İlimizin çözüm bekleyen en önemli sorunlarından biri belki de en önemlisi şüphesiz ki eğitim sorunudur. Eğitim sorunu derken nedense hep ÖSS ve SBS de hep alt sıralarda yer aldığımız sorgulanır. Oysa bu sıralama bir sonuçtur.
Sorunun kaynağına inmeden, sorunu tam olarak tespit etmeden kalıcı çözümler bulmak da imkânsızdır. Herkes bilmektedir ki, eğitim ancak eğitime elverişli ortamlarda sağlıklı yapılabilir. Sağlıklı ortamlar derken ilk akla gelen sınıf ortamları ve sınıf mevcutlarıdır. Dünya standartları 24 -30 arasında değişirken, ilimizde bu sayı 55-60 civarında olduğunu tahmin ediyorduk ki, bunda da yanıldığımızı anladık. Meğer bu sayı bazı liselerimizde trafik plaka numaramız olan 72’yi bile bulmuş.
16-17 yaşlarındaki gençlerin bırakın 72’sini 40’ını dahi bir arada tutmak gerçekten zor iken, bu kadar öğrenciye bir sınıfta ders vermek için Öğret-men değil Süper-men olmak gerekiyor. Bizler tek öğünlü okula gitmeyi normal eğitim olarak adlandırıyoruz. Sabah ve öğlen farklı öğrencilerin okula gittiği öğretim şekline ise ikili öğretim diyoruz. Peki ama neden normal olanına “normal eğitim” diyoruz da diğerine “anormal eğitim” demiyoruz? Demek ki bizim eğitim anlayışımız da anormalmiş.
Son birkaç yıl hariç, eğitime maalesef ciddi bir yatırım yapılmadığı için bugün bu sıkıntıları çekiyoruz. Çünkü idarecilerimiz ve temsilcilerimiz günü birlik hesaplarla işleri yürütmeye çalıştılar. Günden güne büyüyen ve nüfusu artan şehrimize okul ve pansiyon yaptırmak yerine işlerini görecek, bir dediklerini iki etmeyecek yöneticileri iş başına getirmeye çalıştılar.
2005 yılında liselerin dört yıla çıkarılması ama buna paralel olarak derslik sayısının artmaması bugün bizleri bu noktaya getirdi.
Tabii sorun sadece derslik sorunu da değildir. Diğer önemli bir sorunda öğretmen sirkülâsyonunun fazlalığı nedeniyle sağlıklı bir eğitimin sunulamamasıdır. Düşünün sadece bu yıl 400’e yakın ek ders ücreti karşılığı öğretmen görevlendirmesi yapıldı. Bu öğretmenler en çok bir öğretim yılı çalışacaklar. Bu arada bir kısmı ayrılacak, yerine bir başkası atanacak. Birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar 5-6 öğretmen değiştiren sınıflar vardır. Bu çocuklardan SBS de ve ÖSS de hangi başarıyı bekleyeceksiniz? Bu çocukların başarısızlıklarının suçu kendiler mi, aileleri mi yoksa sistem mi? Peki bu evrenin herhangi bir aşamasında okuldan, öğretmeninden soğuyan bir öğrencinin tekrar aynı motivasyonu yakalayıp başarılı olması ne kadar mümkündür? Bu çocukları eğitim zayiatı olarak mı değerlendireceğiz?
Nasıl ki vekil doktor vekil avukat veya vekil mühendis olamıyorsa vekil veya geçici öğretmen de olmamalıdır. İnsan hayatı bu kadar mı ucuz? İşini bilmeyen bir öğretmenin 40 öğrencinin öğrenim hayatını hatta tüm yaşamını heder etmeyeceğini kim garanti edebilir? Geçen yılları geri getirmek mümkün olmadığına göre bu çocukların sağlıklı bir eğitim almayışlarının hesabını kim verecek?
Bütün laboratuarların sınıfa dönüştürüldüğü, öğrencilerin adeta istiflendiği bir sınıf ortamından tıp ve mühendislik fakültelerini kazanacak kaç öğrenci çıkar?
Milyonlarca harcanan ancak iyi analiz edilmediği için sağlıklı sonuçlar vermeyen projelerle başarıyı yakalamak hayaldir. Sekiz yıl ciddi bir eğitim almayan bir öğrenciyi hafta sonu kurslarla ÖSS’ye hazırlamak ve ondan başarı beklemek ne kadar doğrudur?
Sayın Valimizin eğitime aşığı biri olduğunu biliyoruz. Bunu basınla buluşmalarından ve edindiğimiz izlenimlerden biliyoruz. Nitekim yaptığı icraatlar da bunu göstermektedir. Doğu’nun ve Batman’ın makûs talihi ancak eğitimle çözülebilir. Batman’ın çok acil derslik sorununun çözümlenmesi gerekmektedir. Derslik ve öğretmen sorunu çözülünce başarı da birlikte gelecektir.
Kaybedecek bir dakikalık bile zamanımız yoktur. Çünkü eğitim ciddi ve ciddi olduğu kadar da hata kabul etmeyen bir iştir. Bu hataları yıllardır ödüyoruz, artık ne kaybedecek zamanımız ne de insanımız vardır.
Next