiye için bu birlikteliğin sürmesi için gerekli olan asgari belirlemeleri 12 maddede dile getirdi.
Şimdi bu maddelere bakalım;
1.Camiye, kışlaya, adliyeye siyaseti sokmayalım. Yapacağımız ilk iş camide siyaset olmayacak, adliyede siyaset olmayacak, kışlada siyaset olmayacak.
2. Siyasette öz eleştiri yapmak gerekiyor. Eğer geçmişi iyi tahlil edebilirsek gelecekte çok daha güzel bir Türkiye inşa edebiliriz.
3. Devletin inşasında liyakat sistemini esas almalıyız.
4. Her koşulda demokrasiye sahip çıkmalıyız.
5. Demokrasi milletin iradesidir. Onun için diyoruz, ne darbe ne dikta, yaşasın tam demokrasi diyoruz.
6. Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkmalıyız. Mustafa Kemal ve arkadaşları bir anayasa yaptılar, birinci maddesi şudur: Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin. Evet, hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Milleti yüceltiyor, vatandaşını yüceltiyor. Dolayısıyla hiçbir kimseye, hiçbir aileye, hiçbir zümreye imtiyaz tanınmıyor. Vatandaşlar eşittir, birliktedir, kimliği, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun bütün vatandaşlar kanun önünde eşittir. Cumhuriyetin eşitlik değerlerine hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir değerlerine sahip çıkmamız gerekiyor.
7. Parlamenter sistemi güçlendirmek durumundayız.
8. Medyanın özgürlüğü.
9. Yargının bağımsızlığı
10. Laikliğin ne kadar önemli olduğunu 15 Temmuz gösterdi. Dini, inancımızı kullanarak her türlü yasa dışı işin içinde olanlar milleti nasıl kandırdılar gördük. Laiklik din ve vicdan özgürlüğü demektir
11. Demokrasinin güçlenmesi için mutlaka sorgulayan eğitim sistemini hayata geçirmemiz gerekir.
12. Bütün siyasi liderlere geçmişin mağdurlarına haklarını iade edelim. Böyle yaptığımız takdirde devlet saygın konuma gelmiş olur.”
Kılıçdaroğlu bunları sıralarken; “Benim görüşüm, partimizin görüşü. Sözüm söz, göreceksiniz Türkiye, çağı yakalamış, gerçekten de sokaklarında caddelerinde güler yüzlü insanların olduğu bir Türkiye haline gelecektir” dedi.
Aslında bu anlatılanların tamamı yeni icat edilmiş fikirler değil. Türkiye kamuoyunun bildiği zaman zaman maddeler halinde tartışılan ancak iktidar ve muhalefetin üzerinde anlaşma sağlayamadıkları konulardır.
Türkiye yeni süreçte artık yeni bir Anayasa hazırlamak durumundadır. Bu yeni hazırlanacak anayasada da demokratik çağdaş bir yönetim sistemi üzerinde siyasetçilerimizin ortaklaşması gerekmektedir.
Eğer zor koşullar altında yakaladığımız fikir ve anlayış birlikteliğini normal süreçlerde de yakalama şansını bulursak bu ülkeyi kimseye muhtaç etmeden hak ettiği yerlere ulaştırma şansımız da olacaktır. Siyaseti kavga mekanizması olmaktan çıkarıp çözüm mekanizmasını dönüştürdüğümüz andan itibaren yapılmayacak iş çözümlenmeyecek sorun kalmayacaktır. Yeter ki özümüz ve sözümüz bir olsun. Yeter ki birbirimize tahammül edebilelim ve farklılıklarımızı zenginlik olarak görebilelim. Mitinglerimiz de bunu somut olarak bize göstermiştir.
Next