Aktütündeki son çatışma göstermiştir ki Kürt sorununda gidişat kördüğüme doğru gitmektedir. Siyaset alanındaki yetersizliğimiz, bencilliğimiz, gururumuz, sabırsızlığımız, kör inadımız insanlarımızın kanının akmasına neden olmaktadır.

Meclis çatısı altındaki fırsatın iyi değerlendirilememesi, diyaloga duyulan korku kendisini en acımasız fatura olarak ortaya koymaktadır. Canlar gitmekte, yürekler yanmakta, kayıplar artmaktadır.

Öfke ile söylenenler, yapılanlar ise çözüme katkıdan ziyade çözümsüzlükte mesafe kat etmektedir.

Aktütün çatışmasından önce de belirtmiştik. Çatışmalarla ne Kürt hareketinin bitmesi mümkün neden Kürtlerin isteklerini elde etmesi. Çözümü silahlı mücadelede aramak beyhude bir çabadan başka anlam ifade etmiyor. Silaha silahla verilen cevap sadece çözümsüzlüğü dayatıyor ve daha çok acı çekmemize neden oluyor.

Kimin ne kadar güçlü olduğu da önemli değil. Çünkü her çatışmanın ardından kim ölürse ölsün kaybeden biz oluyoruz. Vuran da vurulan da biziz. Bu acı yüreklerimizi yakıp geçiyor. Kimimizin öfkesi alanlarda haykırarak yansırken kimimiz yüreklerimizde kopan derin fırtınaların uğultularını sesiz bir şekilde gözyaşları yansıması ile ifade ediyoruz. Tabutlara sarılıp ağlayan anne ve babalar kadar tabutlara sarılmayı bile hayal edemeyen anne ve babaların ızdırapları da bu vatanda yaşanıyor.

Görmek, anlamak anlaya bilmek için düşünmek gerekiyor.

Sorunu sağa sola saldırarak, operasyonlar düzenleyerek, hava akınları sergileyerek de çözemeyiz. Bugün sınır ötesi harekâtlara vize verenler yarın tam tersi tavırlar sergilemeye müsait davranışlar içerisinde bulunabilirler. Bu nedenle herkesin iyi düşünmesinde fayda bulunmaktadır. Dünyanın güç dengeleri hızla değişirken bunu görmezlikten gelme lüksüne sahip olamayız.

Silahlı mücadelenin tek başına başarı getirmediği ve sorunu çözemediği ortadadır. Kobralara karşı katırlarla malzeme taşıyanlar bayrak tepeye girebiliyorsa durup düşünmek gerekmez mi? Kaybedilen canlara karşı daha fazla can almak sorunu çözüyor mu?

Mevcut politikalar çözüm getirmediği gibi sorunu kördüğüme çevirerek, halkı karşı karşıya getirerek, kin ve nefret tohumlarını ekmeye devam ederek bu ülkeye daha fazla zarar vermektedir.

Acı gerçeklerimiz bize bir kez daha göstermiştir ki Kürt sorununun çözümü; mecliste bulunan siyasal partilerin kafa kafaya vermesiyle, ortak akıl ile sağlanmalıdır. Mevcut durum diyalog kapılarının daha fazla açılmasını zorunlu kılmaktadır. Çünkü mevcut gergin ortamda DTP milletvekillerine yönelik her hangi bir provokasyon daha büyük sıkıntıların yaşanmasına neden olacaktır.

DTP ve Milletvekilleri zaten yeterince sıkıntı içerisinde bulunmaktadırlar. Bu sıkıntı daha geçen akşam festivalde konuşan Genel Başkan Ahmet Türk’ün;” Maaş sevdalısı değiliz” söyleminde de kendisini göstermekteydi. Sorunun diyalog ile çözümü konusunda büyük bir fırsatın tepilmemesi gerektiğine inananlardanız.

Konuşarak anlaşamayanların savaşarak anlaşmalarının imkanı bulunmamaktadır.

Çatışmalar insanların hür iradelerini ortaya koymalarına da büyük bir engel teşkil etmektedir. Dünyanın en bilge adamı eli silahlı bir çoban karşısında ne kadar etkin ise siyaset sahnesindeki insanlar da silahların gölgesinde o kadar etkin olabilirler!

Eğer silahların susmasını sağlayabilir ve fikirlerin hür bir şekilde tartışılması ortamını yaratabilme becerisi ve Sabri gösterirsek bu davranış bu ülkeye yapılabilecek en büyük iyilik olacaktır.

Sonuç olarak ortadaki sonuç ne kadar acı verici olursa olsun bu sorun kördüğüme dönüşmeden duygusallıktan uzak ele alınıp değerlendirilmelidir.

Hele hele mevcut gergin ortamda kraldan çok kralcı olmanın da bir manasının olmadığını herkesin bilmesinde fayda bulunmaktadır. Acıyı da sevinci de metanet ile karşılamayı becermek zorundayız.