“Gittiğiniz bir kentte konuk olduğunuz dostunuz, önce kentin turistik ve tarihi yerlerini gezdirdikten sonra acıktığınızı hissederek bütçesi el vermişse sizi, “çok meşhurdur” diyerek o şehrin “marka” olmuş en iyi bir yerine götürür.
Nerelerdir o yerler?
Her kentin kendine göre sözgelişi kalitesiyle ünlenerek “simge” olmuş bir pastacısı ve börekçisi, yazın sıcağında gereksindiğinde dondurmacısı, bir başkasınınkiyle mukayese edilmeyecek çorba işkembecisi, kebapçısı-köftecisi, restoran, yemek salonu vb.
Örneğin biraz yemekten anlayan, boğazına düşkün (gurme) biriyseniz, Antep’te canının tatlı çektiğinde aklınıza gelenin Güllüoğlu,Ankarada “Hacıbaba”dan başkası olmaz sanırım.
İstanbul’da Yeşilköye doğru yol aldığınızda sahildeki en az yarım asırlık et lokantası “Gelik”i bilmemeniz mümkün mü; tıpkı Bursa çevresi yol güzergahlarına yerleşmiş “İnegöl Köftecileri”, Bitlis ve Siirt’imizin lezzetli “Büryan”ı, ünü yurt dışına taşmış “Maraş dondurması” gibi..
Sayın sayabildiğiniz kadar.
Batman’ımız da güzel yemek salonlarıyla ünlüdür. İncelendiğinde, Batman’ın kuruluşuyla birlikte bu anlamda güzel yemek salonlarının işletmeye açıldığını görüyoruz. Bunların en ilkleri Peronun karşısında “Urfa Lokantası”, Meydan’da “Kazım Usta”, ikinci caddede “Dedeman”, “Şehir Lokantası”, “Başkent”, “Lokanta 74” ve daha başkaları.
Gerçi şimdi de eskileri aratmayacak ve hatta daha modern lokantalarımızın var olduğu bir gerçek. Ama baktığımızda bu sayılan “ilk”lerin içinde o günlerden bu günlere gelen sadece “Kazım Usta”nın olduğunu; diğerlerinden her birinin herhangi bir sebepten yok olup tarihe karıştıklarını görüyoruz. Ama Kazım Usta’nın her türlü anafor ve art arda gelen krizlere karşı en az 3o yıldan beri yaşamasının ardındaki “sır”ı irdelemeden önce geçtiğimiz günlerde “Diyarbakır yolu” üzerinde yeni Valilik binasının karşısında “ikinci bir yeni salon”u işletmeye açtığını öğrendik…”
Onun mesleğine olan tutkusunu anlatan ve aynı minval üzere uzayıp giden yukarıdaki yazımızın tarihi 23.Temmuz.2002. Yazı önce Çağdaş’taki köşemizde daha sonra “Bablekan” adlı kitabımızda yayınlandı.
On yıl aradan sonra geçtiğimiz gün sevgili Arif’le biz yine Kazım Usta ile birlikte, onun bu kez yine Diyarbakır Caddesi Aytemiz Petrol’un yanında açtığı “ikinci yeni” salonunda sohbetteyiz. Bahçevan’ın neredeyse bitişiğinde ve her zaman ki bir öz güvenle çok şirin bir yer yine bu seferki salonu da.
“İkide bir neden bu kadar masraf yapıyorsun” şeklindeki sorumuza, On yıl önce söylediğini tekrarlıyordu: “Lokantacılığı ben büyük paralar kazanmak için yapmıyorum ki, o benim yaşamımın bir parçası; müşterimden aldığımı tekrar ona vermek bende bir hobi. Bir de Batman’a ve yeniliğe olan aşırı tutkum..”
Yıllardır yakından tanıyor ve izliyorduk Kazım Usta’yı. Hayran kalmamak elde değildi; bir insan olarak, ya da bir esnaf olarak ancak bu kadar “tutarlı” olunabilirdi.
Kolay değil çünkü, ama o bunu hep başardı.
Yeni mekanın da hayırlı olsun, Allah utandırmasın diyoruz.
Güzel Batman’ımız en güzel şeylere layıktır.
Next