İnsanlar kaderlerinin nasıl gelişeceğini öğrenmek için ilk çağlardan beri arayışlar içerisinde olmuşlardır. Biliciler yada kehanetçiler toplum yöneticilerinin daima yol göstericileri olmayı sürdürmüşlerdir. Kehanetleri sayesinde önemli konumlara ve mal varlıklarına sahip olan biliciler gibi bildiklerini aktarmanın cezasını keleleri ile ödeyenler de az değildir. Bütün ihtişamlarına ve bilgilerine rağmen kehanetçiler ve kehanetler krallığı bile çökmekten kurtulamamıştır.
Bugün geçmişin kehanetçilerinin yerini istihbaratçılar almış gibi görünüyor. Teknolojik üstünlüğe sahip olan ülkeler uzaya fırlattıkları uyduları, silah yapımında kullandıkları teknolojileri sayesinde geri kalan toplumları sömürmekten bir an bile geri durmuyorlar. Bildikçe daha adil olacaklarına bildikçe daha çok sömürüyorlar. Zalimleşiyorlar.
Kendilerini ve teknolojik üstülüklerini ayakta tutmak için savaşlar çıkarmayı, toplumları bir birine düşürmeyi, çıkmaza giren toplumlara müdahale etmeyi büyük bir meziyet sayarak insanlığı ve insanlık onurunu ayaklar altına alıyorlar.
Bilginin insanların ve insanlığın, doğanın ve uzayın aleyhine bu denli pervasızca kullanılması elbette hayra alamet sayılamaz. Gün gelecek tıpkı kehanetler krallığının çöküşü gibi istihbarat üstünlüğünü ellerinde bulunduranlar da kendi egemenliklerine son vereceklerdir. Sahip oldukları bilgiler başlarına bela olacak çöküşlerini hazırlayacaktır.
En yıkılmaz imparatorlukların, En yenilmez savaşçıların, karşı gelinemez orduların tarihin derinliklerine nasıl gömüldüklerini insanlığın tarihsel süreci ile ilgisi olan herkesçe bilinmektedir. İnsanlık tarihi koca pers ordusu yerine üçyüz spartalının şanlı tarihini anlatır. Kanlarının son damlasına kadar çarpışıp öldükleri halde tarih onların yenilgiyle sonuçlanan kahramanlıklarını kazanımla biten pers ordusunun başarısından daha kıymetli ve değerli bulmuştur.
Persler tarih boyunca hep kendilerini tanrısal bir güç temsiliyeti ile kutsamış ve başka toplulukları ezmeye çalışmışlardır. Tarih sahnesinde sürekli olarak var olmalarına rağmen saygın bir konumu koruma veya saygınlığa öncülük etme gibi bir rolün sahibi olmaktan uzak durmayı meziyet saymışlardır. Kendine İslam dininin farklı varyasyon sahibi olarak patentlemek isteyen İran devletinin İslam dininin kutsal saydığı ramazan ayında operasyonel faaliyetleri ile insanlık karşısında nasıl bir sorumluluk sergilediğini de ortaya koyuyor.
Ramazan aylarında İslami hoşgörünün bütün özellikleri ile dünyaya örnekler göstermesi beklenen İslam cumhuriyeti yönetimi ezilenleri daha da ezmek için var gücü ile saldırılar düzenlemekten bir adım bile geri durmuyor. Durmaması bir yana başkalarının maşalığına da soyunma görevi üstleniyor, Yalan yanlış enformasyonlarla gündemleri işgal ediyor. İran ramazan ayı saldırıları ile İslami kardeşliğin nasıl sağlanacağını Kürtlere zorla benimsetmeye dünyaya da anlatmaya çabalıyor. İdam silahını insanlık onurunun düşmanı olarak değil bir övünç abidesi olarak kullanmayı meziyet sayıyor. Irakla yaptığı ve yıllar süren savaştan sonra ortaya çıkan insanlık dramının acısını kendine deng olan güçler yerine dağ başlarında kalmak zorunda kalan insanlardan çıkarmaya çalışıyor.
Büyük iskenderin orduları, Napolyon’un güçlü orduları, Hitlerin büyük hayaller barındıran orduları ihtişamlı güçlerine rağmen şimdi neredeler? Bu büyük ordulara sahip olan ülkelerin varisleri insanlık onurunu ne kadar temsil edebiliyorlar?
İnsanlık onuru ile bağdaşmayan toplumların kazandıkları askeri zaferler hiçbir zaman insanlar arasında övgüye layık görülmemiştir. Zalimler, zulmedenler, adalet için çabalamayanlar, ezmeyi, yok etmeyi, yakmayı, yıkmayı meziyet sayanlar hep bu zalimane duruşları ve yıkımları ile anılmışlardır. Taş üstünde tay gövde üstünde baş bırakmayan Moğolların varisleri nerede şimdi?
Güç adalet için kullanılmadıkça, hakkaniyet için kullanılmadıkça barışa hizmet etmedikçe zulmetmenin bir aracıdır. Güç sahipleri zulmederek bir müddet ayakta kalabilirler ancak sonları her zaman hüsrandır. Asıl olan insanları ve insanlığı sevmektir. Asıl olan Savaşsız bir dünya yaratmaktır. Asıl olan hak üzerine davranmaktır. Kehanetler krallıklarının çöküşünü izleyen bu dünya bu duruma da bir çözüm bulacaktır.
Next