Büyük bir umutla ülkenin temel sorunlarının çözümü konusunda gözlerimiz parlamentoya çevrilmişken, sıcak bir odada aniden açılan pencereden içeri giren dondurucu soğuğun etkisi gibi bir etkiyle irkildik.
İyi şeyler olacaktı ve ülkedeki bütün yurttaşlar gibi bizler de artık rahatlayacak enerjimizi üretime, ilerlemeye, yoksullukla mücadeleye, haksızlıkları gidermeye çağdaş ülkelerin seviyesini geçmeye harcayacaktık.
"Hamur yoğurmak istemeyen, beş gün un elermiş"  diyor bir Rum atasözü. Birilerinin hamur yoğurmaya ve ekmek pişirmeye niyeti yok anlaşılan. Oysa bu ülkenin bu ülkede yaşayan bütün yurttaşların barış ve özgürlük ekmeğine ne kadar da ihtiyacı var.
Biz bütün olumsuzluklara rağmen umutla çözüm yolundaki engellerin kalmasını beklerken ortalıktaki sessizliği hayra yorumlamaya özen gösteriyorduk. Boşnakların ünlü atasözünde belirtildiği gibi “Derin olan nehirler sessiz akar” diyerek çözüm yolunda önemli adımların atıldığı ve bunların olgunlaşmasının beklendiğini umuyorduk.
Her birimiz farklı rüyalar görüyorduk. Katırın doğurmadığını, tuzun yeşermediğini bildiğimiz halde umudumuzu kaybetmek istemiyorduk. Haklıydık, çözümden başka yol yoktu bizi düzlüğe çıkaracak. Haklıydık çünkü üzerinde yaşadığımız topraklar gibi kana doymuştuk. Elekle suyun toplanamayacağını bildiğimiz halde eleğimizi suya daldırmaktan hiçbir zaman üşenmedik. Belki bir seferinde tutar diye hala daldırmaya devam ediyoruz. Belki bize ve bizim gibi düşünenlere deli diyecekler ama biz barış ve çözüm arayışlarını zorlamaya devam edeceğiz.
Biz “ha taş testiye değmiş ha testi taşa” mantığından uzak bir yol izlemeyi tercih ediyoruz. Taşın testiye testinin de taşa değmesinin bir zorunluluk olmadığı düşüncesindeyiz. Taşı gediğine koyup testiyi amacına uygun yerleştirdiğimizde kırma ve kırılmayı değil bir birine destek olan iki cisim görürüz.
Hani derler ya "Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın üstüne düşse, olan yine yumurtaya olur"  diye. Bu söze biraz da katılmamız gerektiğini sanıyorum. Çünkü memlekette olup biten her olayın ardından olan sorunların çözümü için çırpınanlara oluyor. Hep onlar işin cefasını çekiyor işin sefasında olanlar ise güçlü neredeyse onlar orada…
“Tilki aslan olmaz” diyerek işin içinden çıkmanın da bir mantığı yok. Çünkü kimin aslan kimin olmadığı konuma ve yere göre çok çabuk değişe bilmektedir. Fareye sormuşlar kim aslan diye kediyi göstermiş. Farenin konumunda en büyük aslan kedidir. Ancak aslanın olduğu yerde kedinin ne olduğunu hepimiz iyi bilmekteyiz. Bu aralar etraf kedi aslanlardan geçilmiyor. Jet motoru ile kükreyenini mi ararsın, tank motoru ile kükreyeninden mi kaçarsın, barut patlaması ile öldüreninden mi saklanırsın bilemiyorsun. Herkes aslan, herkes kaplan kesilmiş kendi yavrusunu yemeyle meşgul.
 Çürük tahta çivi tutmaz bunun böyle bilinmesinde büyük fayda bulunmaktadır. Çakılan çivinin yerini bulması için çakılan yerin sağlam olması lazım. Tıpkı başkasının ipi ile kuyuya inilemeyeceği gibi. Ortadoğu tarihi başkasının ipi ile kuyuya inmeye çalışanların uğradıkları acı sonların örnekleri ile doludur. Mısırdan başlayan, Tunus, Libya ile devam eden ve şimdilerde Suriye ile sürdürülmeye çalışılan gelişmeleri iyi analiz etmek gerekmektedir. Yakın geçmişin güzel bir örneği de yanı başımızda yaşamış olan Saddam Hüseyin vakasıdır.
Tecrübe aynı zamanda olup bitenden ders çıkarma algısıdır. Ders çıkarmazsanız aynı akıbeti tekrar yaşamak zorunda kalırsınız. Her tekrarlanan olayın daha fazla kayıp manasına geldiğini de unutmamak gerekir.
Toplumsal olayların ve sorunların çözümünde özenle kaçınılması gereken konulardan biri de kibir meselesidir. Asla bu tür sorunlar kibir meselesi yapılmamalıdır. Çünkü "Kibir kötü alışkanlıkların, alçakgönüllülük de iyi alışkanlıkların Kökü’dür."
Son dönemde gerek yurt içinde gerekse yurt dışında meydana gelen gelişmeler karşısında insanlarımızda derin endişelerin doğduğuna ve bir umutsuzluk halinin geliştiğine tanıklık yapmaktayız. Bu beraberinde derin bir sessizlik hali doğurmaktadır. Bu hali iyi anlamak gerekiyor. Bu sessizlik aynı zamanda gelebilecek olan fırtınanın da habercisi durumunda. iyi analiz edilmez, iyi değerlendirilmezse korkarız evdeki hesaplar çarşıyı tutmayacak ve acı sonuçlarla karşı karşıya kalabileceğiz.
Bu nedenle anayasa hazırlık sürecinde olduğumuz bu dönemde kimsenin yurt içinden ve yurt dışından gelen uyarılar karşısında kulaklarını tıkama hakkının bulunmadığını hatırlatalım. Baskı ve tehdidi gerekçe göstererek başka baskı ve tehditleri uygulamaya koymanın sağlıklı bir sonuç doğurmayacağı gibi bir çelişkiyi de barındıracağını unutmamalıyız.
Yazımızı bir Boşnak atasözü ile bitirelim."Kapıyı kapatmak açmaktan kolaydır."
 Ancak kapalı olan kapıların bir işe yaramadığını da bilmek gerekir.