En değerli varlığınız bir gün gözünüzün önünden kaybolsa,
Nereye gittiğini,
Nerede olduğunu,
Yaşayıp yaşamadığını bilmezseniz,
Ölüsüne de dirisine de varamıyorsanız
Ne yapar
Nerelere gider
Kimden medet umarsınız?
Ülkemde, yıllardır bu acıyla yaşayan vatandaşlarım var.
Üstüne üstlük bir de acılarını, dertlerini, umarlarını bekledikleri
Kuşkulusu,
Korkulusu,
Dışlayıcısı…
İHD, yine har zaman olduğu gibi bir insanlık görevini üstlenmiş, bu acıları kamuoyuyla paylaşma telaşında,
Başka insanlarımızın,
Başka bir toprağımızın,
Başka çaremizin olmadığı gerçeği ile bizleri acılarda buluşturmaya, birbirimize sahip çıkmaya çağırıyor.
Yirmi haftadan uzun süredir sürdürdüğü kayıplar bulunsun eylemliliklerini kayıp ailelerin hikâyeleri ile paylaşıyorlar şimdi. Evvelki hafta Metin Ay, geçen hafta ise İsmail Ağaya’nın hikâyeleri anlatıldı Gülistan caddesinin girişinde Batman kamuoyuna şimdi sizi acılı anne Mufride Ağaya’nın anlatımları ile baş başa bırakayım;
Kayıp yakını acılı anne, Mufride Ağaya oğlu ile ilgili olarak şunları anlatmaktadır.
Oğlum İsmail yirmi yaşlarında bir delikanlıydı. Askerlik zamanı gelmiş bir ay sonra askere gidecekti.
1994 yılının Haziran ayındaydık. Oğlum İsmail, akşamüstü saat 18.30 civarlarında evden ayrılmak üzere hazırlandı. Nereye gideceğini sorduğumuzda ise Eniştesini ziyarete gideceğini söyledi.
Akşam olduğunda eve geri dönmedi. Ortamın gerginliğini bildiğimizden hemen soruşturmaya başladık. Eniştesine sorduğumuzda “Bize gelmedi” cevabını aldık.
Oğluma ulaşamıyor olmam dünyamı yıkmıştı. Yerime oturacak, sebat edecek durumda değildim. Birlikte çalıştığı arkadaşlarına gittik onlardan da olumsuz cevaplar aldık kimse onu görmemişti, kimseye uğramamıştı.
Aramalarımız gece boyunca sürdü. Ertesi gün ağlaya ağlaya Çarşı Polis karakoluna gittim. Oğlum İsmail’in dünden beri kayıp olduğunu ona bir türlü ulaşamadığımı söyledim. Karakoldaki görevli beni azarlayarak” Oğlun dağa çıkmış, bir de bana gelip yardım edin diyorsunuz.” Dedi.
Oğlumun dağa çıkmadığın kayıp olduğunu tekrar tekrar söyledim. Oğlumun eniştesine gitmek için evden ayrıldığını ancak eniştesine gitmediğini anlattım ama bir sonuç alamadım.
Karakoldan ağlaya ağlaya oturduğumuz sokağın başına gelip oturdum. Sokak başında ağlarken yanıma iki orta yaşlı kadın geldi. Neden ağladığımı sordular. Bende dünden beri oğlumun kayıp olduğunu ona bir türlü ulaşamadığımızı anlattım.
Yanımdaki kadınlar,” dün saat 18.30–19.00 sıralarında silahlı üç kişinin bir gencin başına silah dayayarak onu zorla bir arabaya bindirip götürdükler.” Dediler.
Bu haber üzerine bayılmışım.
Bütün dünyam yıkılmıştı. En değerli varlığım olan çocuğuma bir daha kavuşamama korkusu ile irkildim tekrar. Acılarım onu görmediğim, akıbetini öğrenemediğim her gün biraz daha büyüyerek çoğaldı.
Aradan 15 koca yıl geçti. Çalmadık kapı aramadık yer kalmadı ama en ufak bir ipucuna bile rastlamadık. Geceleri doğru dürüst uyku uyumak bile bize haram oldu.
Yetkililerden,
Duyarlı olan insanlardan,
Bilgi sahibi olanlardan yardım ve destek bekliyoruz.”diyor.”
Sizce insanlarımız böyle yaşamayı hak ediyorlar mı?
Next