Her ne kadar bu günlerde gündem Gezi parkındaki ağaç katliamına kilitlenmiş görünse de bizim için öncelikli konu Kürt meselesinin sağlıklı çözümü konusunun hassasiyetidir. Bu nedenle lazım olan psikolojik ortamın gidişatı konusunda herkesin hassas olması gerekmektedir.
Böylesi toplumsal sorunların çözümü konusunda temel belirleyici unsurlardan birisinin ve de bize göre en önemlilerden birisinin toplumun olaya bakış konusu olduğu belirtmek gerekiyor. İktidar kanadı Akil adamlar olarak adlandırdığı gruplar aracılığı ile toplumun nabzını tutma ve gelişmeler konusunda birikmiş olan inat ve önyargıları ortadan kaldırmanın çalışmalarını yürütmektedir.
Ancak kazın bir de diğer ayağı var.
Kürtler…
Kürtler aşırı politikleşmiş bir toplumsal yapı oluşturmuş durumdadırlar. Bu nedenle siyasal sorunlar başta olmak üzere ekolojiyi ilgilendiren bütün konularda oldukça duyarlı bir konumdadırlar.
Geçen hafta içerisinde bölgenin değişik yerlerinde değişik toplumsal katman unsurları ile diyalog kurma şansına sahip olduk. Politikacısından akademisyenlerine, esnafından köylüsüne kadar olan bu kesimlerin ortak bir yönü var. Hepsi de sürece karşı duyarlı ve hepsi de mantıksal çözümlemelere yakın durmaktalar. Bütün bunlara rağmen kafalarının karışık olduğunu da belirtmem gerekiyor.
Yılların güvensizliğinin ortaya çıkardığı önyargı ve güvensizlik kendini her hallerinde belli ediyor. Bu nedenle hangi kahvede otursak, hangi toplantıya katılsak, hangi köyün duvar kenarındaki gölgeliğinde toplansak sorulan ilk soru “süreç hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusu oluyor.
Ardından çoğu zaman sorular bindirme şeklinde geliyor. Bu hükümet bir şeyler yapar mı? Tutuklular neden bırakılmıyor? PKK’lılara müdahale olacak mı? Köy korucuları ne olacak? Devlete güvenelim mi? Rehavete kapılsak bizi kandırmayacaklar mı? ………????????
Sorular uzayıp gidiyor. Tabi bunlara sağlıklı cevaplar verme gibi bir durumla karşı karşıyayız. Barışçıl süreci desteklediğimizi her platformda açıkladık ve arkasında durmaya devam ediyoruz. Herkesin umutsuz olduğu dönemde bile biz umutlarımızı koruduk ve bu konuda şimdiye kadar gelişen olaylarda haklı çıktık. Elbette gaipten haber alma özelliğimiz yoktu ancak her zaman söylediğimiz gibi yine söylüyoruz. Tarafların bu kadar net ve güçlü oldukları bir dönemde eğer barış gelmezse başka zamanlarda barışı getirmek çok daha güç olacaktır.
Yıllardır süren savaşta onbinlerce insan öldü. Bunun anlamını bilmek zorundayız. Ancak bunu unutmamanın gösterilmesi adına artık binlerce insanın ölmesi gerekmiyor. Silahlı mücadele mantığı inkar ve imha mantığı karşısında yapılacak başka bir yolun kalmaması olarak deklere edilmişti. Şimdi artık Kürtlerin inkâr edilmesi söz konusu değildir. Kürtlerin imha edilmesi ise mümkün değildir. Bugüne kadar uygulanan yöntemlerle böylesi bir sonuca ulaşmanın imkânsız olduğu görülmüştür.
Bu durumda gerekli olan mantığın gerektirdiği yolu seçmek ve kan dökmeden sorunun çözümüne gitmektir. Sürecin kolay olmadığının elbette farkındayız. Ancak bu zorluk insanların ölmesini engelleyen bir süreçtir ve bütün zorluklarına göğüs germemiz gerekmektedir.
Gelinen aşamada barış süreci konusunda BDP’nin veya diğer Kürt yapılarının Kürtleri sağlıklı bir şekilde bilgilendirmesi gerekiyor. Çünkü görünmektedir ki Kürtlerin sürece desteği ve inancı ancak Kürt siyasal kesiminin açıklamaları ile mümkün olacaktır. Bu nedenle bu konuda gerekli olan kolaylıklar sağlanmalı ve toplumun bütün katmaları başta köy toplantıları olmak üzere süreç konusunda bilgilendirilmelidir.
Next