KADINLAR GÜNÜ HAKKINDA BİR YORUM
28 Mart günü kadınlar günü olarak dünyaca kutlanmaktadır. Biz de bu yazımızda bu konuyu İslami açıdan derlemeye çalışacağız. Diğer birçok yazılarımda da ifade etmiştim. Müslümanlar Kur´an ve Sünneti iyi okursalar, hiçbir günü kutlamaya ihtiyaçları kalmaz. Ancak İslam´ın siyasi ve sosyal boyutundan habersiz olduğumuz için gözümüz, kulağımız Avrupa´ya talkmış onların attığı her adım bizler tarafından kutsal kabul dilmeye başlanmıştır. Artık öyle bir dereceye ulaşılmıştır ki helal ve haram mefkuresinden uzaklaşıp kendimize güvenimiz kalmamıştır.
İslam´ın temel ilkelerine ters düşmeyen her güzel uygulamaya elbette biz de güzel deriz. Ancak Allah´ın güzel görmediği ve Peygamberin onaylamadığı bir uygulama ve kutlama, bütün dünya güzeldir deseler de yine biz çirkindir deriz. Şayet kadınlar günündeki kutlamalardan maksat, kadının özellikle Kürdistan´da mülkiyet ve miras hakkından mahrum bırakılmasının gündeme getirilmesi ise, bunu onaylamak her Müslüman´ın bir görevi olması gerekir.Şayet bundan maksat çalışmada, giyinmede ve her konuda Avrupalıların inandıkları gibi ise bu kadın için bir hak değil, belki onun için aşağılamadır. Çünkü Avrupada yaşayıp gezenler bilirler ki aile düzeni yıkılmaya doğru gitmekte, meşru evlilik yerine dost hayatı yaygınlaşmakta, çocuk yerine köpek beslemek onların bir yaşam ideolojisi haline glmiştir. Memleketimizde de zinanın önündeki cezaların kaldırırlması, Randevu evlerin serbest bırakılması neticesinde fuhşun onbeş yaşın altındaki gençlere bulaştığı da basın tarafından yazılmaktadır.
İslamdan önce kadının erkeğe göre bir çok haktan mahrum bırakıldığı bir gerçektir. Kızların diri diri gömülmeleri, miras hakkına sahip olmamaları, aynı anda birkaç erkekle evli olabilmeleri ve köle gibi dışarıda çalışmaya mecbur bırakılmaları gibi durumlar örnek gösterilebilir. Bilhassa Kürt kadınların günümüzde miras hakkından mahrum bırakılmaları, dinin ön gördüğü şartlar oluşmadığı halde bir anlık zevkini tatmin için ikinci eşle evlenilip birinciyi sefalete terk etmeleri zulüm ve barbarlıktır. İşte kadınların seksüel ve açılıp saçılma serbestisi yerine bu haklarının üzerinde durmak daha iyi olmaz mı?
Her konuda kadın- erkek eşitliği mümkün değildir.Hz. Peygamber karı- koca arasındaki münasebetlerin sağlam temeller üzerine oturup kopmaması için taraflar arasında saygı ve sevginin önemi üzerinde durmaktadır. Nisa/34 ayetinde de geçtiği gibi evin şefliği erkeğe verilmiştir. Çünkü ev küçük bir daire veya Devletçiktir. Her Devletin bir Cumhurbaşkanı ve her dairenin de bir şefi bulunmaktadır. Devlet ve daireyi onlar organize ederler. Bir Devlet veya bir ilde birden fazla Devlet Başkanı veya Vali bulunursa kısa bir süre sonra yönetimde çatlaklar meydana gelir ve o yönetimin ayakta durması mümkün değildir.
İşte evde de reislik görevi erkeğe verilmiştir. Şayet kadın erkeğin reisliği kabul etmez ve istediği şekilde hareket ederse kısa bir dönem sonra çatlak sesler meydana gelir ve boşanmaya kadar gider. Boşanma yetkisinin erkeğe verilmesi, gerektiğinde serkeşlik yapan kadının dövülme ruhsatının erkeğe verilmesi, adalet sağlandığı ve şartlar elverişli olduğu takdirde erkeğe dört kadınla evlenebilme serbestliğin verilmesi bazı şahitliklerde kadının şahitliğinin geçerli olmaması veya şahitlikte iki kadının bir erkeğe denk tutulması, mirasta kadına bi,r erkeğe iki pay verilmesi, kadının tesettürünün erkeğe göre daha sıkı tutulması ve peygamberler arasında hiçbir kadının bulunmaması, erkeğin dünyevi işlerde kadının bir derece önünde olduğunu açık bir şekilde bizlere göstermektedir.
Avrupa demokrasisinin tesiri altında kalan bir kısım Müslümanlar, onlar gibi inanmaya başlamışlar ve her konuda kadın erkek eşitliğini savunmaktadırlar. Oysa, bunların yapmaya çalıştıkları yukarıda anlatılan kur´an´ın emirlerine tam terstir. Dikkatli olmak gerekir. Kadın çocuğu dokuz ay karnında taşıyıp doğurmaktadır. Bu sahada eşitlik nasıl sağlanabilsin? Haydi bir çocuğu erkek, diğerini de kadın doğursun ki eşitlik sağlansın. Bu mümkün müdür? Hiç de mümkün değildir. Erkekten İslam hukukuna ters ve kadının hakkına zarar verecek herhangi bir uygulama zuhur edince kadının itiraz hakkı doğar, Olayı hakim veya hakeme intikal ettirir.
Gerekirse reislik yetkisi mahkeme kararıyla kocadan alınır. Kadın kocasının kölesi değildir. Haklar İslam hukukunda belirlenmiştir. Erkeğin kıldığı namaz, kadının kıldığı namazdan daha sevaplıdır diye bir şey söz konusu değildir. Kim daha muttaki ise Allah nezdinde o üstündür. İslam dini akıl ve mantığa hitap eden nakil dinidir. Her şey aklıma uygun olsun denildiği zaman insan sayısı kadar dinlerin olması gerekir. Cahiliyet dönemindeki insanlar bunun için inanmadılar. Ancak yukarılarda da anlatıldığı gibi haklar karşılıklıdır. Kadının kocasına vereceği önem kadar kocanın da karısına önem verip onunla tatlı ve yumuşak dille konuşması, kaba ve sert hareket etmemesi de o kadar önemlidir. Çünkü Resulullah buyurur ki: “ Dikkat ediniz, sizin kadınlarınız üzerinde, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır. Kadınların, üzerinizde olan hakkı günün şartlarına göre onların yiyecek ve giyeceklerini sağlamanızdır" (Tirmizî, Sünen; İbn Mâce, Sünen, l).
"Sizin en hayırlınız kadınlarına karşı huyu en iyi olanlarınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II). "Kadınlarınız hakkında Allah´tan korkunuz. Şüphesiz, onlar sizin yanınızda yardımcılarınızdır. Onları Allah´ın emaneti olarak aldınız ve cinsiyet uzuvlarını Allah´ın kelimesi ile helâl edindiniz" (Ebû Dâvud, İbn Mâce, Dârimî: menâsik,).
Aşağıdaki ayette de Allah´a karşı görevini yapan erkek ve kadınlar için mükâfat sözü veriliyor ve mükâfatta kadın ve erkek arasında herhangi bir ayırım zikredilmemektedir. İşte buyrulur ki: "Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü´min erkekler ve mü´min kadınlar, boyun eğen erkekler ve boyun eğen kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah´ı çok anan erkekler ve Allah´ı çok anan kadınlar; işte Allah bunlar için bağış ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. " (Ahzab: 35) Allah´a emanet olun!
Next