Dünkü Kenya ve Biz başlıkla yazımızda son dönemde bölgemizde meydana gelen toplu cinayetlere dikkatleri çekmeye çalışmış ve bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştık.

Toprak davaları ve kan davalarından kaynaklanan ve son 8 aylık dönemde onlarca yurttaşımızın yaşamına neden olan bu tür olaylara dur demek için elimizi taşın altına koymamız gerektiğini düşünüyoruz.

Bu konuda duyarlılık ve öncülük etmesi gereken merciler de var.

-Devleti temsilen il bürokrasisinin üst düzeyi

-BDP ve AKP gibi siyasal temsiliyetin başında bulunan kişiler (Bakan Milletvekili, Belediye Başkanı İl Başkanı vb.)

-Toplumun kanaat önderleri

Bu konuda duyarlılık kendilerine gelen çağrı şeklinde olabileceği gibi durumundan vazife çıkarmak şeklinde de olabilir. Yani bu kesimleri ilada birilerinin davet etmesi gerekmiyor kendileri zaten bilinen sorunlar karşısında duyarlılık gösterip müdahale etmeli ve çözüm kararı alıp kamuoyu ile paylaşmalıdır. Toplumda yaratılacak baskı ile de çözüme katkı sunmalıdırlar. İşin yasal boyutları da dikkate alınarak elbette. Yapılacak en iyi çalışma ise bu konuda bir komisyon veya heyetin oluşturulması ve tez elden göreve başlamasıdır.

Bu konuda kamuoyuna yapılan bir de çağrı metni hazırlandı.

Kamuoyuna çağır olara sosyal medya aracılığı ile dağıtımına başlanan bildiriyi bir grup aydın arkadaş imzaya açmış durumda. Destek imzalarının artması ile sorunun çözümüne katkı sunulacağını umuyor ve herkesin desteğini bekliyoruz. Bildiri şu şekilde;

 

KAMUOYUNA ÇAĞRIMIZDIR

Yılardır bölge halkının yaşadığı savaş ortamı ve savaşın vahşetinden kurtulma umudunun yeşerdiği bir dönemde ard arda yaşanan kan davalarında en acımasız savaşlarda bile denenmemiş yöntem ve şiddet yollarına başvurulmaktadır.
Genel olarak toprak anlaşmazlıkları ile başlayıp kan davasına dönüşen insani değerleri, hukuku, dini inancı, vicdanı hiçe sayarak acımasız yöntemlerle işlenen cinayetleri kınıyor ve son bulmasını istiyoruz.

Son 3 ay içerisinde;

Bismil Başköy de 8 kişinin,  

Batman Aydın konak ‘ta 3 kişinin, 

Hazro ilçesine bağlı Çitlibahçe köyünde 8 kişinin,

Diyarbakır çarıklı beldesinde 3 kişinin  

Muş'un Bulanık ilçesine bağlı Eskiyol köyünde 7 kişi’nin,

ve son olarak Mardin’de 5 kişinin

öldürülmesi bizleri önümüzdeki süreç için endişelendirmektedir.

En son olarak 3'ü çocuk, 2'si kadın 5 kişinin, Mardin Cezaevi önünde kan davası yüzünden öldürüldüğü olay uzun süre hafızalardan silinmeyecektir. Bu vahşet karşısında daha fazla sessiz kalmamak için bu organize suça bulaşmış tüm kişilerin tespit edilip adalet önüne çıkarılarak cezalandırılması gerekmektedir.

 Artık  'yeter' diyoruz, bizler yıllarca masum sivil insanların dökülen kanın bundan sonra  dökülmesini istemiyoruz ve diyoruz ki;  yaşam hakkı kutsaldır. Hiçbir gerekçe insanların canını almak için makul görülemez. Her ne sebeple olursa olsun insanların birbirlerini öldürmelerinin haklı hiçbir gerekçesi de olamaz,hele hele öldürülenler çocuk ve kadın ise !!!    

Bu tür şiddet olaylarının önüne geçebilmek için devletin ve bölgenin siyasi aktörleri acil tedbirler almalıdırlar.

 Özelikle toplumun silahsızlaştırılması, bölgedeki kan davalarının ve toprak meselleri yüzünden baş gösteren anlaşmazlıkların çözülmesi için, devletin Bölgedeki siyasi aktörlere büyük görevler düşüyor.

Bu vahşetlerin yaşanmasındaki en önemli sebep; adalet mekanizmasının  geç işlemesi ve ölümle sonuçlanan saldırıları organize suç örgütleri yöntemi ile işleyen aşiretlerin üzerine devletin ciddi manada ve süratle gitmemesinden kaynaklanmaktadır.

Artık bu vahşetlere dur demek lazım.    Kimden ve ne adına gelirse gelsin şiddete, töre cinayetlerine, toprak anlaşmazlıkları ve başka nedenlerle oluşan kan davalarına karşı çıkmak gerekir.

Cinayet işleyenleri toplum vicdanında da cezalandırmak, onları lanetlemek için örgütlü bir şekilde tepki gösterilip adalet önünde hesap vermeleri sağlanmalıdır.  

Şiddetin egemen olmadığı herkesin  barış içerisinde yaşadığı, silahsız ve onurlu bir yaşam için imzacı oluyorum;”