KABİR ZİYARETİ VE ADABI: 2Kabir ziyaretiyle ilgili konumuza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Geçen haftaki yazımızda da anlattığımız gibi Her hareketimizde İslam´ın özüne bağlı kalmamız gerekir. Çünkü Kur´an-ı Kerim´de buyrulur ki:“İşte benim dosdoğru yolum budur, bu yola uyunuz. Sakın sizi Allah´ın yolundan ayrı düşürecek yollara girmeyiniz. İşte Allah, kötülüklerden sakınasınız diye size bu direktifi veriyor” (En´am: 153 ) Dolayısıyla da kabirleri ziyaret ettiğimizde de Kur´an ve Sünnet´ten ayrılmamamız gerekir. Aksi takdirde sevap kazanırız diye günah işlemiş oluruz. Bilmeden şirke düşmüş oluruz. Allah bizi korusun!Hz. Ömer zamanında bir ara yağmur yağmadı ve kuraklık meydana geldi. Bunun üzerine sahabeler Hz. Ömer´e müracaat ederek yağmurun yağması için dua yapmasını talep ettiler. Hz. Ömer de hayatta olan Peygamber (s.a.v) in amcası Hz. Abbas´ın dua yapmasının daha uygun olacağını söyledi.Hz. Ömer minberde iken şunları söylüyor: ”Allah´ım! Hiç şüphe yok ki biz, kuraklık zamanında peygamberin ile sana tevessülde bulunurduk, sen de bizler için yağmurun yağmasına vesile olurdun. Şimdi biz peygamberin amcası ile sana tevessülde bulunuyoruz ki yağmurun yağması için bize dua etsin. Sonra Hz. Abbas´a dua etmesini emretti. Hz. Abbas da dua etti, cemaat da âmin deyip duaya iştirak ettiler. Cenab-ı Allah da yağmur yağdırdı. Hz. peygamberin kabri yanı başlarında olmasına rağmen oraya gidip dua etmediler, orada dualarımız kabul olunur demiyorlardı. Belki hayatta olan Hz. Abbas´ın duasını vesile kılıyorlardı. (Buhari, Müslim)Aşağıdaki hadislerde Peygamber (s.a.v) buyurur ki:"Habeşliler öyle kimselerdir ki, onlardan ünlü bir kişi ölünce, kabri üzerine bir mescit yaparlar; o kişinin resmini de o mescide korlar. Bunlar, Allah katında halkın en şerlileridir" (Buhârî, Cenâiz) ”Peygamberlerinin kabirlerini mescit edinen Yahudi ve Hıristiyanlara, Allah lanet etsin” (Buhari, Müslim.)“Dikkat edin, sizden öncekiler (ehl-i kitap) kendi peygamberlerinin ve Salih kimselerinin kabirlerini mescitler ediniyorlardı. Sakın ha, siz de (onlar gibi) kabirleri mescitler edinmeyin. Zira ben, sizi bundan yasaklıyorum.”(Müslim)“ Evlerinizi kabristana çevirmeyin. Kabrimi bayram haline dönüştürmeyin. Üzerime salat getirin. Çünkü nerede olursanız üzerime getireceğiniz salat bana ulaşır.” (Ebu Davud)Yukarıdaki hadislerden anlaşıldığı gibi Peygamber (s.a.v) Yahudi ve Hıristiyanların,peygamberlerinin ve Salih kimselerin kabirlerini mescitler edindiklerini açıklayarak ümmetinin kabirleri mescitler edinmek, kabirlerin yanı başında namaz kılmak, oralarda kalıp yatmak ve şenlikler düzenlemekle onlara benzemekten şiddetle sakındırmıştır. Ayrıca nafile namazların evde kılınması istenmektedir. Çünkü evde hiç namaz kılınmadığı takdirde evin kabristana benzeyeceği bildirilmektedir. kabirlerin üzerine kubbe yapmak, üzerini örtü ile örtmek, sıvayıp boyamak, mermer ve kıymetli taşlarla süslendirmek de tehlikeli ve haramdır. Çünkü Cabir (r.a) rivayet eder ki: “Resûlullah (s.a.v) kabrin sıvanmasını, üzerine oturulmasını ve kabir üzerine bina yapılmasını yasakladı. (Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce, Cenâiz) Bilhassa İslam´dan, ibadetten haberi olmayan bir kısım kimseler, ölmüş Anne- babasının kabirlerini yaptırtmak için uzaklardan yerlerden gelerek kıymetli taşlarla mezarları yükseltip süslendirirler. Aynı zamanda bununla hayırlı bir iş yaptıklarına inanırlar.Bu gibi cahili adetlerden kaçınmaları gerekir. Mezarın kaybolmaması için yerden bir karış kadar yükseklikte basit taş veya kiremitlerle çevrilebilir.Üzerine çim, çiçek, yanına ağaç dikilebilir. Çünkü yaş ağaç ve otlar günahlarının bağışlanmasına sebep olurlar. Yahudi ve Hıristiyanlar gibi bu ümmetin bazı cahilleri de kabirde yatanlara kurban götürüp kesmek, onlardan hastaları için dua etmek, çocuğu olmayan kadınları çocuk sahibi yapmak gibi dileklerle kabirlerde yatanlara ibadet eder hale gelmişlerdir. Hz.Ali, Hz. Hüseyin.Abdulkadır Geylani, İbini Arabi, Veysel-Karani, Sultan Şehmus, Seyyid Bilal Becirmani, Celale´d-Din Rumi, Hacı Bayram Veli gibi zatların türbeleri örnekgösterilebilir. Bilhassa; Cuma, mirac, berat, kadir ve bayram gecelerinde dileklerin kabulü için insanlar buralara akın ederler. Bazen de çocuk sahibi olabilması, hastalarının şifa bulması veya herhangi bir işlerinin olması için türbelere para veya hayvan adarlar ve hayvanlarını götürüp oralarda keserler. İşte bunların hepsi de günahtır ve çok tehlikelidir. Çünkü Mekke müşrikleri de putlarına karşı aynısını yapmaktaydılar. Resulullah ve ondan sonraki sahabe ve tabiin dönemlerinde böyle bir uygulamaya rastlamak mümkün değildir. Geçen haftaki yazımda da anlattığım gibi kabirlere giderken onlar için dua yapılır ve ahiretle ilgili durumlar göz önüne getirilerek yapılan çalışmalar gözden geçirilir. Kur´an´dan bazı ayet ve surelerin okumasında da bir sakınca yoktur. İşte Hz. Ömer, yağmur duasını yaparken vefat etmiş Resulullah ve Resulullah´ın kabrini vesile kılmıyor. Belki hayatta olan amcası Abbas´tan dua etmesini talep ediyor. Çünkü hayatta olanlardan dua talep etmek caizdir.Hıristiyanlar aşırı sevgi nedeniyle Hz. İsa´yı üluhiyet, bir kısım rafiziler de Hz. Ali´yi peygamberlik veya ilahlık makamına çıkartıp küfür ve şirke düştüler. Yaratıkların ulaşamayacakları Allah´ın bir hududu vardır. Cenabı Allah o hududun çerçevesi içinde hiç kimseyi görmek istemez. Şayet herhangi bir yaratık kendini orada görürse veya başkası tarafından oraya taşınmaya çalışılırsa şirk meydana gelir. Zaten şirk genelde Salih kimselere beslenen saygı ve hürmet yoluyla meydana gelir. Lat, Menat ve uzza heykellerinin asıl sahipleri Salih kimselerdi. Aşırı saygı nedeniyle heykelleri yapılıp tapınma meydana geldi.Zaruret bulunmadıkça kâfir ve zalimlerin mezarlıklarına uğramamak ve yanlarında geçmemek gerekir. Resûlullah (s.a.v)Semûd kavminin ülkesi Hicr denilen yere varınca ashabına şöyle hitap etti: “Azâba uğratılmış olan şu milletin yurduna ancak ağlayarak girin. Ağlayamıyorsanız girmeyin ki onların başına gelen sizin de başınıza gelmesin.” (Buhârî, Müslim)Resulullah (s.a.v) Annesinin kabrini ziyaret ederken gözyaşlarını tutamamıştır. Ebu Hureyre (r.a) rivayet eder ki:“Peygamber (s.a.v) annesinin kabrini ziyaret ederek ağladı ve yanındakilerini de ağlattı. Sonra buyurdu ki: “Rabbimden annem için mağfiret dileme iznini istedim bana izin vermedi. Kabrini ziyaret etmeyi istedim bana izin verdi. Kabirleri ziyaret edin. Çünkü kabir ziyareti ahireti hatırlatır.” (Müslim, Ebu Davud,Nesai) Ebû´l- Heyyac (r.a) rivayet eder ki;"Alî bin EbîTâlib bana şöyle dedi: "Seni Rasûlüllah´ınbendenyapmamı istediği bir şeye sevk edeyim mi? Gördüğün her heykeli yıkacaksın ve yine gördüğün her kabri düzleyeceksin” (Buhari dışındaki diğer beş ravi) yine Fesale ismindeki sahabe (r.a) derki: “Resulullah´ın, kabirlerin düzlemesini emrettiğini duydum.”(Müslim, Ebu Davud)Allah´a emanet olun.